Beyaz orkidem…

21 Nisan 2017 0 Yorum

Eve gelen beyaz ve görkemli çiçekleri olan orkide, önce gelişiyle zarafet, güzellik ve gülümseme nedeni olarak mutluluk verir.

Evin en gözde köşesine yerleştirilir. Her gün itina ile ile izlenir mutlaka ışığına ve suyuna dikkat edilir. Tomurcukları takip edilir. Günler gülümsemeli bakışların sevgi sızdırmasıyla keyifli geçiyordur. Sahip hayatın getirdiği onca hengamenin yığınları altından çıkabilmeyi başardığında keyif almak için sık sık orkidesi ile iletişime geçer.

Bir gün eve bir orkide daha gelir. Aynı haz ve hislerle karşılanır. Önce gelen orkidenin yanına yerleştirilir. Yeni gelen hızla takibe alınır. Malum orkide narin ve ilgi isteyen bir çiçektir. İlk gelen orkide yeni gelen orkideyi sessizlikle takip eder. Sahibini izler. Sahibi ile yeni orkide arasındaki bağı ve kendi önceki dönemlerini karşılaştırır. Zamanla eskidiğini, kıymetsizleştiğini hissetmeye başlar ve dalları ufak ufak solar. Sonra çiçeklerini bir bir döker.  Bu süreçte eksilmeye başlayınca sahibi onu bir çalı gibi görüyordur. Hatta umutsuzluğa kapılmış onu terk etmiştir.

Eski orkide terk edildiğini hissettiğinde gövdesinden köklerine kadar kurumaya, gün geçtikçe sahibinden uzaklaşmaya, hayata olan inancını yitirmeye başlar.  Sahibi, kuruyan dallarını kesmeye, yerini daraltmaya başladıkça iyiden iyiye vazgeçecektir yaşamaktan . Kendisinden sonra gelen orkideye de kızmayı bırakmıştır. Onunda sonunun ne olacağına adı kadar emindir artık. Budanmış tüm yeşil iyiliklerinden geriye kalan güçlükle onu ayakta tutan salkım salkım kökleri ve büyük, geniş, henüz kurumamak için direnen yaprakları vardır.

Bir gün eve gelen bir misafirin ilgisini çeker. Misafir onu ilk kez görmenin heyecanında ve acıklı halinin   kederindedir. Onun için bir şey yapmak ister.  Onu yeniden hayata döndürmek, yaşatmak ve varlığına, iyiliğin hala var olduğuna inandırmak ister. Çabalar ve bu eski orkideye sahip çıkmak istediğini eski sahibine söyler.

Orkide için yeniden hayat başlamıştır. Orkide hayatın iyiliklerine inanmaya başlamıştır artık. Hevesle diğer sahibinin avuçları arasında yeni evi için yolculuğa çıkar. Sahip yolda giderken birden bu sorumluluğun ona çok fazla geleceğini düşünür. Uğraşmak istemez. İyi durumda olan bir sürü çiçek varken, neden yara almış, kurumaya yüz tutmuş bir çiçekle uğraşsın ki? Sokağın köşesinde bir duvar dibine yaklaşır. Usulca yere bırakır orkideyi.

Orkide sahibi onu taşımaktan yoruldu zanneder. Sabırla bekler yeniden avuçlarının arasına alacağı anı. Bekler. Bekler. Sahibi vedalaşırken umutludur. Bir işi çıktı birazdan dönecek ve beni bıraktığı yerden alacak umudundadır. Yeniden sahibinin avuçlarının arasında yolculuğa çıkacağı inancındadır. Sahip, köşe başındaki çiçekçiden kendisi için yeni bir çiçek alacaktır artık . Orkide sokak başında kalakalır.  Eski sahibinin evinde kalsaydı en azından haftada bir su verilecekti yaşayabilmesi için ama şimdi? Sokak köşesinde sahipsizdir. Bir köpek gelir, onun ne olduğunu anlamaya çalışır, işine yaramadığını düşününce hırpalar ve onu parçalara ayırır.  Yaşam biter. Orkide toprağa, doğaya karışır.

Sevdim dediğimize sahip çıkamadığımız da sevildiğini sanan masumiyete ne olur anladık mı?

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: