Zamanı geldi mi?

1 Aralık 2015 0 Yorum

adam_ve_daginik_gul_yapraklari

Hiç bir yaşanan sebepsiz değil. Hiç kimse tesadüfen ve öylesine karşılaşmıyor. 

Acelem vardı seni tanıdığımda. Çok acil ruhumu doyuracak, tamamlayacak diğer yarıma ihtiyaç vardı. Kalbim normal ritminden daha hızlı, kanım daha deli akıyordu ve hormonlarım daha bir dengesiz yaşamaya karar vermişti. Gerçekten hissetmeye, hissedilmeye hiç olmadığı kadar ihtiyacım olduğu bir zamanda karşılaştım seninle.

Öyle  hız kesmeden sana doğru yokuş aşağı koşmamın sebebi bu ruhun aciliyetleriydi. Seni de telaşa verdim der ya insan tedirgin ettiği birine, tam da bunu yaptım. Biliyorum. Tedirgin ettim. Ürküttüm coşkumla, limit ayarı bozulmuş hislerimle seni.

Saygısı sınırsız, sevgisi ölçüsüz biriydim o zamanlar. Böyle bedenimin içine yerleşse ruhun sebepsiz, az öteye git bana yer kalmadı diyemeyecek kadar sende, seni de bende istedim hep. Çok istedim. Her şeyinden çok. Sevginden, ilginden, kalbinden, aklından, zamanından çok istedim. Çok diye tuttururken şımarık bir çocuk misali, çoklukta yitirdim üstelik seni. Özür dilerim.

Alevin içine atlamaya, kanadım kolum yanıkken sana yanmaya, seninle kanmaya, gözyaşlarımla sönmeye geldim. Her yanım yara bere olsa da inatla  seni çepeçevre sarıp, senin yörüngende sonsuzluğa dönmeye geldim kapına.

moth-to-solar-flame

İlk kapından geçmek zor olmadı. Hemen tüm zarafetimle içeri giriverdim. Girer girmez karşımda koca bir duvar. Duvarın ortasındaki kapı aralıktı biraz ve inceliğimle sızdım içine. Sonra başka bir duvar gördüm, üzeri dikenli tellerle giydirilmiş. Seni sefkatle saracak ellerimi kanata kanata sabırla tırmanıp, duvarın üzerinden atlayıverdim.

Sert zeminine yığıldı kaldı bedenim. Her yanım kırık dökük. Üzerime tazyikli su sıkıp, sabah ayazında döve döve ittirip bir duvar dibine iliştirdiler beni. Güneş doğacak dedim inatla. Üstüm başım kuruyunca sıcaklığından, bu darbeleri unuturum umuduyla, emekleye emekleye yeniden bir sonraki kapına geldim.

2162627-molla-kapisi

Artık ne kapını çalacak halim kaldı, ne de üzerinden uçarak atlamamı sağlayacak kanadım. Selamete ulaşma umuduyla kapının dibine serdim sabır postumu. Gece, gündüz, kar, fırtına üşenmeden beklemeyi öğrendim.

Senin kapında beklerken bir gün sahiplenilmeyi ya da azad edilmeyi, benim kapımın önünde kuyruk oldu gölgeler. Gölgeleri göremedi uzaktan gözlerim. Sesleri işitmeden, almadan sunulan mis gibi çiçeklerin kokusunu, ben senin kapında gönüllü esaretimin içinde sabrımı besledim. Kendimi aç susuz bıraktım.

Baktım kapının önünde dikildikçe o postun üzerinde sen hep huzursuz ve mutsuzsun, aldım kendimi gittim gölgelerin içine daldım ümitsizce. Seni kendim için kendimce sevmeyi öğrendim.

yalnız-adam-32443

Şeffaf, antika bir vazo gibi içimde barındırdığım rengarenk çiçeklerimle bir köşede güneşten beslendim. İçimdeki çiçekleri değiştiren kader ya da her neyse suyumu değiştirmeyi beceremeyince, çiçeğin güzelliğine eşlik eden ölü köklerin kalıntıları gibi koktu içim. Her yeni çiçek bu suyun kokusunu aldı  da, kuruyup gittiler. İçimden etrafa saçılan olamazken olmuş gibi yapmanın pis kokusuydu işte ve herkesi rahatsız etti.

Orta yerimden çatırdattım kendimi. İçimdeki kalıntılarımdan kurtuldum. Zamanım geldi artık. Yelkovan ile akrep hareketlense de benim zamanım öyle işlemiyor artık. Güneş doğacak, batarken ay gelecek, o giderken yeniden güneş gelecek. Yağmurlar yağacak, sonra çiçekler açacak, çiçekler solacak birden ve sonra her yer bembeyaz. Bundan böyle zaman yalnızca bu. Bu sürenin içine ne kadar güzellik doldurursam o kadar varım ve yaşıyorum demektir.

O beklediğim kapıda kalan ruhum da zamanı gelince geri dönecek yerine. Ben çağırmayacağım. Alıp başka yere sürüklemeyeceğim. Biliyorum. Zamanı geliyor. Gelecek. Yerine yerleşecek. Zorlamak zarardan öteye götürmüyor. Sende kalanımla eksikken nasıl tamamlarım başka bir ruhu?

yalnzlk1

Beklememeyi de öğrendim. Sende kalan parçamın sahibi gelir alır onu senden ve getirir bana biliyorum. Zamanı geliyor hissediyorum. O inziva hallerinde de değilim. Hayatım eksikliğime rağmen devam ediyor. Her gözümü açtığımda “belki de bugün suyum” ile suluyorum umut çiçeğimi. 

Olur da bir gün kapıdan uzatıp başını görürsen gölgemi ve merak eder yakınıma geldiğinde tutarsan elimi,  tahtın her zamanki yerinde. Sen de kalan yarımı elbet bir gün biri gelip alacak ve bana getirecek dedim ya…

işte kelimelerin en anlamlısı ile veda ediyorum sebebim. NEYSE…

 

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: