İki dudak arası mesafedeyim…

28 Kasım 2017 0 Yorum

Ateşin kor halinde tükenmek üzere olan bir alevim. Rüzgarla dalgalandıkça önümdekiler, ardımdakiler bulanıklaşıyor. Küllere yakınım ama kor daima kalıcı gibi. Bir yürek bir akıl birleşiminden çıkacak olan bir kelime ile hayatım anlamlanacak.  Tanrıdan gelecek olanın belirsizliği ve fark edilmeyeceğini düşündüğüm hayallerimden olma dualarımın, dileklerimin anlaşılır ve gerçekleşebilir olmasını arzuluyorum.

Karar, kendimize ait gibi görünse de oluşum nedeni kendimiz dışında olanların etkisidir. Kendimce dili kullanıp yaşadığım kendi yöntemlerimle sürdürdüğüm hayatın tamamı bu kendimce tanımlarımı oluşturmama neden olan diğerleri işte. Diğerlerinin kararlarından oluşma kararlarım ve yaşama şekillerim, tercihlerim var.

Kendimce senden olma bir karar ile iki dudak arası mesafede, araftayım bugünlerde. Köklerimden zirveye yolculuk yapan alevlerin ile tutuştum bir kere. volkanın içine hapsettim kendimi. Ha fışkırdı ha fışkıracak. Sen kendim için dilediğim her şeye sahip olduğunu bilmeden, anlamlandıramadan bende yaşamaya başladığını, hissetmiyorsun. Sen hayatta bir zerre olduğunu düşünürken ben artık biz diye andığım o hiçlik makamında zerreyim. Sen seni sevmemin nedenini anlamak  için bir sebep arayışında, sevmemem için sebepler yaratırken ben seni seviyor olmanın teslimiyetinde, aşkça yaşıyorum. 

Yanyana, can cana olduğumuz mekanlarda uzak olmak ne acı. Aynı gökyüzü altında birbirimizden uzakken can cana olmak ne acı. Uzak olmayı marifet zannederken, yakınlığımızı yok saymak ne acı. Hayattan çalıntı zamanlarla eksiliyoruz mutluluk limitlerinden. Zaten hayat sızdıra sızdıra akıtıyor mutluluğu biz de nankörlük edip oluk oluk ego katmanıyla kaplıyoruz üzerini, gömüyoruz. Hadi ben arada hazine bulmuş gibi çıkartıp seviniyorum mutluluk kutsallığıyla da, ya sen? Sen en çok mutluluk arzulayıp, mutlu olmaktan korkan adam, sen? Ne yapıyorsun farkında mısın? Tutkudan olma üvey aşklarla harcıyorken hayatını, gerçekliğin sana getireceğini düşündüğün egosal zehir ve acılarından korkup kaçıyorsun. Olasılıktan kaçıyorsun. Belki de olması için çaban olmadığı gibi reddettiğin de mutlu olma olasılığındır. Bardağın dolu olan kısmına kör, boş tarafına karşı duyarlısın. Duyarlı duyarsızsın.

Aşkın yaşanan milyon çeşidine hakim cümlelerinin hiç birinin onaylanmadığı zihninde yaşattığın kimsesizliğinin son bulacağını bile bile kimseyi kimsen yapmak istemiyorsun. Ben senin kimsen değilim. Kimliksizinim senin. Aşkın hiçlik makamının kraliçesiyim. Emrine amadeyim… Cemal Süreya’nın dediği gibi “Onursuzunum senin daha nen olayım?”

“Üvey aşk!” kitabımdan küçük bir hediye…

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: