Çıkmaz sokak efendisi…

24 Mayıs 2017 4 Yorum

Çok değil, bir kaç zaman önce, gri bulutların arasına saklanmış, arada bir güneşin göz kırptığı, yağmurların yıkadığı, karın arındırdığı ve şimşeklerin aydınlattığı bir dağın zirvesinde oturmuş, kendi sessizliğimle yalnızlığın tadına bakıyordum. Öyle kuş bakışı hayatı izliyor, kaçırdıklarımı, kaybettiklerimi, ıskaladıklarımı, az da olsa kazandıklarımı hesaplıyordum . Kendimi dinliyor, kendimi görüyordum kendimden.

Sonra sen geldin. Tanrı yine limitsiz mükafatlarından biriyle ruhumu şereflendiriyordu. “Kalk” dedi bana. Şimdi zamanıdır.  “Teklikten hiçliğe terfi ettirdim seni. Sakın tek ya da çift olmaya kalkma. Sen artık hiçsin” dedi. Korktum. Ne demek oluyor bu? Tanrı benden vazgeçiyor, ben şimdi yapayalnız ne yaparım dedim. Tanrı, “ben senden değil, sen kendinden vazgeçeceksin çünkü ruhunun yaşama vakti şimdi, bildiklerini unut ve çıkmaz sokağına ulaştığında kabullen. Orada arayıp durduğun huzur ve mutluluk var” dedi.

Kalktım. Kuralına uygun yaşama çabasında edindiğim uyuşmuşluk ve  boşvermişlik halimden uzaklaşıp, unutulmuş tüm duygularımın karıncalanma hissi ile ufak ufak hareketlendim. Adım attım ve ruhun sıcacık elini sana uzatıp yönümü belirledim hemen. Yönüm sana çıkan yollar, sana açılan kapılar oldu. Sana doğru yönlendirilmiş kaldırımlardan, basamaklardan, patika yollardan ilerliyorum. Mutluluk ve huzur bulvarına açılan , çıkmaz sokağına ulaşmak için senden olma tüm yolları arşınlıyorum şimdi.
Ara dar sokaklarında gezinirken gecmişinden gelenlere çarpıyorum ara ara ve omuz atıp yere seriyorlar mütemadiyen beni. Yeniden doğruluyor, duvarlarına tutunup ayağa kalkıyorum. Arada benim geçmişimden gelenler çarpıyor yüzme, ellerime ve bazen de seninkilerle karşılaşıp birlik oluyorlar yoluma engel olmak için. Ara sıra parmak uçlarım yollarındaki çukurları dolduran kaynamış sularına basıp yanıyor bu sokaklarda, sonra biraz meltem esintisi gönderiyorsun güzel manalı cümlelerinle serinletici ve bazen de buzunun içinde alev oluyorum erimeden kalma çabalarımla.
O benim çıkmaz sokağım diyorum. Bir kere vardığımda geri dönüş yollarının kapandığı ve yalnızca onun dilediği yerden açacağı yeni bir yol ile hayata devam edebileceğim çıkmaz sokak imparatorluğunun efendisi o diyorum. Tanrı benim için bunu diledi ve bana hiçliği mükafat kıldı. Yanmış, yara almış,  hırpalanmış benlerin çığlıklarını susturup, senin kapının önünde ölümsüz sadık bir köpek gibi sessizlikle bekliyorum.
Sana açılan kapılarım, terasım, balkonum, bağım bahçemden çıkıp senin çıkmaz sokak eşiğine geldim bir kere. Senin çıkmazından ya o bulvara birlikte gidip sonsuz olacağız ya da ben bir daha o zirveden kuş bakışı bakarken kendimi izleyeceğim. Daima kendimi izleyip Tanrı’ nın kutsal emanetini alması için gerekli süreyi beklerken, adım atamaz, konuşamaz, duyamaz, hissedemez gibi duyusuz yaşamayı kendime bir başlangıç kılacağım.
Tanrı’ nın son kez benim için dilediğini gerçekleştirme çabasındayım. Tanrı diledi, “ol” dedi oldum işte. Başarısız olmam tercihim mi olacak yoksa benim için tercih edilen mi bilemeden manasızlıklar taşlarının üzerinden kanayan tabanlarıma inat yürümeye devam. Adım attıkça soyuluyorum katman katman. Benim hiç olduğum caddelerinde, sokaklarında  çırılçıplak bulvara doğru yürüyorum. Kibir, hırs, beklenti, sabırsızlık bir bir akıp gitti ruhumdan. Ardımda kaldı zihin mekanizmam, algılarım, bilgilerim, öğrendiklerim, ezberlerim. Her adımda yeni bir kelime öğrenip, öğrendiklerimi birleştirip, seni anlatan, sence cümlelerle kökü sağlam ikimiz için yeni bir hayat ağacı büyütüyorum.
Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (4)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. BİRKAN dedi ki:

    “HİÇ” lik!..Günlerdir başımı kitaptan kitaba gömüyorum. Sizinkiler dahil. “Hiç” liği arıyorum. Çıkmaz sokakları işaret eden levhalarda bir şifre bulurum umuduyla bakıyor bakıyorum.Bildiklerimi unutuyor, hafızama format atıyorum bir süreliğine. İlk yazınızı okuduğum günden buyana “hiç”likle yatıp “hiç”likle kalkar oldum. “Ol” dedi Tanrı oldu. Madem öyle sonrası da “ol”makla başlayan sürecin yaratıcılığında seyrü sefer eder. Öyle ya, “sakın ola tek veya çift olmaya kalkma” dedi yazara. Ama sonra şu cümleye takıldım; “Mutluluk ve huzur bulvarına açılan , çıkmaz sokağına ulaşmak için senden olma tüm yolları arşınlıyorum şimdi.” O kimdir? Neden bu sokağa giriyor yazar? Çıkmaz yazdığı halde ısrarla girilen sokakta aşkı bulma cesaretini gösterdiğine göre ve ikinci tekil şahıs zamiri kullanıldığına göre hiçlikten tekliğe, tekillikten çokluğa ve oradan tekrar tekliğe akan bir süreç diye anlıyorum ben. Karıştırdınız beni. Size Tanrı verdi mükafatını. Ya verilmeyenler? Ya buna uygun olmayanlar? Ya onu hiç ama hiç beklemeyenler? Nice olur onların hali ahvali? Söz konusu “insan” değil mi? Aşksız kalan, eğilmiş bükülmüş,itilmiş kakılmış, kirlenmiş kirletilmiş, ruhu zalimliğin değirmeninde öğütülmüş “Tanrı” sızlar hangi sokağa girecek? Onlar aşkı bulacakları bir çıkmaz sokak bulabilirler mi? Öyle ya; insanları şu dinli bu dinli, teist ateist,deist, mecusi, yezidi vs ayıramayacağımıza göre ve hepimizin,ekseriyetimizin ya da, sorunu aşksızlık olduğuna göre bu kalemden olanların bir çıkışı olabilir mi yazarın aklında sizce?
    Yazınızı sadece retoriği yüksek kelime dizinlerinden oluşan cümleler bütünü olarak almadığım, tersine; içeriğine ve fikrine takıldığım ve ciddiyetle değerlendirmek istediğim için bu sorular oluştu. Umarım vardır cevapları. Selam ve saygılarımla.

    • Nazan Arısoy dedi ki:

      Merhaba,
      Hiçlik aranıp bulunacak temin edilecek bir nesne ya da bir canlı değildir. Önce burada anlaşalım. Kalan kısımları da anlatacağım. Hiç olmak, yaratılan tüm insanlar için gerçekliktir. Hepimiz hiçiz. Aramaya gerek yok. O hiçliğin üzerine bir takım kılıflar giyiyoruz. Üzerilerine de etiketler yapıştırıyoruz. Öğreniyoruz. Ezberliyoruz. Öğrendiklerimizi uygulayarak hayatımızı oluşturuyoruz. Benim bahsettiğim hiçlik aşk halinde tüm kimliklerinizden egonuzdan bildiklerinizden arındığınız yeniden sıfırlanmış bir gerçeklikle aşk için her şeyi baştan öğrenebilecek kadar boş bir hayat yaratmanızdır. Elbette mevcutta süren hayatınız devam edecek, kastettiğim bu değil. Yeniden başlaması gereken, aşk için kendinize seçtiğiniz bedenin kılıflarını etiketlerini göremeyecek, kendinize ait olanları da unutacak, her şeye yeniden başlayabilecek kadar aşka teslim olma halidir.
      Çıkmaz sokak benzetmesinin nedeni de odur. Sokak çıkmaz. Orada kalırsınız ve geri dönersiniz. Her şeyi geri alır yeniden çıkışa varmak istediğinize gidecek bir yol aramaya başlarsınız. Çıkmaz sokağın önüne gelmeyi aşk için seçen sizsiniz. Yani aslında çıkmaz sokak bir bitiş, kötü olayların başlangıcı, bile bile karanlığa gitmek anlamında anlatılmadı.
      Çıkmazda buluştuğun, seni tamamlayan senden olan ile birlikte geri sarıp bir olarak ilerleyeceğiniz yolda hiç olmayı başararak mutluluk ve huzur bulvarına ulaşabileceğinizi anlatmak istedim.
      Tanrı aşkı tüm yarattığı canlılara bahşetti. Hepimizde mevcut. Biz aşk ile hep birlikte mükafatlandırıldık. Sadece içimizde bizim var oluş sebebimiz olan aşkı farketmek ona uygun yaşamak, hayata dahil etmek anlayışlarımız başka. Uygulama hatalarımız var. Siz varlığınızla bir aşksınız. Sizden başka birinin aşk bedenisiniz. Mutlaka sizinde tercih ettiğiniz aşk bedenleriniz vardır. Kimse aşksız değildir. aşk eksikliği yoktur. aşk olmayı aşka teslim olmayı tercih etmediği için kendindekinin farkında olmadığından dolayı hep arayışı sürer. aşksız kalınmaz aşk olmadan yaşamayı insan kendisi tercih eder. İşine gelmez. Kimliklerini silmek başka bir ruha göre yaşamak zor gelir. Egosu aşktan değerlidir çünkü zihninle yaşamayı seçmiştir. Düşmanını aşkına tercih etmiştir yani.Aşkta teklik çokluk anlayışı yoktur. Sadece düşünün aşk ile karşılaştığınızda aklınızdan geçen her konunun öznesi sizinle birlikte aşk dediğinizdir. İnanışı işi yaşı gücü zayıflığı acizliği hırsı hiç bir şeyi rahatsız etmez ve adeta aşk halinde kahramanlaşır insanlar. Ya sonra? Sonra ego ve zihin elele aşka olan düşmanlıklarını etkin kılmak için elalem cumhuriyetinden de beslenerek hırpalamaya başladığı aşkı önce sevgiye sonra alışkanlığa bir süre sonrada tükenmişliğe eriştirir. Zihnin ışıklarını yakamayacağınız kadar aşık olmanız dileğiyle diyorum.

  2. BIRKAN dedi ki:

    Teşekkür ediyorum; açıklama ve cevaplarınız için. Teşekkür ediyorum; onca yoğunluğunuz arasında bana harcadığinız zaman için. Teşekkür ediyorum makale tadında yazınız için.Hiçlik anlayısınızı öncesinde de doğru anlamışim. Mesele mevcut gerçeklikle ilişki ve etkileşimiydi. Sorum kalmadı cevabı verilmeyen.
    Herkes için aşk dileklerimle.
    Selam ve saygılar

    • Nazan Arısoy dedi ki:

      Rica ederim. Selam sevgi saygı bizden. Sizin gibi zihinsel üstün algısı olan olaylara her açıdan açıklık getirme çabasında edebiyat aşığı bir okurum olduğu için ben şanslıyım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: