Datça’dan biriktirdiklerim…

17 Ekim 2016 0 Yorum

14717068_224678044617472_5866463506266359817_nYeşil ve mavinin memleketi Datça’dan bir tatlı huzur alıp İstanbul’un kalabalığına karıştık. Bedensel olarak İstanbul hayatına devam ederken sanırım uzun süre ruh, o uçağa binip bedenime gelmeyecek. 

14670788_224678081284135_3250848439716803097_n

“Her güzelin kusuru vardır” cümlesini yalancı çıkarttı Datça. Ben bir kusur bulamadım. Güzelliklere de doyamadan, kaldığımız yerden devam etme çabası içerisindeyim. Ilgın ağaçlarının heybetli gölgesi altında keyifle serinlediğim Datça’yı çok özleyeceğim.

Zeytin ağaçları ve Datça’nın en muhteşem ikramı Badem ağaçları, kozalakların süslediği Çam ağaçları, maviye biraz yeşil katıp, gözlerimizin önüne eşsiz bir manzara hazırlamıştı adeta.

Doğa, Datça’ya ruhu dokunan herkesi kendine aşık edecek, özletecek kadar yakıcı bir güzellikte. 

Deniz, sakinliği ve duruluğu ile en isteksiz canlıda bile dokunma arzusu oluşturuyor. Doğaya karşı tutku yaratıyor. Denize dokunmak coşkusu ile serinledikten hemen sonra güneşin yaktığı mekanlardan kaçıp, ılgın ağaçlarının kucağında serinledim. Badem Kahvesi yudumlarken, duyduğum en sevimli şivenin keyfiyle, etraftan gelen sesleri dinleyip, sınırsız bir gülümseme, bolca huzur eşliğinde harika anılar biriktirdim.

Havaalanı sonrası, 14720340_224678211284122_1437262411828480886_nDalamandan Datça’ya kavuşmak üzere yolculuğumuz başladı. Yolda hafiften azıcık bir şeyler atıştırsak mı dediğimiz zaman Akyaka’daydık. İki taraflı görkemli ağaçların sarılmaları sonucu “Doğa’nın Aşk Tablosu” diye adlandırdığım ağaçlıklı uzun, ferah yoldan geçip, “Akçapınar Tostçusu’na uğramadan gitmeyin” diyen dostlarımızın tavsiyelerini dikkate alarak, mide de isyan bayrağını çekince kendimizi çeşit çeşit yapılmış lezzetli pideleri bedene yerleştirirken bulduk. Bol köpüklü ayranları da içince, vedalaşma vakti gelmiştir artık.

Akyaka’dan Datça’ya yolculuğumuzun ardından yorgun bedenleri küçücük dinlendirmek ve deniz ile kavuşmaya hazırlanmak için muhteşem manzarasını kollarının arasına almış gibi duran Datça’nın merkezindeki otelimize yerleştik. Sevgili Gökhan Demirelli ‘nin misafirperverliğine ve işletmecilik başarısına şahit olduğumuz Kumluk Otel’in deniz gören odalarından birinde balkondan içeri giremez hale geldik.

Otel’in manzarasını doğa güzelliği olan her yerde yakalamak mümkündür ancak merkezde konumlanmış, manzaralı, temiz ve düzgün bir işletme özelliklerini aynı anda bulmak kolay olmaz. İyi gezginciler bu detayları gayet iyi bilirler. Kısa konaklama sürecimize rağmen, aile dostumuzun evinde ikamet ediyor hissi yaşattılar.

14656304_224677677950842_5712666166027885249_n

14650618_224677341284209_7297597218843143236_nKumluk Otel’e komşuluk eden Dutdibi Fish Mekan gecenin finalini en görkemli anı ile bize yaşattı. “Yağmur’dan sonra Deniz” adlı kitabımdaki Datça öyküsünde Yağmur ile Deniz’in tanıştığı mekan olarak tasvir ettiğim restoran da romanın canlandırmasını kare kare yaşadık neredeyse.

Yemeğin ortalarına doğru kitapta bahsi geçen “Dost” da bize katılınca, yumuşak tüylerini okşarken keyfimiz oldukça yerindeydi. Mezeleri, taze balıkları hepsinden önemlisi hizmet sektörünün olmazsa olmazı hijyen ve sunum detaylarını önemseyerek güler yüzü, misafirperverliği ile bizi ağırlayan işletme sahibi sevgili Gürhan Sırrı Göksel ve Datça’nın reklam ve medya sektöründe adından söz ettirmeyi başaran aynı zamanda menajerim, Saygın Kurt’a gecemizi keyiflendiren dost sohbetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.14650750_224677374617539_8992268589464946102_n

Herkesin keyfi bol, neşeli, kendi anıları vardır ama kimse bunları tek başına yaratamaz. Mutlaka eşlik edenleri vardır. Kısa seyahatimizin ilk günü yorgunluk atmak, bol bol sohbet içinde dinlenmek ile geçti.14563488_224677197950890_3276202362275153807_n

14680773_224677111284232_2544073823878236246_nErtesi gün Kumluk Otel’in önündeki işletmeye ait plajında sabah deniz ile sarmaş dolaş oldum. Suyun enerjisi benim bedenimden içeri yerleşirken, güneşin göğe doğru yükselmesini bekleyip, günün getireceklerine hazırlandım.

İlk durak Palamutbükü oldu. Şeffaf denizin serin sularının tadına bakıp, günün keyfini çıkarttık. Palamutbükü’ nün ılgın ağaçlarının altında Şef Restorant’ın sahibi sevgili Erdinç Toksöz ile sohbet ederken, denizin çektiği enerjimizi lezzetli, şık sunumlu yemekleriyle yeniden toparladık.

14691896_224675717951038_3088623772913454317_oSonraki hedefimiz Knidos Antik Kentiydi. Antik Kent’e geldiğimizde önce bir kaç dakika tepeden hayranlıkla izlediğimiz manzaranın büyüsüne kapıldım. Güvenlik kulübesinden geçtiğimizde Antik Kent tüm ihtişamıyla bizi selamladı.

Kendimi bildim bileli tarih kokan yerlerde başka bir ruh haline dönüşüyorum. Ayakkabılarımı çıkartıp zemine dokunmak, taşların arasında sanat tarihine ve yaşanmışlıkları şuursuzca hayranlık seviyesinde bakarken, kendimden geçmek bir alışkanlık oldu.

Şef Restoran’ın sahibi Erdinç Bey’in ikinci işletmesi Knidos Restorant’ın muhteşem manzarası eşliğinde Antik Kent gezi yorgunluğumuzu attık. Antik Kent gezisi boyunca bize rehberlik ettiğini hissettiren tatlı kedicik Afrodit’ in peşine takılıp ulaştığımız Knidos Restoran’ın iskelesinden, Ed Sheeren şarkılarıyla balıkların dansına şahit oldum.

14670778_224676454617631_5534198063060316823_n14681766_224676697950940_3347767484809342889_nHayvanların da, bitkiler ve insanlar gibi Datça ambiyansında sanırım aşka bulaşıp, huzurla, hayattan keyif alma arzularıyla yaşadıklarını ispat edesi geliyor. Balıklar şarkının başlamasından bir iki saniye sonra iskelenin altında, ayak bileklerimin etrafında dans etmeye başladılar. Kıyıya demir atan tekneler ise manzaraya muhteşem görsellik katıyordu.
14713769_224676514617625_1199634036683074192_n

İkinci akşam, Datça sahilinin romantizm durağı Dutdibi Fish Mekan’ a komşu olan sevgili Taner Yaşyerli ve Hüseyin Yaşyerli’nin restoranı “Balıkçı Hüsnü” nün Rum Dolması, Otlu Mantarı, birbirinden leziz mezeleriyle süslenmiş, taze balık sofralarında keyif sohbetlerindeydim.

 

14570355_224677407950869_4819362868547452610_n14718802_224676731284270_2732731187897945991_n14681609_224675994617677_1973586548875524226_n

Aynı manzaraya az ötesinden bakan, benzer şıklık ve yakın kalitedeki iki nadide restoranın hissettirdiği çok özel bir duyguydu. Kendini özel hissettiren bir havası var bu deniz kum birleşkesi yeşil kokan mekanların.

Ayaklarınız kuma gömülü, dalga sesleriyle huzur yudumladığınız Datça gecelerinin tadına bakmadan yaşadım dememenizi tavsiye ederim.

Bazen sessizlikle eğlenir insan. Kendi senfonisiyle içten içe dans eder. Huzur ile sarmaş dolaş olur ve yaşadığını hisseder. Bunun için aranan mekan Datça olmalı…

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: