Büyük ikramiye…

26 Aralık 2015 0 Yorum

Gidicek yollarım, söyleyecek ağır sözlerim var. Vazgeçmişliklerimle susuyorum. İncinmenin ne demek olduğunu iyi bilirim.  Canın kırılırken çıkan o ses var ya için yırtılır gibi olur, sırf o sesin dayanılmazlığına şahit olduğum için sana kıyamıyorum. Sırtımı döndüğüm sen değilsin aslında, içimde bunca yıl gereksiz beslediğine inandığım gururum. Gurura sırtıma dönüyorum ben. Gurur beni senden uzaklaştırıyor. Umut ile de aram açık bu aralar. Huzura haber yolladım gelmesi için , mektubunda elbet bir gün yazmış bana. Sabırla dost olduk oturup huzurun gelmesini bekliyoruz.

Kaç bahar kaç kış ve sayısını unuttuğum kadar fırtınanın içinden geçtim. Seninle her mevsim yaz olsa gerek, hani şu en sevdiğim. Denizin  içine kurulan masalarda yenilen lezzetli mezeleri şımartan, içine istediğini doldurduğun kadehlerin keyfindeyim. ” O sensin” diyor Sezen. Sezen her zaman ne diyeceğini iyi biliyor. İçimi kıskaçlarıyla sıkıştıran yengeç, yerimi daraltıyor. Kolumu kanadımı kırıyor hiç yoktan yere. Sebepsiz ve fütursuzca, mütemadiyen zihnim onun esareti altında. Onda takılı kalmayı ne de çok seviyor.

 Yaseminlerden  bir köşe yaptım bahçemde. Sırtımı yanlarındaki ağaca yaslayıp gölgesinde okuyorum seni. Yazdıklarımda gözlerim, okuduklarımda sen varsın yine. Masallardaki sihirler gibisin. Hain cadı büyüledi beni. Seninle karşılaştığımdan beri derin bir uyku halindeyim. Hayat koşar adımlarla alıp başını gidiyor. Ben senin hapsinde olduğum yerdeyim. Günler geceler üzerimden geçiyor. Ay güneş yarışıyorlar adeta hayatı sonlandırmak için. Ben en sonundayım, sendeyim.

 Bir sana anlatıyorum,  bir kendime biraz da eşe dosta ama anlatılan konu hep aynı anlıyor musun? Kayıp olup bulduğum yolun sonu sensin. Sabah günümü aydınlatan o sızıntı şeklindeki ışık var ya perdenin arasından kaçak giren odama. O ışık sensin. Ne şımarık ve yaramaz bir his bu benimkisi. Lafa söze de gelmiyor. Başına buyruk asi. Hiç beni dinlemiyor. Belkide  asilik aşktır kim bilir? Aşk asidir belki. Özgürlüğün ta kendisidir. Kendini bile dinlemediğin hallerdir aşk halleri. Her bir varlığa karşı sağır ve kör olmaktır belki. Yalnız onu görür onu duyar, hisseder ve yaşarsın.

Güzellikler için de başka bir güzel aşk. Tanrı’nın bahşettiği en kutsal his. Tek başına yaşamanın da ayrı bir asaleti var. Karşılıklı yaşanırsa adı ilişki oluyor. İlişki aşkı içinde tutarsa hayatın anlamı oluyor. Hadi gel hayatı anlamlandıralım desem inanır mısın bana?

Hevesim kaçtı ilişkilerin aşksız oluşlarından. Aşksız dokunmaların anlık zevkleriyle övünen salyalarını toparlayamayan aciz insanlardan dolayı kirleniyor aşkın adı. İlle de bencilerden. Ego gurur gibi saçma kelimelerden beslenenlerden kirlendi aşk. Yalın insan kalmayınca aşkın saflığı da piyango olasılığı gibi oldu. Biz yine de biletimizi alalım da belki bize çıkar… En azından bileti almamış olmayalım dediğimiz günlerdeyiz.

Kalitesini yitirmeden saflığını kirletmeden yalınlığını bozmadan bir aşk biriktirdim sana gel artık al büyük ikramiyeni….

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: