Çingeneyim…

14 Haziran 2017 2 Yorum

Zihnimde sürekli alabildiğine neşeli dokuz sekizlik bir ritim var. Hayat mecburiyetlerini eğlenceli bir hale çevirebilmenin, bir melodi eşliğinde yorulmadan notalara basa basa yolumda ilerlemenin yöntemlerini buluyorum. Rengarenk, ışıltılı varoluşumun üzerine düşen gölgelerden, gri bulutlardan kıvraklığımla kaçmayı, yeniden bahar dalları açmayı başarabiliyorum.

Rüzgar nereye eserse değil de, rüzgar beni nereye iterse o yöne doğru ilerlerken, kendi hazinemi üzerimde  yorulmadan taşıyıp, kendimce, kendi lisanımca yaşamayı sürdürebiliyorum. Hayat denilen tanımsız tanım ne sunarsa ona göre kendimi değiştirmeden süremi tamamlamaya gayret ediyorum.

Kandırılıyorum biliyorum. İnanmak, kanmak, aldatılmak da insana dair işte. Sonra yeni  ritmimi belirleyip seke seke yola devam diyorum. Yine değişmiyorum. Neysem o. Çingeneler değişemez ya işte tam da böyle. Hayatın kabul edilse de edilmese de her birimiz için benzersiz yaratılmış bestesi var. Önemli olan sana bahşedilen besteni ne makamda, hangi tempoda yaşayacaksın. Hicaz mısın, rock mı, jazz mı yoksa Anadolu kokulu acıklı bir türkü mü? Karar senin. Nasıl bir bestesin? Hayatındaki insanlar seni nasıl bir beste olarak yorumluyor hiç merak ettin mi?

Hicazı çok, rengi silik bir dünyanın rengarenk insanlarıyız. Karanlık ve ışıltılıyız kimi zaman. Martı ya da kafeste bir kuş bazen. Renklerimi sildirmek, soldurmak istemiyorum. Gülüşüme engel gölgeler istemiyorum. Tanrı’nın rüzgarlarında dalgalanan saçlarımın arasına rengarenk çiçekler taktım, en az çiçekler kadar renkli insan kılıfımla, yeşilin içinden huzur alarak, mavide mutluluk yaşıyorum. Dalga köpüklerini izlerken keyifliyim ama geçici olduğunun bilincindeyim. Kuma yazılan yazıların bir an da silineceğinden haberdarım.

Pervanelerin etrafında dönerken nihayet bulduğu o ışıkta benim, kutsal ışığın etrafında dönen pervanede. Aşkça konuşmayı bilmeyenlere sağır, insanca yaşamayı başaramayanlara körüm. Kendi ritmimde kıvrak danslarla hayatıma neşe ve özgürlük katmak benim işim. Ne kurbanım, ne de katilim. İnsanım ve olması gerektiği kadar çingeneyim.

Hadi gel tut elimi dünyayı birlikte renklendirip kendi bestemizi dilediğimiz gibi yeniden yaratalım. Ne dersin?

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (2)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. BİRKAN dedi ki:

    O dediğinizden olabilmeyi, bunu başarabilmeyi isteyen sessiz çoğunluk öylesine umutsuzluğun karanlığında yol bulmaya çalışırken umarım bu kez “pervanelerin etrafında” pır pır nihayet bulan ışığın huzmeleri yol gösterir umarım. Az bir maya gerek göle çalmak için. Sizde , yazınızda olandan yani. O çingenenin 9/8 ritminin zihnimizdeki ateşli kıvraklığında can bulan enerjisini kattığımız son gülüşe erimeye olan hasretimiz.Altın kafesteki bülbülün kanat çırpmasına benzeyen aynı hasret değil mi aynı ritmle hicaz makamında titrerken ağladığımız. Ateşli kanı içmeye olan açlığımızı bir türlü bastıramadığımız…
    “Rüzgar nereye eserse değil de, rüzgar beni nereye iterse o yöne doğru ilerlerken”…..
    Ne güzel! Belki bu cümle bile yeterdi sizi ve yazınızdaki meramı anlatmaya. Esen rüzgarı referans almayacak kadar erdemli, kendini esen rüzgarın insafına bırakacak kadar özgüvenli olmayı salık vermeniz bir başka yakınlığın en umutsuz bir anda bir gülümseme, bir çağrı gibi geldi bana.Eh, zaten, “tut elimi” diyorsunuz. Daha ne olsun. Okuyucu minnettar kalacak bu insan kalan yazınıza.
    Ama durmadınız orada. Üstümüzdeki katmanları kirli uçlarından biraz da iğreti bir tutuşla araladınız. “Hicazı çok, silik renkli bir dünya” nın insanları olduğumuzu başımıza kaktınız, aşk olsun! Tevazu, hüzün, ruhsal yitiklik,hicrana boğulan yaşantılarımıza hangi makam yakışır di ki zaten hicaz dan başka.
    Güzel bir denemeydi. Bence denendi!
    Beste yapabilirmiyim, emin değili. Dünyaya renk katma işinde olabilirim. El hazır zaten.
    Hel dokuz sekiz ritmi olduktan sonra bu yaşımda bile; bir ki, bir ki, bir ki, bir ki üç diye eşlik edebilirim rüzgarın yönüne itirazı olmayanlara.
    Selam ve sevgiler…

    • Nazan Arısoy dedi ki:

      Merhaba, aslında cevap yazmışım da onaylamayı unutmuşum 🙂 Gülümsediğimi görün istedim. Çingenelik bence insan için muhteşem bir mertebe. Bu mantıkla çıkılamz yollar açılır, aşılmazlar açılır ve hayat rengarenk olur. Hicazımız bol ama bu makamda kalmayı da inanın biz tercih ediyoruz. Oyunu bozmak makamı değiştirmek lazım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: