Adam ne diyor?

10 Şubat 2016 1 Yorum

image

Klasik feminen bir yazı beklemeyin. Ne kadar bazen karşı cinsin manasız tutumları yüzünden cinnet halinde olsam da haksızlık etmek istemen. Zaten artik insan cinsi diye bir şey yok benim için. Erkek ya da kadın ayırt etmeksizin insanlığı ile ilgileniyorum önce. Farklı görsellikler ve bir takım özelliklere de sahip olsak, cinsiyetten ayrılmış kıymetli bir varlık kısaca insanız.

Dün bir arkadaşımın sosyal paylaşım ağında yayınladığı komik bir anlatıyı okudum. Fıkra desem değil, hikâye hiç değil ama öylesine komik bir kare diyelim.

image

“Tanrı sözde Âdem ile Havva’yı yaratırken, en son iki organ kalınca ikisine bir seçme şansı vermiş. Âdem penisi seçmiş ve çocuklar gibi şen olmuş, oraya buraya işemiş. Havva da diğer organı, beyni seçmiş.”

Epey güldüm. Asılsız da olsa, bazen davranışta erkeklerin bunu hissettiriyor olması gerçeklik payını düşündürmüyor değil. Kızmak yok. Sizinde yüzünüzde birer gülümseme oluşturabildiyse ne mutlu bana.

Başlığı Adam ne diyor diye seçtiysem de, bazen bu mutsuzluktan, huzursuzluktan beslenen insanların, derdi ne demek istiyorum aslında. Okudukça anlayacaksınız.

image

Şimdi bir düşünelim; saniyenin onda biri denebilecek kadar az bir sürede iki cins birbirine çarpıldı. Kalp ritmi tavan yaptı. Endorfin ve bilimum kimyasallar tetikte çalışıyor. Önce gözler, sonra ortak heyecan, ardından eller ve beden birleşti. Bir türlü kapatılamayan telefonlar, ardı arkası kesilmeyen mesajlar, ortak planlar, tutku dolu günler geceler buraya kadar herşey yolunda. Mutluluktan ayaklar yerden kesilmiş hayaller yerli yerinde durmuyor.

Eş dost herkes artık ilişkiye hâkim ve ufak ufak yorumlamalar başlıyor. Çiftin arasında ise sahiplenmeler, hesap sormalar, meraklanmalar, geçmişi sorgulamalar, çevrelerindeki insanları, bunu sevdim, bunu sevmedim diye ayıklama hakkını kullanmalar. Kısaca kıskançlıklar ile var olan o büyünün, zaman aşımına uğramasının ardından, kırılan güven arabasına biner, patika yolda yolculuğa çıkarlar.

image

Tekerleklerin takıldığı her bir taşta, bir tümsekten atlar ve düşmek suretiyle yeniden yere inerler. Kısaca sarsıla sarsıla yola yine de devam ederler. Yol buzlanma yapınca, beklenmedik zamanda kalpler soğuyunca, biri arabadan iner. İnenin ardında kalan ise soğumuş ve geçmişten getirdikleri ile güveni kırılmışken, kalbini cebine koyup, yoluna devam etmeye gayret eder.

Kırık dökük, kalbi yaralı insanlar, hem kendine, hem de karşı cinsine olan güvensizliğinden dolayı, her yeni ilişkide, geçmişten kalan izler nedeni ile temkinli yaşamaya çalışırken, gerçek hislerden gittikçe uzaklaşır.

image

Bazen geçmişi unutmak, teslim olmak, düşünmeden hissettiği gibi yaşamak ister. Dolu dolu yaşamaya kalkar. İşte burada olması gereken ilişkiyi oluşturan o ikilinin aynı şekilde temkinler kalkanını bırakıp teslim olması gerekir. Biri bunu başaramazsa, geçmişin kara bulutlarının altından çıkıp, güneşe yüzünü dönemezse o zaman o bulutun gölgesiyle aşkın ışığını kaybederler.

image

Soru şu; her şey yolunda giderken neyin derdindeyiz? Kalbin nefesinden önce koşarken, gözlerinin içi mutluluk ışığını fışkırtır gibi pırıl pırıl etrafa bakarken, yüzümdeki o şapşal gülümseme ve sabahları hissettiğin o günaydın konuşmasının yaşattığı heyecan seni senden alırken, kavuşmaya yakın saatler sayılıp, kilometreler uzak gelirken, derdimiz ne de insanların kalbi birbirinden uzaklaşıp patika yolda yolculuğa çıkılıyor.

Önümüz aydınlık ve aşkın kokusu bütün yolları sarmışken gölgelemeden yolumuza baksak neyi kaybederiz?

Bir dostum bana erkekler gerçekten sevmez, acı çekmez, hayatına kaldığı yerden devam eder diyorlar. Sen hiç köşe başında şarapçı bir kadın gördün mü? dedi ve devam etti. En iyi şiirlerin şairleri neden genelde hep erkek? Kaç tane şair kadın taniyorsun? Aslında haklı gördüğüm cümleler ile olayı kendi tarafından açıkladı.

image

Erkekler bizim toplumumuzda acı çekmeleri ağlamalari bile kabul görmeyen insan cinsidir. Erkekler ağlamaz diye şarkı var yahu. Erkek güçlü olacak. Metanetli olacak. Cak cak cak. Duyguları alınmış gibi ortada gezinen adamların hepsi sırf bu toplum öğretisinden yaşarmış gibi yaşıyorlar.

Eski zamanlarda erkekler sokakta çocuğunu kucağında bile taşıyamazdı. Sevgisini ulu orta sergileyemezdi. Günümüzdeki babalar, eşler ve sevgililer daha modern, anlayışlı ve samimi.

image

Hayat kısa diye defalarca söylemiyor muyuz? Topluma göre yaşamaya kalktıysak vay halimize. Canlı cenazeden farkımız yok işte. Erkekler ve kadınlar diye önyargı cümlelerine çok fazla takılmadan, genellemeden, insan olarak tanıyalım birbirimizi.

Birbirimizi acıtmaktan, genele göre yargılamaktan vazgeçelim. Hırpalayarak geçireceğimiz zaman da, iyi anılar biriktiremeyiz.

Gülümseyerek ölmek için gülmeyi bilmek gerekir. Aşktan kendinizi unutun inşallah.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. gguntepe dedi ki:

    Bunlar hepimizin suçu taa en eskilerden erkeklerde kadınlarda suçlu çizgi filmlerden tutun da çizgi romanlara kadar görünmeyen bilinç altında algılanan 25. Kara nin suçu. Sahi kim kime destek vermişti sonsuzlukta yaşarken sonsuzluk yalanina inanmada desteklemisti adem mi havva mi… Ben taktım adem ile havva ya 🙂

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: