“Yağmurdan sonra Deniz” hediyesi…

26 Ocak 2016 0 Yorum

yagmur_100921

Bütün dağınıklarım toparlandı. Motorsiklet yolu biliyordu artık ve ben Deniz’in geçtiği yollarda kayıp oluyordum yeniden. Evin önüne geldiğimde Sara’nın kendi başına alem yaptığını düşündüm. İçeriden muazzam müzik sesleri duyuluyordu. Karanlık ev ve müzik sesi ilginç geldi.

Bahçe-Düğünleri-ışıklandırma-fikirleri

Demir kapının ardında hemen girişte parça parça taşlardan yaptığım yürüyüş yolunun iki kenarında mum zinciri oluşmuştu. Harem çıkış koridorundan hünkarın odasına giden altın yol gibi iki yanı aydınlatılan bahçe yolunu garip hisler ile geçtim. bugün özel bir gündü de ben mi unutuyorum bu ilaçlar yüzünden diye kendime kızmaya başladım ama ne kadar haksız bir hiddetlenme olduğunu anlamak çok uzun sürmedi. Ihlamur ağacının altındaki masamın üzerinde taze çiçekler, hazır kurulu bir çilingir sofrası vardı. Sara ya defalarca seslenmeme rağmen bir türlü  cevap alamadım.

mumlarla dekorasyon

Elimdeki nevaleleri kanepenin üzerine bıraktım. Çantamın ön gözünden ucu görünen deniz yıldızını kırılmasın diye elime aldım. Bahçeye açılan mutfak kapısından içeri daldım. Yürüdüğüm yol boyunca mumlar bana eşlik garip bir şekilde bana eşlik ediyordu.

tepsi-sehpada

Kapının karşısındaki tezgahın üzerine yapıştırılmış kalp şeklinde bir not kağıdının  üzerinde; “ Her tarafı leş gibi sen kokan yerde seni bekliyorum, hadi gel.” yazıyordu. Notu okur okumaz, cebimdeki deniz yıldızını, Sümeyye’nin bozuk Türkçesi ile bana anlatmak istediklerini hatırlayıp, leş gibi ben kokan tek yere, odama doğru adeta koşmak suretiyle yola çıktım. Basamakları çiçeklerle kaplanmış merdivenlerden tırmanarak kendimi odamın kapısında buldum.

sevgililer-gunu-14

Yatak odasının kapısında beni başka bir not kağıdı bekliyordu. Bu not Sara nın el yazısıyla yazılmıştı. “ Yağmur Denizi ne kavuştu. Özür dilerim olmaz diyemedim.” yazıyordu. Olmaz demediği için Sara ya sonra bir hediye almaya karar verip, üzerimi başımı düzelttim. Derin bir nefes alıp odama girdim.

deliHer yanı mumlar ile aydınlatılmış odada yatağın üzerine konulmuş alev kırmızısı bir elbise, yerde duran topuklu ayakkabılar, ipek bir şaldan başka tek bir insan belirtisi yoktu.

Ayakkabının kutusunun üzerindeki notta, “Sana ait olmayan o tek tablonun önünde, sana ait bir şey bulacaksın.” Yazıyordu. Hızlıca giyindim. “Sana ait” tanımına uygun olanın “Deniz” olduğunun kendisi tarafından kabullenilmiş olması gururumu okşadı. Her şey kalbimin ritmini değiştirecek kadar heyecan vericiydi.

sevgiliye_doğum_günüEnsemde istiflediğim saçlarımın buklelerini serbest bıraktım. Sırtımın dekoltesini örten saçlarımdan başka, herkesten daha çabuk üşüdüğümü daha önceden bilen bir adamın düşünceli halinin hediyesi şalım vardı. Aynadaki görüntüden memnun olduğumu hissettiğimde, odayı olduğu gibi bırakıp merdivenlerden  nefesimi düzenlemek için teker teker yavaşça indim.

1032655_37775625

Bana ait olmayan tablonun önünde kendi deyimiyle en azından şimdi sadece bana ait olacak olan aşk müzemin en nadide heykeli gibi dikilmiş, o en derin bakışlı gözlerini üzerime kilitlemiş, yanına kadar süzülmemi bekliyordu.

Süzülmek dedim evet. Yürümüyordum. Sanki sırtımdan çıkan kanatlarımla gökten ona doğru süzülüyordum.

Hayatım ile bu denli bağlanmış hissetmemişken, belimi tüm bedenimle birlikte kavrayan o kolların arasında dökülüverdi kelimeler ağzımdan. Sanki o hiç gitmemiş, terk etmemiş beni bırakmamış gibi.

“Yağmurdan sonra Deniz” adlı romanımdan küçük bir hediye…

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: