Haberin yok…

17 Ağustos 2016 0 Yorum

13423709_141304942954783_2793278117819875246_nDenize yakın yaşamıyorum diye üzülmüyorum. Bu kadar basit bir kusur için hayata küsecek değilim. Kızmıyorum denize uzak oluşuma çünkü sen denize yakınsın ve senin mavin bana yetiyor.

Sonra yeşil ve alabildiğince umutsun. Yeşile de özlemim yok sayende. Sarısın. Yetişkin  buğday başaklarının rüzgarda dansını izlemek kadar sakinliksin.

Beyazsın. Biraz bulut, biraz deniz köpüğüsün baktıkça içime huzur damlatan. Yağmursun. Yağdıkça yaşadığım toprakları mis gibi aşk kokutuyorsun. Üstelik henüz kim olduğundan haberin yok.

Belki de bilsen umman olacaksın ya da alabildiğince hayatı içinde barındıran yaratılanı aradığımız gökyüzü. Ellerimi açıp dua etmem ben. Duam kendime. Aşk  ilahi bir güç ve bana yakın olmak istediğinde sorgusuzca, usulca yerleşiveriyor insan bedenimden içeriye.

Beyaz vardı üzerinde, yüzünde biraz kirli denilen ama seni başka bir olgunlukla bana güzel, hatta mükemmel diye tanımlattıran  sakalın ve sonra akşam ile gece arası gözlerine eşlik eden pırıl pırıl ve cömertçe lütfettiğin gülüşün. Tanımıyorum seni. Kendime tanıştırıyorum. Bu diyorum. Tanı. Bu aşk. Seni saklandığın hücrenden tutup çıkartacak olan bu. Tamamlandıkça ruhunun oluşum nedenini anlamlı kılacak olan bu diyorum. Üstelik henüz haberin yok.

Senin beni saniyeler ile gördüğün o görüntülerde hatırlamanı, yeniden merak etmeni, beni tanımak isteyip istemediğini de bilmiyorum ve bana ne diyorum. Ben istiyorum. Ben onu istemiyorum. Onun adının aşk olmasını istiyorum. Senin ruhun beni istediğinde kesinlikle reddetmeyecek kadar istiyorum seni.

Her açıdan bakışına, gülüşüne bakıp içinde saklanan ruhunun tadına bakıyorum. Senin için mühim olanın ne olduğunu anlayamamak için mental yetersizliği olmalı insanın. Henüz sana dokunmadan ve hazır aklım başımdayken uzaktan her anının içeriğini kokluyorum.422538-3-4-c1fdd

Ben dağa yakın yaşamıyorum. Sırtımı yasladığım ne bir duvar, ne de bir kayam var benim. Ruhunu zihnine yaslayıp yaşamayı tercih etmişlerdenim. Sen de öylesin ve o kadar alenisin ki, senin dağ gibi olmanı da seviyorum. Mağrur, kudretli, kolay aşılmaz, zirvesine ulaşılmaz ama etrafındakilerden yeşilini, biraz huzur almaya gelenden manzarasını esirgemeyecek kadar cömert bir ruha benziyorsun.

Biraz gökyüzü gibisin. Bir gün fırtına esmeye başlarsa sabahtan, akşam güneşi ile dinginleşiyor, yeniden, yıldızların ve ay parıltınla denize yakamoz yapıp gönlünü alıyorsun. Gün yağmurluysa üretiyor, kar ise buz soğuğuyla içini ısıtıyor, kendi ısınla ısıtmaya çalışıyorsun. Güneşli bahar günlerinde ve sıcacık yaz gecelerinde hem keyif, hem neşe hem de huzur veriyorsun. Dostsun, bana göre aşk, canına göre cansın. Biliyorum.

İnkar etmiyor sakladığın ruhunun temizliğini dışarı sızdıran gözlerin ve gülüşün. Perdelerini bir bir açıp önüne geleni kokluyor, gözlemliyor emin oldukça bir sonrakini açıyorsun. Kapıların ardına kadar açık gibi görünse de ucu birbirine değmeyen yaşanmışlıklar kilitlerin var belli.

Kimi soğuk ve mesafeli diyordur sana, kimi de ne insan, insan gibi insan diyordur belki herkes gibi. Kim neyi görmek isterse sen osun ya bu hayatta yapacak bir şey yok. Eminim benim kadar seninde kimseye kendini öğretmek için çaban yok. Kim ne ile tanımlamak isterse onunla tanımlasın seni. Ne olursa olsun, kendinden başka biri olduğunu bile bile seni kendine kıyaslayarak tanımak isteyecek herkes ve eminim bu da senin umurunda değil.

Ben kendimce tanımlamak istedim seni. Sen benim için aşksın. Ne olursan ol aşksın.

fb_ımg_1456257215405.jpg.jpgKusursuz değilsin elbette. Mutlaka insanlar bugüne kadar sen de kusur olduğunu düşündüklerinden liste yapmıştır. Ona göre kusur, sana göre meziyet belki. Kime ne? Kişi kendi gibi olmasını istemezse dokunduğu bir ruhun, o zaman mutlu olmayı ve hep sevginin içinde kalmayı da öğrenir.

Sevgisizlik ve mutsuzluk yok aslında. -sizlik- suzluk ile tamamlanmış hiç bir kelime yok. Hepsi zihin oyunu. Hayatta meşgaleler ve stres olsun diye var etmiş sanki insanlar bu kavramları. Olmadığı yer anlamında kullanılan bu eklerin olmadığı kelimelerden oluşan mutlu cümlelerin olsun sevgili. Umut-suzluk, Mutlu- suzluk- Uyku- suzluk, Sevgi-sizlik, aşk-sızlık, sağlık-sızlık, para-sızlık gibi hiç bir kelime barınmasın hayatında. Bana sen lazımsın. Sen-sizliği kim istiyorsa o alsın.

Seni seveceğim başka yolu yok. Sayın aşk, beni tanı… Pişşşt bak buradayım. Şimdilik gözlerinin içinde değilim, zihninde dolanmıyorum ama sen benim gözlerimde yaşamaya, zihnimde tohumlarını ekmeye başladın haberin olsun. Seni düşündükçe beni düşündürmeyi başarabilirsem zihnine, ilk eşikten çıkıp, ufak ufak bıraktığın aralıktan ruhuna sızacağım ansızın. Hazır olduğunda beni bul…

Küçük bir sorum olacak. Yağmurda yüzmeyi sever misin? Gülümsedin biliyorum.

Kategori: EDEBİYAT • Etiket:

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: