Arşiv: Nazan Arısoy

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

rss feed

Author's Website

Türk & Yunan Dostluk Konserinden anılar…

18 Eylül 2017 0 Yorum
Türk & Yunan Dostluk Konserinden anılar…

   Aynı gökyüzü altında iki kıyının yürekleri can cana notalarını birleştirdi. ” Bu gökyüzü bizim. Bir bayrak ya da bir ten rengine göre durmaz başımızın üzerinde. Her gün hepimiz için güneşi çeker, ayı asar, yıldızları serper üzerimize. Bu deniz bizim. Ne suyun akışı değişir bayrak rengi sebebiyle ne de balıkların tadı. Bu hava bizim içimize doya […]

Devamı »

İki kıyının anıları… Kos & Bodrum

14 Eylül 2017 0 Yorum
İki kıyının anıları… Kos & Bodrum

Bugün mavi beyaz boyalı, iyot kokan anılarımı anlatmak istedim. Geçtiğimiz haftanın tamamını karşılıklı iki güzel kıyı kent de geçirdim. Bodrum ve Kos anıları biriktirdim ve tabi ki ufak tefek tavsiyeli notlar aldım. Sevimli anılarda oluştu garip hikayelere de şahit oldum ama güzeldi, temizdi, duygu yüklü bir bulutun içinde mutlu gözyaşlarım oldu. Bodrum’da bir ailenin evinde […]

Devamı »

Mükafatım unutmak…

29 Ağustos 2017 0 Yorum
Mükafatım unutmak…

“Biliyorum. Sen de herkesin geldiği yollardan geleceksin bana. Herkes gibi bazen tökezleyecek, sendeleyecek, yorulacak, vazgeçeceksin. Geliyorsun. Bir yolcu beklemezken geliyorsun ruhumun mühürlü kapılarına. Kapıyı aralasam içeri sızıvereceksin. Ardına kadar açık bıraktığım kapılarımı pencerelerimi sıkı sıkıya kapatalı çok zaman oldu. İçeride eskimiş bir küf kokusu, saman sarısı günce sayfalarım var. Kristal gibi kırıldı ruhum. Tuzla buz […]

Devamı »

Turgut Uyar’ın aşk bedeninden…

22 Ağustos 2017 0 Yorum
Turgut Uyar’ın aşk bedeninden…

Tomris’çe… Çeneni elinin üzerine teslim ettiğinde sana görmediğin yerlerden bakar, görmediğin aşkça bakışlarımı bahşederdim. Görmediğinde görmek seni, sevmediğinde sevmek, duymadığımı sandığında derin bir sessizlikle dinlemek, duymak, anlamak, parmaklarının dokunduğu, avucunda katlayıp dilinle ıslattığın mektup zarflarına gözümle, elimle, göğsümle dokunmuş olmak ne muazzam bir duygu. Bakışların kadar keskin ve anlaşılır kelimelerinin sesinle eşleşen melodik tınısını duymak, duymamış […]

Devamı »

Sessizlik sensin…

19 Ağustos 2017 6 Yorum
Sessizlik sensin…

    Sessizlik tanımımın içindeki gizli öznem, kendimi bile dinlemiyorum seni dinlediğim kadar. Kelimelerin, gülüşün, sana ait ya da başkasından bahşedilen senin dillendirdiğin cümlelerin ve avucumun içine sığan yüzünün sessizliğini dinliyorum. Seni susturan hayatın gürültüsü beni de susturdu, aşkı da lal etti şimdi.

Devamı »

Askıda aşk var mı?

10 Ağustos 2017 4 Yorum
Askıda aşk var mı?

    “Aşk”. İnsan kusurumun cezası, eksik hayatımın sebebi, hayat bestesinin notası, huzur rüyasının teması sensin. Ey Aşk! Çık gel o gözlerden evine. Gözler görmüyor seni, eller tutmuyor elini, tenler bilmez kıymetini, eksiltme değerini. Yalnız gecelerimin karası, günsüz günlerimin devası, kansız yaralarımın sızısı, cansız resimlerimin nefesisin. Ey Aşk! Çık gel o gözlerden evine.” Sevgili Ferhat Göçer için […]

Devamı »

Kötülükten olma, iyilikten doğma…

1 Ağustos 2017 2 Yorum
Kötülükten olma, iyilikten doğma…

10.Bölüm Bir de seni mi seveceğim şimdi? Baharın mis kokusu huzursuz evimizin içine doluyordu o sabah. Başımın üzerindeki kara bulutun beni terk edeceği de yoktu. Sürekli üzerime sağanak hüzün ve bela yağıyordu. Üstüm başım kedere bulaşmıştı iyice. Baharın büyüsünü bozan kavgalar ise evde iyiden iyiye sıradanlaşmıştı. Mütemadiyen reçeteye uygun alınan bela hapları ile uyuşmuştum sanki. Enerji […]

Devamı »

Tanrı aşkı neden yarattı?

20 Temmuz 2017 4 Yorum
Tanrı aşkı neden yarattı?

“Ben hiç senin kadar sevilmedim biliyor musun? En azından senin kadar sevilebildiğimi itiraf edeni görmedim, duymadım. Herkes kendi sevgisini sonsuz zanneder belkide. Martı çığlıklarıyla denizin köpüğünü ayak bileklerime çekip iterken, güneş güne göz kırparken ya da vedalaşırken, yağmur bedenimden gelip geçerken, kar parmak uçlarımı üşütürken, rüzgar beni sarsarken, ay karanlığı yok ederken ve yalnızlığımı her […]

Devamı »

Beni Se-ve-cek-sin!

21 Haziran 2017 4 Yorum
Beni Se-ve-cek-sin!

Banyodaki aynada uzun uzun yüzümü inceledim. Morlarım kurumuş kanlı dudaklarım, kaşım, çok renkli acıklı bir tablo gibi karşımda hayatımın gerçeğini yansıtıyordu. Ailem beni terk etmişti. Babam Hikmet’in peşinde memleket kurtarma çabasındayken ailesini koruyamadı. Kolaya kaçtı. Ne en çok güvendiğim Feryal, ne de annem benim burada olmamdan rahatsız değildiler belli ki. Akın ile Miray kim bilir ne yaptılar? Derya üzüntüden kahrolmuştur. Okula […]

Devamı »

AhSEN’ in San Gimignano macerası…

19 Haziran 2017 8 Yorum
AhSEN’ in San Gimignano macerası…

Ortaçağ’dan kalma muhteşem sokaklarda ilerledi. Evler, kuleler, taş sokaklar her yer büyüleyiciydi. Dondurma kuyruğunun bitme olasılığını düşünürken meydandaki su kuyusunun taşlarında bir süre oturup yerden gökyüzüne doğru açılanmış bir sürü fotoğraf çekti. Adını hep ilginç hikâyeler eşliğinde duyduğu Museo della Tortura e di Criminologia Medievale’ye gidebilmek için cesaretini toplamaya çalışıyordu. İşkence aletlerinin çok matah nesneler gibi sergilenmesi, kafatası kemiklerinden oluşturulmuş duvar, müzeye gelenleri […]

Devamı »