Kıymetli bir mucize yarat…

21 Aralık 2016 0 Yorum

images-4

Birinin kalbinde, içinde biriktirdiği bir beni öldürmek için aşka bulaşır insan. Bile bile aşk olur. Aşk dediğini içinde büyütürken, benlerinden birini küçülte küçülte, eksilterek, lime lime bitirirsin. Aşk ne derse o. Yemediğini yer, yapmadığını yapar, söylemediğini söyler, kendi kılıflarından sıyrılırsın. Bedeninde yaşattığın gerçekliğini bir süreliğine başka bir bedenin zihnine, ruhuna teslim edersin.

Zihinde küçülse de, ruhunun derinlerinde devleştirdiğin o aşk denilen mucizenin peşinden sürüklenirsin. Bilirsin. Bitecek. Bitecek ve sen kendinde bildiğin bir beni daha gömeceksin. Bir daha asla ile başlayan cümlelerin başlar kendinin bile inanarak söylemediğin. Acıtırsın kendini bile bile sırf o mucizenin içinde sihre bulaşıp yaşadığını hissedebilmek için yaşarsın.

Bildiklerini unutturur aşk. Kendinde bildiğin ezberine işlenmiş ne varsa, tek tek taşınır zihninden. Göçmen kuşlar gibi bir süreliğine boyut değiştirir. Tükenince aşkın iksiri yeniden gelip yerleşeceklerdir ait oldukları yere ama heybesinde yeni “bundan sonra böyle” ile başlayacak olan cümleler getireceklerdir sana. Sen bilirsin. Bir daha asla eski sen olmayacaksın. Bitse de, çoğalsa da, sen tükenecek ve değişime ayak uyduracaksın. Gönüllü olarak kendinden taşınacaksın. Aşk bu ve aşk için sen busun.

Yıllardır dinlediğin şarkıların sözlerine takılacak zihnin artık çünkü sen aşk ile başkalaşacaksın. “Ben eskiden hiç böyle değildim” diye bir sohbet açacak, bazen kendinle bazen yakınındakiyle aşk acısı dedikoduları yapacaksın. Yap. Dedikodunun en duygu yüklüsü aşk için olanıdır. Masumiyetini kullanıp, tüketip, yeniden başka bir aşk ile bulacağın en görkemli anlarını yaşarsın aşk içinde.

Bedenlerin bir olması da aşk bulaşmış haliyle mucizeleşecek. “Daha önce ben hiç böyle olmadım” dedirtecek sana aşk işte. Kaçışı, kuralı, çıkışı, kalışı olmayan en özgür anların muhteşem varlığıdır aşk. Acı ile mi başlar aşk, yoksa acıdan, huzurdan, hazdan, tutkudan, şefkatten mi yaratılmıştır tutam tutam? Biraz ondan, biraz bundan insanın en çok ne eksiği varsa, yaratan, hepimize göre bir reçete ile sihrini hazırlar belkide.

Kimi şefkatle huzur yaşatan bir aşk ister, kimi tutku, şehvet, kimi vuslatı aşk zanneder. Kimi dokunmadan yaşar uzaktan uzağa ve masumiyetiyle bencillik yapmadan tüm hücrelerine yayar aşkı. Nefesini tutar da sever kimi, aşka dokundukça, duydukça nefes alır ve kaybederse nefesi kesilir. Sana bana aşk bir başka arkadaş. Herkesin aşkı da, aşk iksiri de başka. Her tende başka yanar aşkın alevi ve benzersizdir. İşte bu yüzden aşkın sonsuzluğu mucizelere, efsanelere kalır.

Herkesin aşk dili başkadır ve konuşma dili gibi yayılarak öğrenilen bir dil de değildir üstelik. Herkes kendince aşkı konuşur. Duyulup anlaşılır ve karşılıklı konuşma şansına kavuşursan, yaşamın dili ile efsaneni yaratırsın. Anlaşılmazsan, anlayamazsan, anlayıp kabullenmezsen, kendi dilinde ısrar edersen, başlamak ile kalır ve kaldığı yerden ilerlemez aşk.

Aşk kırılgandır. Bir kere kıymetsizleştirirsen, kıymetsizleştirir seni. Küser ve affedilmezlik cezası ile aşkın kendi içinde olduğunu unutur, orada burada ararsın onu. Unutturur içinde yaşayan eşsiz varlığını. Başka aşkları izler durur, özgürce açtığın kanatların yanacak korkusuyla ateşine yaklaşamazsın. Başkaları aşka tutuşurken cesaretinle açtığın kanatlarını, ateşe dokundurmadığın için eritir, yeniden uçamazsın. Aşk bu, kendinden vazgeçmedikçe aşk olamazsın.

Önce kim öpecek, ilk kim konuşacak, ilk kim mesaj yazacak, önce o yapsınlar yüzünden insanlar aşkı es geçiyor ve aşkı tutku, beden tüketimi, şehvet oyunu sanıyorlar. Aynı anda birbirini arzulayan kadın ve erkekten sadece kadın arzuladığı için suçlanıyorsa, aşk bizim ülkemize göre masum bir şey değildir. aramadı, gelmedi, konuşmadı, benim kadar sevmedi, özlemedi gibi devamlı bir suçlu aranan durum, olsa olsa adli vakadır. Buna aşk denmez. Aşk, içindeki benleri unutmayı başarabildiğinde, aşkın sesinden, dilinden başka zihnin tüm seslerini duymaktan vazgeçtiğinde başına gelen en güzel mucizedir.

Mucizeni yarat. Aşk ile kaybol.

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: