Yağmur’dan sonra Deniz

4 Ekim 2016 0 Yorum

504df853-726e-49f2-abad-c1962aee6752İncesaz girdi geceye usul usul, masamda bir şişe Plomari. Her zaman mis gibi sakız kokar. Sakız kokusu, denizin iyotuna, dalganın sesine karışıverir ve yakamozu çekerdi içine.
Nemli kumların ayazında serinlemişti ayak bileklerim. Halhalım kumlarla dans ederken şıkırtısıyla yanı başımdan geçen bir köpek ve sahibinin dikkatini çekmişti.
Yalnızlık tadıyla gecede demlenirken, bacaklarımdan sarkan beyaz eteğimin uçlarına dolandı sıcacık tüyleriyle bir dost. Terkedilmiş gibi, benim gibi baktı gözlerime. İnce uzun parmaklarımla başını okşadım ve gözlerime sevgiyle bakışı sarılmaktan beter etti beni. Bazen Tanrı beklenmedik zamanlarda ihtiyacın olanı insandan başka bir siluette sunar sana. Minika gibi bu sevimli köpekte gecenin yalnızlığını alıp götürmüştü. Çocuklarımdan başka hiçbir masum göz böylesine derin bakmadı gözbebeklerime diye düşündüm.


– Rahatsız etmiyor ya.
– Yoo, biz rahatsız değiliz. Siz rahatsız olmayın da.
– Halhalınız var sanırım. Bileğinizdeki asma kilitli bileklikten gelmedi o sesler.
Asma kilidi fark etmesi ile bir elimle topladığım saçlarımı rüzgâra teslim ettim ve yüzümü aya döndüm.

Ayı utandıran bir çift göz, yazdan bronza dönüşmüş beyaz tenini örten kirli sakalları, yuvarlak çenesi, muazzam burnu ve bir tabloyu tamamlayan son figür olan kır düşmüş saçlarının büyüsü karşısında kala kaldım. Isınan yanaklarımı görmemesi için ne yapmalıydım bilemeden yeniden köpeğe döndüm.

– Adı ne bu dostun?

Köpek bir defa havladı. İkimiz birden güldük.

– Şaşırdı sen adını söyleyince.

– Adını bilmiyorum ki ben.

– Biliyorsun. Dost dedin ya. Onun için havladı.

– Dost mu? Benim de bir köpeğim olsa dost koyardım adını. Ne güzel bir seçim.

– Senin adında Deniz olmalı. Dalgalandıkça huzur veren su gibisin. Yakamozla güzelleşen, güneşle ısınan ama güneşe inat serinleten, huzur gibi.

– Bilemedin. Yağmur’ um ben.

– Ben de Deniz.

– Hadi ama fazla şairane oldu ilk tanışma için.

– Hayır, gerçekten Deniz adım.

– Ben de bana iltifat ediyorsun sanıyordum. Meğer kendini övüyormuşsun.

– Yağmur da da övülmeye değer çok şey var. İstersen bir yerden başlayayım. Önce merak ettiğim bir şey var.

– Nedir?

– Dost seni bırakacağa benzemiyor. Beklerken şu sakızlıdan bir kadeh eşlik edebilir miyim? Köşede sessizce otururum söz.

– Bu gecenin anısı da buymuş deriz. Ne diyeyim? Sessiz kalmana gerek yok, aslında sessizlikten sıkılmıştım. İyi ki Dost geldi.

– Ben gideyim o zaman.

– Olur, tabi neden olmasın. Eminim Dost evini biliyordur. Sohbetimiz bitince gelir, kavuşursunuz. Merak etmeyin.

– Yağmur. Yağmur Hanım. Hazır cevap Yağmur mu lakap?

– Şakaydı Deniz otur lütfen.

250e449d-5e2d-45e4-9e15-58346f894c8bBayram harçlığını bekleyen çocukların büyük parayı aldığı an gibi baktı gözlerime. Dost eteğimi üzerine örtü yapıp serin kumlara gömdü vücudunu, mavi tahta sandalyemin altına sığındı.

– Daha önce burayı hiç görmemiştim. Bu yaz açılmış sanırım.

– Evet, bu yaz.

– Hemen keşfetmişsin bakıyorum.

– Keşfettim sayılır. Önce manzarasını beğendim sonra üzerine kondurduğum hayallerimi ve ardından bu lokantayı hayata geçirdim.

– Nasıl yani, senin mi burası Yağmur?

– Evet.

– Dur bakim adı ne lokantanın?

– Uğraşma ben söylerim. “Yağmurdan Sonra Deniz”

– Çok güzel bir isim. Neden?

– Ilık olur yağmurdan sonra deniz. Denizin içine gömülürsün rüzgârdan üşümeyesin diye. Şimşek çakar, sonra uzaklarda bir yerlerde belki de bir yıldırım düşer. Denizin içinde hapis kalırsın. Dışarı çıksan üşürsün, içeride kalsan gökyüzünden geleceklerden korkarsın. Diğer korkmuş balıklar gibi kaçarken can havli ile derinlerden, büyük balığın yemi olmamak için kıyıda kumlara gömülmeyi yeğlersin.

Deniz’in sessiz ve derinliğinde kayıp olduğumu anladığım gözlerinin içine baktım. En az onun bakışları kadar derin derin baktım ben de ve ekledim.

– Zıngır zıngır titrersin çıktığında derinden. Hele bir de yalnızsan, seni saracak kimsen de yoksa üzerine yağan yağmur, esen rüzgâr yeni bir sığınak bulasıya kadar cehennemini yaşatır sana. Çaresizlikte boğulursun. Denize de dönemezsin öyle cesaretlenip, bilirsin ki bir daha çıkış zor. Kalsan şimşek ve yıldırım, çıksan bir ayaz sarar tenini. Üşür bedenin, ruhun çaresizlikten mustarip, arafta kalmak gibi gelir kararsızlığın.1e03d4a1-876b-45d1-bbc6-f0b0a604fa60

– Eee ne yapacağız peki?

– Bazen de en keyifli bir anıdır, yağmurdan sonra deniz. Kıyıda bekleyenlerin ya da suyun içinde sevdiğin varken ılık bir huzur kaplar içini. Üzerine yağan yağmur ile denizde coşku ile dans edersin. Daha önce hiç böyle bir haz almamış gibi. Tercih senin. Dilediğin anıyı kendin oluştur zihninde.

Nereye gidiyorsun diye sordukları zaman, “Yağmurdan sonra Deniz’e” desinler diye burası var.

– Ne güzel anlattın. Huzur. Ben yağmurdan sonra denizde olmayı huzurlu bir anı ile birleştirdim zihnimde. İtiraf edeyim bu isim akıllı bir insanın buluşu gibi. Çok yakışmış. Manzara da şahane.

– Teşekkürler Deniz. Bizim tanışmamızın ardından da manidar bir isim oldu doğrusu.

Nasıl utandığını ilk gördüğüm yerde oturduğumu bilmeden izledim onu uzun uzun. Başını sol omuzuna doğru büktüğünde gözlerini öyle bir kıstı ki, bırak rengini şeklini göremezdin.

– Hadi bakalım akıllı Yağmur, nasıl olsa mekân senin, gece uzun, sen ne kadar katlanırsan ben o kadar keyiflenirim bu gece.

– Hadi bakalım.
“Yağmurdan sonra Deniz” adlı kitabımdan küçük bir hediye… 4. Bölüm

Kategori: KİTAP

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: