Hediyem olur musun?

25 Şubat 2016 0 Yorum

fb_ımg_1453139548960.jpg.jpg

Çocukluğumdan getirdiğim en masum dost gibi karşıladın beni. Dedim ya garantisi yok. Dost başladın ama etiket değiştirebilirsin. Ne çok özlemişim içtenliği, samimiyeti, güzel konulardan bahsetmeyi, neşeli bir şeyler paylaşmayı, sevimli sevimli etrafta ışık saçmayı meğer. Etrafı dolduran keyifli bir kokunun neşesini yaşıyorum şimdi.

Şimdi neredeyse günlük cümlelerin hepsinde diyebilecek kadar adın geçiyor aklımdan. Temassız dokunuşlarınla gülümsüyorum. Benimle konuşurken hareketlerini tahmin edebiliyorum. Kahve içerken, paylaşılabilir bir varlığa bakarken aklıma gelenler listesinin başına taşıdım adını. Ufak ufak hayatıma sızıyorsun, ben de bunu izlerken keyifleniyorum.

Ben de de bir şeyler sızıntı yapıyor dışarı. Bazen gözlerimden, bazen sebepsiz gülüşlerimden anlaşılıyor sızıntılarım. Hiç sebepsiz bakasım geliyor gözlerine ve bir o kadar daha sebepsiz dokunmak istiyorum sesine, gülüşüne, ruhuna, zihnine. Ah bir de şu tatlı sarhoşluk hali yok mu? Oh mis.

İnsan en azından hayatında en az bir kere bu mutluluk dozajından almalı bence. Ne demişler ilaçlar iyileştiricidir ama yan etkileri de vardır. Ne yapalım yani? Mutlu olmak için gerekiyorsa bir doz almalı, yan etkilerine de katlanmalı o halde. Bugün bir araştırma yazısında okuduğum bilgiye göre, aşkın ömrü iki buçuk yıl, acısı ömür boyu sürüyormuş. Hiç sanmam. Aşka aşık insanoğlu, yeni bir aşkta siler süpürür acının kalıntılarını.

Ya sonunda acı çekersem diye korkup kaçmak niyetinde değilim. Sonunu düşünen kahraman olmaz demişler ya. Ben o cümleye inanmak istiyorum şimdi. Kendi efsanemizin, masalımızın, küçük mucizemizin kahramanı olmak yetecek bana.

Konuşacak ne çok şey var aslında. Susmamayı tercih edersek paylaşacak çok şey de buluruz. Paylaştıkça çoğalır, serpilir, belki de köklerden bağ kurarız. Sıkılırsak birbirimizin dalını kırmadan topraktan nazikçe sökülelim olur mu? Dallarımıza zarar vermeden, gövdelerimizi kemirmeden, çiçekleri koparıp üzerine basmadan, birbirimizi ezmeden yakışanı yapalım.

Şimdi ben birazcık korkuyorum da çaktırmıyorum ya senin gibi, cesaretimiz kırılır da sendeler yere düşersek, birbirimizin elini tutup yeniden bir ayaklanalım. Baktık ayaklandık ama birlikte yürüyemiyoruz, el sıkışıp tekrar görüşebilmek üzere farklı yönlere doğru yol alalım.

Beğeniyorsak, kızıyorsak, istiyorsak ya da istemiyorsak, seviyorsak ya da artık sevmiyorsak, her ne hissediyorsak gerçekte birbirimize yalnızca onu yansıtalım. Mış muş gibi yapmadan en yalın halimizi birbirimize hediye edelim.

Benim hayat hediyem olur musun?

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: