Aynı…

12 Ağustos 2016 0 Yorum

10421216_1501294620150234_1561037525228248874_nHer şey aynı. Hep aynı. Herkes aynı. Yaşananlar birbirinin aynısı olma telaşında sanki. Hayat oyunları bir şarkının nakaratından daha çok tekrarlıyor kendini. 

Dizginleri sıkmaktan avuçlarım kesiklerin sızıntısından oluşan kan ile doldu, taştı. Üstüm başım acının izleriyle dolu. Elimi dizginden çeksem sanki daha çok acıyacak. Biri gelip tuz basacak avuçlarıma, yara derinleşecek. En tesirli düşmanım benim. Benim bana verdiğim zararı tüm sövalyeler bir anda saldırsa yapamazlar. 

Nasıl olduğumu sorduklarında “Her şey yolunda” diyorum. Her şey yolunda çünkü. Yol nereye giderse oraya akıyor hayat. İçine bir sürü anlam yükle yükleyebildiğin kadar. Hiç bir şey değişmiyor mu demek istiyorum, gidişattan memnun muyum mu bilinmez. Değilim sevgili. Nerede yaşadığını bilemediğim tamamlayıcı, yolunda giderken her şey, farkında mısın hayat son kullanma tarihine yaklaşıyor.

Unuttun mu beni? Sen unutsan ben unutamam ki. Yaratıldıysam tamamen senin sayende. Sen varsın diye ben varım. İç içe yaşadığımızı unuttun mu? Yaratanı da mı unuttun sen? Ben ne kadar yok saysam da seni hatırlatanlar var. Senin içine çekmeye çalışanlar, sana bulaştırıp yaşadığıma pişman ettirenler var. Seninle aklımı başımdan alıp, şuursuzca kendimi terk etmeme sebep olanlar var. Sen hep varsın. Sensiz benken, sen geldiğinde hiç olur ruh.

Deniz,  yakamoz, yağmur, kar, güneş, çiçek, kelebek gibi bize bahşedilen ne varsa sen varken aynılıktan kurtuluyor biliyor musun? Beden başkalaşıyor. Güzelleşip ışıltısını saçıyor, iki dudağı ile etrafı aydınlatıyor insan.  Ciddiyetiyle bilinen kim varsa, hiç olmadığı kadar şapşallaşıp, komik oluyor, komikler, neşeliler, acının içinde kendinden geçiyor, tanınmayacak hale geliyor. Hiç bir varlık sen gelirsen aynı kalmıyor. Geliyorsun ve var olanı yok edip, yeniden yaratıyorsun senımg_20160306_090037.jpg.jpg

Ne yaptıysan yaptın kalk gel. Affetmek, affedilmek fanilerin harcı değil. Hiç yargısız yalın ruhumla seni bekliyorum. Kimsin bilmiyorum. Kimi sevindirdin, kimin canını yaktın, kim seni ne olarak tanımlar bilmiyorum. Sen gelince tabiat aşk kokacak. Hangi çiçeğe benzediğinin ne önemi var? Boş çerçevelerimi dolduracak keyifli anılar için sabırsızlanıyorum. Seni gizlemekten, istemiyor gibi rol kesmekten, olmasan da olurmuş gibi yaşamaktan yoruldum. Olmuyor. Sensiz olmuyor.

Aynı. Her şey aynı işte. Şimdi şu an tüm bilinenleri, ezberleri, öğretilenleri, duyulup, görülmüşleri geçmişin kapı arkasına süpürebilmem için gelmelisin. Basamakları birer birer çıkıyor zanneder insan. Hiç de öyle değil. Toprağa yakınlaşmak için tek tek basamakları indiğimiz o günler ve gecelerden kaç tane kaldı sonsuza gitmeden önce bilmiyorum.

Dünya üzerinde yaradılış hikayesinin içinde bir yerde, habersizce yaşayıp gidiyoruz. Sana da her şey aynı geliyor biliyorum. Annem, onun annesi, babası, onların babası da aynıydı. Biz ne olacaktık ki?

Aşk nedir? Aşk mı, sevgi mi? Bu soruların cevaplarının arandığı, sorulmasının suç olduğu yerlerde büyüdük. Heyecan ile aşkın karıştırıldığı kaç yıl geçti kim bilir? “Aşk aslında” , diye başlayan, ahkam kestiğimiz kaç cümle kurduk ve hepsinin anlamsız olduğuna şahit olduk. Yanılmışız diye kendimizi kaç kere kandırdık acaba?

Ciğerlerim tutulasıya kadar ağlatan kederli olayların içinde içimi her ne yaktıysa, bil ki sen orada bir yerdeydin hep. İçimde yaşayan, görmeden gelenimdin benim. Sen benim çaresizliğimde sığındığım, yüzümü güldüren, yanaklarımı kızartan, kalbimi olağanüstü çalıştıranımsın. Utancımsın. Bekleyişim, önce vazgeçip, sonra yeniden istediğimsin. Bir daha asla dediğim cümlelerin sonunda yeniden işte  bu, bu en doğrusu diyerek mutlu olduğum varlıksın.

ımg_20160306_090124.jpg.jpgUmutsun, neşesin, biraz şapşallık bulaştırırsın geldiğinde, hafif sarhoşluk, bolca gözyaşı bazen, şarkıları sözleriyle dinlemeyi öğreten, fallara inandıran, hayal kurduran, isyan ettiren, özlenen, burun kıvırıp yanından geçmediklerimizin dizinin dibine köle edensin.

Aşk, sen hayatsın. Hayat, aşkla varsın. Aynılıklara anlık olsa da son verensin. Gerçeklikte masalsı yaşatansın. Kimini prenses, kimini prens, kimini acımasız bir firavun, kimini zavallı bir köle yapansın. Güçlüsün. Varlığından yeni canlar yaratabilecek kadar güçlüsün. Bile bile atlamak üzere kıyılarında gezinilen uçurumsun. Boşluksun. Uyanık uyku halisin. 

Anlamsın. Hayatın anlamı değil hayatı anlamlandıransın.

Bir sebeple gel de, hiç et beni…

Kategori: EDEBİYAT

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: