Çok şirin oldum vallahi…

21 Nisan 2016 0 Yorum

Ne sevmekten korkmak, ne zulümden korkmak, bize yakışmaz…”

                                                                         Hüsnü Arkan

fb_ımg_1454829800886.jpg.jpgHatırlamakta zorlandığım ben ile karşılaşıyorum bu aralar. Bir yerlerde saklanmış bu güne kadar.

Ce ee yapmaya geliyormuş ara ara bir bakıp çıkacakmış meğer. “Her uğradığım anı kıymetlendir, bakarsın yeniden saklanırım derine ve yalvarsan da gelemeyebilirim” dedi acımasız bir oyun arkadaşı gibi.

Olması gerekenler adlı düşman ile ben arasındaki münakaşaları izlemek ne komik bilemezsin. Şaşkınlık, kızgınlık, heyecan, telaş, endişe hepsinden birer tutam kattığım günlerdeyim.

Neler neler istiyor ruhum ve mantık gerçekten kuvvetli bir boksör gibi yumrukluyor onu. Garibanca serildiği yerde kan içinde, ağzı yüzü yara, gözlerinden konuşuyor mantık ile ruh. “İstiyorum ama sebebini bilmeden istiyorum anlıyor musun?” diyor mantığa. Mantık sesini kısıyor ruhun. çığlık derinlerde kalıyor ve duyulmuyor.

En yüksek seslerin mekanı  geceler. Yürek sesler gecenin sessizliğinde. İçin avaz avaz bağırıyor. En sağırını bile tedavi edercesine döküyorsun içini. Bazen gözlerden sızıyor, bazen küfüre, kedere karışıyor. Bazen isyan ya da bir kadeh dolusu kırmızı oluyor arzular.

Müzik sözden ibaretken ruh demlenir. Nota bahane. Dans ederken şarkının sözlerine odaklanmaz ya insan, sadece keyif alır öyle belli belirsiz sallanmaktan. Dans eder gibi yaşamak istemiyorum hayatı. Her notadan, kelimeden anlam çıkartıp kıymetlendirmek istiyorum. Ruhum çakır keyif olsun istiyorum. O çakır keyiflik hareket ve ritim getirir  zaten.

Aşk hiç konuşulmadan, alt yazısız  sızarmış içeriye. Mantığın sesini kısabilirsen, heybesindeki mutlulukla keyiflenir hayatın. Sırf ona benziyor, onun gibi kokuyor, onu hatırlatıyor, onun için diye manası değişir etrafındaki her varlığın. Nasıl sarar, nasıl sever, nasıl da kendinde tutar o heyecan seni. Çok mu güzeliz der gibi hep güzeldir kafan işte. Kırık hava peşinde için, oradan oraya savurur keyifle tüm biriken kullanılmamış hislerini.

Bu çakır keyiflik yakışmış bana. Dostum ayna öyle söyledi. Çok şirin oldum vallahi. Gözlerimden fışkırıyorsun. Şapşal gülümsemelerimde saklanan gizli öznesin sen. Yüklemsiz cümle kurmak niyetinde değilim ama hayatın içinden ikimiz için seçeceğimiz yüklemlerden oluşan bir sürü cümlemiz olsun istiyorum. Hikayemiz başladı ya birden, başladığı yerden aynı sürprizliği ile sürsün istiyorum.

İstiyorum yahu. Şımarık ve arsız bir çocuğun, doyumsuzca şeker yemesi gibi istiyorum. Karnımı ağrıtıp kusturacaksa da kustursun. Ne yapalım yani? Kulaklarımı çekeceklerin listesinden korkmadan haykıracağım yaramazlığımı. Kıvılcımdan alev almaksa yanacağım şimdi. Rüzgar ile savrulmaksa ağaç dallarına takılasıya kadar uçmaya hazırım. Gidilmeyeceklere gitmekse yola çıktım bile.

Ben koşuyorum. Geliyor musun?

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: