Frida Geceleri…

21 Kasım 2017 0 Yorum

Alejandro, boynumda gezinen nemli öpücüklerini hatırlıyorum ve beni koklarken nefes alış sesini. Gözlerinin içindeki beni hatırlıyorum. Beline dolanmış bacaklarımın arasında duruşunu, parmaklarını hatırlıyorum yüzümün üzerinde ve sonrasında o kazayı. Öpüşmek üzereyken Tanrı’nın bizi bizden ayırmasını hatırlıyorum. Bedenimi ikiye bölecek kadar onu kızdıracak ne yaptım acaba?

Yeniden koklamayacaksın beni biliyorum. Gül gibi koktuğumu söylerdin hep. “Kırmızı ,ateşli ve kokusu büyüleyen bir gül gibi kokuyorsun.” derdin. Kokum değişmedi aslında ama senin koku almak için seçtiğin çiçek ben değilim artık biliyorum. Senin kırmızı ateşli gülünü Tanrı bir demir çubuk yardımıyla kesip attı senin bahçenden.  Çiçek açtım, koparıldım, ezildim  Tanrı’nın gücü altında. Onca renkli tablolarımın içindeki tek gri benim artık kimsenin bilmediği.

Piyanonun sesi doldurdu odayı ve biraz da keman, içime işliyor bu gece yine. “Ben bize aşık oldum”  diyor şarkı. Ben bize aşıktım  Alejandro. Tanrı aşkı yaşamayı sadece ruhun içine hapsetmemiştir umarım. Bedenimden alıp götürdükleri sana yeniden dokunmama engel olacak biliyorum. Bedenimin  buram buram aşk ve şehvet kokan her bir parçası seni arzuluyor hala.

İşte şimdi kan damarlarımın içinde akan sensin. Kan damarlarımın içinde aktıkça hatırlanacaksın. Senin hafızanda kalmış anıların içinde kalan Frida’yı yaşatmak istemediğini hissediyorum. Unutulmak nehrinde yıkanıyor hatıra lekeleri ve eminim silinecekler. Ben de silmek istiyorum aslında. Silinmedikçe bir daha yaşanamayacaklarını biliyor olmak canımı yakıyor. Anmak istemiyorum.

Dinlediğim notalar ile kulaklarımda unutmak istediğim sesin ve seni andıkça bir türlü yerine yerleşmeyen dudak kenarlarım, yanaklarıma doğru yayılıp kaldılar. Gözlerimin nehrinden akan damlalar inatçı, ısrarla ruhuma deyiyorlar. Kirpiğimin ucuna tutunan her damlayı serbest bırakıyor içimdeki sızı. Acının tarifsizliğinde umuda yakın olmak istiyorum.  Acı ile bağlarımı az önceki damlalarımın keskinliği ile koparmayı diliyorum.

Acıdan olma kederli kelimelerle yazdığım ahşap kutu mektuplarının üzerinde damlalar nasıl bir iz yapıyorsa, o lekeler yüzünden geçmişimle olan tüm bağı kesmek istiyorum. Bedeninde bu kadar sızı hisseden bir kadın ruhunu da bu kadar acıtmamalı. Bu böyle sürmemeli. Bir yolu olmalı geçmişi ve onun sızlayan yaralarını silmenin. Bir yolu olmalı.”

“Frida Geceleri” kitabımdan küçük bir hediye…

Kategori: KİTAP

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: