Yalnız Deniz…

30 Aralık 2016 0 Yorum
  1. Bölüm

240_f_96871477_enty3sosb7wcusre2xksq3stut1yfhxk

“İşte böyle kardeş” diye anlatmaya başladı Deniz. Kayalıkların üzerinde fenerin ışığı ile bir kediye dert yanıyordu.

Kediden başka onu dinleyen birinin daha var olduğunu fark etmesi mümkün değildi. Sandalında biriktirdiği balıkların yorgunluğu ile biraz dinlenmek isteyen Galip, Deniz’in itiraflarını dinlemiş ve sonunda bir çift laf söylemek için arkasından dolanıp önüne atlayıvermişti.

–          Ne konuştun be ağam. Heh anasını satem. Susmadın be kardeşlik. İki dakka uyutmadın yahu.

–          Kusura bakma kardeş. Görmedim seni.

–          Nerden görecen be arkanda gözün mü var?

–          Güldürdün beni ya sağol.

Hani ne içiyon bakem sen?

–          Bitti. İçemiyorum.

–          Ölünceye dek içcen demi?

–          Vallahi de öyle. Ölene dek içesim var.

–          Ben de bir şeyler var öldürmelik ama köpek öldürüyor diyiveriğler. Seni öldürüğ mü gel bi dene bakem.

–          Hay yaşa üstad. Adın neydi senin?

–          Galip ben. Hep yenik Galip derler bana. Sen kimsin bakem?

–          Yalnız Deniz.

–          Ohoooo. Olmuşun sen.  Terk edilmişin arkideş. Ah be yengem ya, yapılığmı böyle civan adama bu eziyet. Yörü hade yörü sandala. Kediylen, köpeklen konuşmaya başladığına göre bu gece beni şenlendirecek film çıkar senden.11904743_1642996859272633_1100359168619681869_n

Deniz epey ağladı bir o kadar da anlattı kusurlarını Galip’e. Galip sabah menemen pişirirken minik bir tüpün üzerinde, “Aşktan ölmez kimse merak etme, anca sürünür.” Cümlesi ile yeni dostluk gecesine noktayı koymuştu.

Deniz ayılmayı reddettiği için Galip’in köpek öldürenlerini birer birer tüketmişti. Midesi üzüm bağına dönmüştü adeta. Bulanıklık hali ile birden istifra etmeye başladı.

Galip sırtını ovup yeni arkadaşını rahatlatırken söylenip duruyordu ama Deniz o cümleleri anlayamayacak kadar sarhoştu.

Deniz bir iki saat sandalda eski ve balık kokulu bir battaniyenin altında uyurken, Galip balıkları hale bırakıp sandala geri dönmüştü. Telefonun çalan sesinden sıkılınca eline alıp görmeden bir tuşuna basmış gelen sese karşılık konuşmaya başlamıştı bile.

Arayan İsmail’di. Galip bütün günü Deniz’ e harcayamazdı. Bulundukları yeri,  sarhoş arkadaşının arkadaşına söyleyip yardım istedi. İsmail Deniz’in bulunduğu yere geldiğinde uyandırmanın mümkün olmadığını anladığı arkadaşını. balık kovasındaki deniz suyu ile ayıltmayı başarmıştı.

Deniz’in küfürlerini duymazdan gelmiş, Galip’in eline verdiğinde almayacağını anladığı biraz parayı battaniyenin altına saklamıştı.

“Yağmur’dan sonra Deniz” kitabımdan küçük bir hediye…

Kategori: KİTAP

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: