Aşk, Yağmur ile Deniz’ e sağanak yağıyordu…

15 Haziran 2016 0 Yorum

fb_ımg_1449591324548.jpg.jpg“Bendeki Aşk, senden bana zuhur eden, içime işleyen nedir bilmek ister misin? Kim baksa yüzüme senden izler görecek her an. Benim her halimde sen varsın. Gözlerim sana ağlayacak, senden olanlar için akıtacak yaşlarını, gülüşümle eşlik edecek, belki bir gün kahkahalarımdan yaşaracak gözlerim, belki de incittiğin yerden akamayan kanın yerine, sağanak yağacak gözlerim ama içinde hep sen olacaksın.

O en beğendiğin dudaklarımda senin yönetiminde anlıyor musun? Ya sen istedin diye tutku ile alev alacak, ya mühürlenecek ve hiçbir sesin çıkmasına izin vermeyecek, belki de kocaman bir kahkaha için açılacak bir gül gibi yüzümün tam ortasında ama o da senin emrinde aşk. Sen ne istersen o.

Ellerim, parmaklarımda, emrinde sevgilim. Ya sımsıkı tutacaksın kenetleneceğiz ya da kayıp gideceksin usulca avuçlarımdan.

Uyuyarak şereflendirdiğin göğsümün üzerinde, saçlarının içerisinde kaybolacak parmaklarım istersen ya da gidişinin ardından boş yastığı göğsüme bastıracak sen diye. Her hareketinde yine de sen olacaksın avuçlarımda, ellerim senin varlığınla eskisinden daha da anlamlı.

Sana gönderilmeyen mektuplar yazacak belki parmaklarım ya da buzdolabının üzerine gülümsemen için “Sana aşığım” yazan bir not bırakacak güzel bir sabahta, ama yine senin emrinde olacak.

Kalbim, hani şu gönül dedikleri, o da emrinde sevgili. Sen ince ince sızacak, damlaya damlaya göl, sonra okyanus olacaksın içimde. Tüm hücrelerime yayılacaksın. İliklerime işleyeceksin. Sen kokacak üstüm başım.

Belki ruhum kırılıp dağılacak bir cam parçası olacak kim bilir? Uçurumun kıyısında paramparça, yere çakılmaya yakın bir taş gibi sırasını bekleyecek ya da zirvede tamamlayacak görevini yürek. Sadece seninle dolu olacak tüm varlığım, sana söz. Ölüm de de, hayatta da yalnız sen olacaksın.

Bedenimi oluşturan neyim varsa, saklı gizlilerimle, hayallerimle, duygularımla, beynimin tüm hücreleri ile esir al beni aşk, sana söz sonsuza kadar emrindeyim.

 

Acıyan yerlerime, kırılan dökülen tüm parçalarıma inat sana hizmet edeceğim sonuma kadar.942126ed-89f9-4eaa-bd2d-317d1d31f513

Sana bağlamışken kendimi ta köklerimden, beni üzüm buğusu, zümrüt, elmas ve değerli ne varsa en kıymetlisinin yerine koyacaklarını bildiklerimden de vazgeçeceğim sana söz.

Sen sürükle beni peşinden. Taşlı yollarda yere düşür, kanat dizlerimi, dirseklerimi, akıt gözyaşlarımı, gözyaşlarımla yıka, arındır kendini umurumda değil.

Kıymetsizleştirsende adın aşk senin. Dilin aşk, kokun aşk ve ben başka bir dil bilmem, başka kokulardan hoşlanmam anlıyor musun? Tek bildiğim sensin.

Dünyanın tüm nimetlerinden bir bir sundular, sunacaklar önüme biliyorum ama benim kıymetlim sensin. Sen, sebep olmadan ruha yayılan aşksın. Aşkı bedenleştiren kıymetlimsin.

Sen, adı aşk olan, kimsen gel, emrine amadeyim.”

Bir an durdum. “Aşk, bu mektup sana” kitabımda yazan cümleleri hatırladım. Sokak lambası bile olmayan bir karanlık kuytuda, yüzünü yüzüme yaslamış, hayalimin en elle tutulur gerçeğine sordum.

– Ey aşk, sen mi geldin?

Anlayamadı önce öylece baktı. Gülümsedi. Başını yine sol omzuna doğru eğdiğinde anladım yeniden utandığını.

– Sen de beni mi diledin yoksa?

– Aşk diledim ben. Sen misin?

– Hazır mısın?

– Hoş geldin.

– Hoş geldin Yağmur. Kaç gündür başımın üstünde bulutlara baktıkça, ne zaman yağacaksın diye beklerken, sırılsıklam olmak da varmış.

O kadar romanın yazarı Yağmur, sen daha önce böyle duyulası bir cümle kurdun mu kendine dedim usulca zihnime. Diyecek sözüm bitti.

Bir an önce toparlandım. Az önce girdi hayatıma, tam da şu iki sokak ötede çarpıldım. Bir yıldırım gibi çarptı ve ben yeni bir ruhla yeniden doğdum. Yıldırım her zaman çarptığı yerde ölüm yaratmaz, yangın çıkartır ya işte tam da böyle bir haldeydim. İçimde bir yangın kıvılcımı vardı. Başka bir âlemdeyim.

Mevlana gibi, dünyadan değil ama dünya için var olanımdı sanki. Dünya da aşk yaşamak için görevlendirilmiş bir melek gibiydi benim için.

Dünya nimetinde kayboluyordum ince ince. Yok oluyordum. Başkalaşıyordum. Yaşadığım ne varsa unutmuştum.

Kimdim ben ve nereden buraya gelmiştim? Bu kadar sürede ne olmuştu da o haldeydim? Sihir ile mi tanıştım nedir?

img_0023

– Öpsene beni.

– Öp. Niye ben öpeyim seni?

– Sen öpmek isteyince başka anlasana…

 

Öpüşmek ne demek biliyorum artık. İki ruhun aşkla ağızdan çıkıp birleşerek cennete yerleşmesi gibi bir şey.

“Yağmur’dan sonra Deniz” adlı romanımdan Syf 56-57-58 hediyesidir.

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: