İstemiyorum…

3 Ekim 2016 0 Yorum

fb_ımg_1454615256001.jpg.jpgİçimde bir isyan bombası. Pimi çekilip avucun içinde sımsıkı tutulanlardan üstelik.

Sustuklarımla yaşamak yorucu. Susmak, hayatın insana en büyük cezası. Suçsuzlukta sus, suçlulukta sus. Sus ve dünya dönsün kendince.

Yaralarım. Yaralarımın kabukları tabaka tabaka antik kent oluşturuyor adeta ve susuyorum. Gerekenlerim, mecburiyetlerim, lazımlarım, yoktan var etme çabalarımdan bu suskunluklarım. Kaç sene? Kaç sene daha üzerimden geçip gidecek ıskaladıklarım? Temizledikçe bulaşan lekeler vardır ya, işte tam da böyle zihin defolarım.

Kusursuzluk beklemediğim anılarımın içinde daha çok şanslı, mutlu, huzurlu, keyifli olanların sayısı artmalı artık. 

Hırs yok. Hedefe giden yolda etraftaki cılız bitkilere, büyüklüğümden korkan masum karıncalara basmak olmadığı gibi, kendi ruhumun elleriyle şefkatle sarıp sarmak üzerine donanımlanmışım. Yolum boyunca temiz ve yalın dokunduğum varlıkların, üzerime leke sıçratması, benim muhteviyatımı değiştirmiyor.

Sustukça sertleşen duvarlarım kalınlaşıyor sadece. Çember daralmıyor, göğe yükseliyor, kendime yaklaşıyor ruhum. Kendimi tanrıçalaştırmadan tanrısal bahşedişle insanlara dokunuyorum. Dokunduğumu yakmadan, dondurmadan kendime yolculuğumu sürdürüyorum. Hepsi bu.

Yalana karşı tıka basa doydum artık. Yalan tanımım değişti. Kendini kandıranları izliyor ve eğlenceli  mizah gösterisinin içinde bir kahramana dönüşüyorum. İstemiyorum. Zirveye tırmanma çabamın içinde avuçlarımı, dizlerimi kanatarak, sürünerek yürümem gerekirse yürüyebilirim. Kendime bu kadar yakınlaşmışken uzaklaşmak istemiyorum.

Eşlik ettiğim bir hayat istemiyorum. Eşlik edilsin de istemiyorum. Kendi bedenim için nefes almak gibi. Kendim için beslenip, kendim için soluyorsam bahşedileni, yaşamda yalnızım demek bu. Kimsenin kimsenin bahşedemeyeceği değerler var. Kendi içindeki yaratılışta ekilen tohumlardan büyüttüğüm benim erdemlerim var. Tanımadığım biri olmak istemiyorum.

Kurban olmak değil istediğim, ben kimsenin kurban edilmediği güçlü, sesli, sazlı, sözlü keyifli bir hayat istiyorum. Kırmızı halıda yürürken, olmadığım biri ile tanışmak yerine bahçeme doğru patika yolu yürüyen huzurlu, başı dik biri olmayı tercih ederim. Biriktiriyorum. İnsan biriktiriyorum. Suretleri ile ilgilenmiyorum. İnsan benzerlerini yok saymıyorum. Varlıklarıyla bana kendimi daha çok sevdiriyorlar.  Uzaktan izlemek ile mutlu oluyorum. facebook-resimleri-122

Can cana, canımdan olanlarla huzurum yerinde. Kimsenin canını kanatmadan, çirkef sıçratmadan, çamura bulaştırmadan, kanadını zedelemeden özgürce uçmalarına destek olmak en büyük hedefim. Birbirimizi kollamak, sevmeyi öğrenmekle huzur yağar topraklarımıza.

Beden tüketmek için dokunmam kimseye. Dokunma. Sen de dokunma kalbinin ritmini değiştiremeyene. Ne kadar insansan o kadar özelsin benim için. Kaybetmek tercihim yok. Kazanmaktan anladığım ise hiç bir para birimi ve değerle ölçülemeyecek varlıktır.

Canına yakınım biliyorum. Bu kadar uzakken bile canımın yanında yerin. Sırtının üzerinden senin mutluluğunu izliyor zihnim. Bir gün yüzünü bana bakarken, gülerken, bana dokunurken görürsem bunun olduğuna şükredecek yüreğim. Aşktan başka bir etiketle anmak derdinde değilim. Sen kendin için benim hayatımda ne isimle anılmak istersen kabulüm.

Sen ol. İnsan ol. Benim için aşk kendin için ne olursan ol ama hep ol.

Aşkla gelene hiç olmayı dileyenim…

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: