Beni susturdunuz…

2 Haziran 2016 0 Yorum

fb_ımg_1455411028540.jpg.jpgNeyim fazla, neyim eksik, nedir çok ya da az olan bilmiyorum  ama ben vazgeçtim. Kendime yeter nefesime sahip çıkmak yetecek sanırım. Kendimden mevsimler yaratmak istiyorum. Başkasının benim üzerime giydirdiği mevsime göre yaşamak bana göre değil. Ne savrulmak istiyorum fırtınada, ne de kurumak sonbaharda. Daima yeşil ve sıcak olmalı hayatım . Üşümemeli ruhum. Isınacağım bir güneş yoksa ona göre önlemler almalı ve üşütmemeliyim kendimi.

Pansuman da ben de, yara da benim. Kanattırmamalıyım hunhar ellerin darbeleriyle. Ruhumu tanımayı, anlamlandırmayı tercih etmeyen, beden olarak gören ne bir dost istiyorum artık ne de emsal başka bir tamamlayıcı. Kendimi doyurmak, beslemek, tamamlamak için yöntemler geliştirmek zor olmasa gerek. En azından en iyi bildiğimi keşfetmek olacak benimkisi. En çok ne dilersem, ne istersem kendim için o beni iyileştirecek şüphesiz.

Ben de yaşamak istemeyenlerin yoluna çıkmamakla başlamak lazım işe. Teğet geçecekse geçsin gitsin hayatımdan. Unutulmayan anlarımın hatıra kokusu gelir bir gün burnuna ve yeniden anar keşkelerle başlayan cümlelerinde. Bana gelip gelip kaçanların yolu da benim yanımdan geçmesin artık. Kendinden kaçak yaşayanlarla da işim yok. Kendine inanmayanın bana ne inancı olacak ki? Cesaretsizliğinden aşkı kaçıran korkaklarda harcamasın hayatımın kıymetli anlarını. Korkularından diktikleri kılıflarını giysinler, belki gerçeklerden korunurlar… Zamanla dar gelip, eskiyince patlasın, sökülsün maskeleri, kılıfları. Bütün biriktirdikleri etrafa sakil bir şekilde saçılsın. Bu onun ayıbı olur, kime ne…

Ben üzerime bir şey giymek istemiyorum artık. Ruhumun çıplaklığı ile mutluyum. Her şeyim bir yiğit edasıyla ortada olsun.  Korkusu olmayan gelsin sarsın sarmalasın, korkak kendine sığınacak derme çatma bir liman bulur ne de olsa . Mutluluk çatısını deldiğinde, sahtelik tuğlalarının arasında da nefes alabiliyor insan siluetindeki varlıklar.

Vazgeçtim. Güneşi perdeleyen bakışından, ayı aydınlatan, gecemi dolduran gülüşünden, dokunuşundan sesinden, teninden, bana sunmak istemediğin eşsiz ruhundan vazgeçtim. Son kez bakıyorum ruhuna uzaktan. Bu son bakış.
Darmadağınık duygularımı son kez süpürüp biriktirdiğim kalbimin çöp kutusuna istifledim. Bu son kez aşk için dökülen göz yaşlarım. Gerçeklik istemeyenleri memnun etmeye adıyorum kendimi. Kendim için gerçek bir mutluluk yaşayacakken, ille de sahtecilik diyenlere hediye ediyorum yeni hallerimi.
An da kalmak yalanına inananları, şu an da donduruyorum. Attığınız adımlar görünmüyor, okuduğunuz şiirler, kurduğunuz cümleler yalınlıktan uzaklaştıkça size de sağırım adını aşk ve dost koyduklarım. Peki diyince koca bir hikaye yazabilirmiş insan.
Beni susturdunuz. Buyurun şimdi dilediğiniz sahtelikte mış gibi yaşayın. Ben vazgeçtim.
Peki…
Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: