Bu bizim mucizemiz…

5 Eylül 2016 0 Yorum

unnamed (3)

 

 

4 Temmuz 2011 saat 13.34, narkozun zerrecikleri bedenimde gezinirken zihnimin kuytularında gezintideydim. O soğuk ameliyathanenin, soğuk masasında yarı ölü bedene dönüşmeden önce doktorumun gözlerinin içine baktım. Kendimden daha çok ondan emin olduğumu hissettim. Endişeliydim.  O hastaneden yalnız başıma taburcu olmaktan korkuyordum. Büyük bir savaş filminin son sahnesindeydik.

Ben yarı ölü halimle meçhulde gezintideyken; önce Tanrı’ nın mucizesi ve desteği ile doktorumun üstün mücadelesi, kızımın azmi sonucunda 43 cm. 1950 gramlık bir prensesim oldu. Vaktinden önce gelen gerçek bir savaşçı kızım Elif Naz, benden önce kendine yaşama hakkı tanıyan, yaşamasını sağlamak için o güne kadar öğrendiği bildiği her bilginin üzerine azmi ve inancını ekleyerek bizi mucizeye kavuşturan doktorumun avucundaydı.

Doğum hikayesi anlatmak niyetinde değilim. Kızımın varoluş hikayesini anlatmak istiyorum. Mayıs ayının bahar tazeliğinde, bir akşam kendimde bir gariplik hissettim. Hamileliğimin 5. ayındaydım. Önceki hamileliklerimde üç kız bebek kaybetmiş olmam, Elif’in içimde yaşamayı başladığının öğrendiğimden itibaren garip bir tedirginlik hissi oluşturuyordu. Korktuğum başıma gelmiş, beklenmedik bir kanama sonucu kendimi hastanede bulmuştum.

Endişe ile muayene olurken duvarların üzerime yıkıldığını hissettim. Kızım bedenimin içinde ölüm kalım savaşı içindeydi. Defalarca kalp ritmi bozulmuş, organları büyüme yapmış ve vücudu ödem ile olağandan daha fazla şişmişti. Hastaneye gittiğimizde kesilen kanamanın kızımın bana gönderdiği yardım mesajı olduğunu düşünüyorum. Doktor çaresizdi ve bize konu ile ilgili uzman bir profesör adı verdi. “Çok umutlu olduğum söylenemez ama  mutlaka Melih Hoca görmeli. Son kararı o versin dedi.”

Gerekli randevular alındı. İlk buluşmada endişemizin farkına varan doktorum, öncelikle beni sakinleştirmeye çalıştı. Muayenenin ardından tabloyu değerlendirme toplantısı yaptık. Kızımın vücudundaki kan oranı olması gereken gibi değildi. Bebeğim ile ikimizin arasındaki kan uyuşmazlığı bebeğime zarar vermiş onun kimyasını bozmuştu. Bu suçluluk duygusunu iyi biliyordum. Daha önceki hamileliklerimde de bir takım komplikasyonlar yaşanmıştı. Korku içindeydim.

“Bebeğe kan vermeliyiz.” Bu cümleyi duyduğumda anlamlandırmam imkansızdı. Daha önce geçirmiş olduğum bir apandist ameliyatında bana yanlış bir kan transferi yapıldığı için kendime ait kan hücrelerim savaşçı hale gelmiş, hücrelerde antikor oranı normalin üzerinde yükselmiş ve kızımın kan değerlerini etkileyecek hale gelmişti. Bebeğe kan vermunnamed (2)ek fikri, hala karnımda yaşayan bir bebek için nasıl olabilir ki diye düşünürken, bunu yapmazsak bebeği kaybedeceğimizi öğrendik.

Aile, eş dost kim varsa çok yakın akraba olamadığı için daha çok tanıdık tanımadık herkesten kan bağışı ricasında bulunduk. Bebeğime karnımdan yapılan bir girişim şekli ile 7 defa kan transferi yapıldı.

Prof. Dr. Melih Atahan Güven ile birlikte çıktığımız bir meydan muharebesindeydik. Anne doktor dayanışması içinde, karnımın içine batırılan transfüzyon cihazlarının orada olmasının verdiği acıları hissetmemek mümkün olmasa da direndik.

Bebek büyüdükçe, hareketleniyor ve her bir transfüzyon girişiminde doktorumuzun ve benim işimi zorlaştırıyordu. Her seferinde bir defada başarılı transfüzyon yapıldı. Bir keresinde Elif, eliyle müdahale ettiği için işlem yarıda kaldı ve doktorumla göz göze geldik. Onun da benimde üstümüz başımız kan içindeydi. Birbirimize bakmak yetti. “Yapalım şunu.” Dedik ve  yaptık.

Dünya da maksimum anne karnındaki bir bebeğe uygulama sayısı 3 olan kan transfüzyon işlemi benim kızıma tam 7 kez uygulandı. Bu 7 kez risk almak ve aldığımız riskin sonucunda 7 defa başarılı olmanın hikayesidir.

unnamed (1)

 

Son iki transfer sırasında kızımın doğumunun yaklaştığını konuştuk. Doğduktan sonra solunum sorunu çekmemesi için Doktor Melih gerekli önlemleri almış, kızımın akciğerini güçlendirecek ilaç desteğini sağlamıştı. Bebeğimin yaşaması için gerçek bir kahramanlık öyküsü yaratan Doktorumuz, kızımın ve ailemizin kahramanı, kızımı bana hediye eden sevgili Prof. Dr. Melih Atahan Güven’e sonsuz teşekkürler.

Yılmadık, vazgeçmedik, yorulmadık, inandık ve birlikte başardık.

Kızım Elif Naz şimdi 5 yaşında dünya tatlısı bir prenses. Ben doktorların Tanrı tarafından görevlendirilmiş kutsal insanlar olduğuna inanıyordum bunun ispatını bizzat yaşadım. Sonsuza kadar minnettar kalacağım.

 

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: