Su gibi…

2 Ağustos 2016 0 Yorum

ask ve suTut beni. Suyun, içine düşen yaprakları akışında tutması gibi tut. Yorulduğunda kıyıda bir yerde savurursun, kuruyup toprağa karışmam için.

Zamanın içinde kendinle birlikte akıt beni. Su gibi. Sakinliğin sesinde bir damla olarak içinde yaşat beni. Çağla, dalgalan, bir uçurumdan aşağıya dolu dizgin akıttığın öfkene, heyecanına, neşene dahil et beni.  

Nevinden giden aklımın olmamasını dilediğim bir yerdeyim. Uçurum özleminde yaşıyorum sanki. Uçurumdan aşağıya akmak gibi hayat, hayat gibi  uçurumdan aşağıya akmak. Yokluğunla boğazımı sıktığında , yaşadığımı hissettirensin. Boğazımda kal, nefesimi kes yine.

Köklerimden koptuktan sonra, tutunduğum dalımı terk edip sana düştüğümden beri, her seferinde kıyılara çarpa çarpa içinde akmaya çabalıyorum. Beni tutup avucunda saklamaya, kıymetlendirmeye çalışan her varlıktan kaçıp, yine senin akışına kapılıyorum. Senin içinde sana susuyorum.

Nehir gibi görünen, azgın dalgalı bir okyanussun. Adın ne deniz, ne nehir, ne okyanus, ne de şelale. Hangi yöne aktığı tespit edilemeyen, bilinmezliklerin birikintisi gibisin. Fırtınalardan sonra açılan kara bir deliğe damla damla biriktirmişler seni. Bulanıksın. Karanlıksın. Koyu bir lacivertsin. Dibi görünmeyen, üstü parlak, içi karışık bir su yatağında yaşıyorsun sanki. Sana karışan bataklık, sazlık. fotografieren,rain-73a8b4227c88bd12250bde6828f0d7c7_h

Gece yakamozla kendini teslim ettiğin suların ılıklığısın. Çıksan üşürsün, kalsan korkarsın karanlığından suyun. Başına ne gelir bilmediğin, korkuyu iliklerine kadar hissettiğin gecenin denizi gibisin.

Güneş turuncuyken ve hatta kızılken insanın canını çektiren, ferahlatan, köpük köpük, dalgalı serin maviliksin. Ayaklarıma dolanan dalgalarla gelen aşksın sen.

İçime damlamaya başladığından beri benliğim kurudu. Çorak toprakların beklenen pınarı oldun. Vaha da bir hayal olduğunu bile bile susuyorum sana. Her an tanımın değişiyor. Rüzgar nereden eser savurursa, oradan yeniden sana dönüyorum.

Sen de barınan onca damladan biriyim şüphesiz. Sen buz olduğunda en azından yerim sabitleniyor. İtip kakmıyor akıntıların. Kalıyorum. Donuyorum. Güneş çıksa da eritmiyor ya, eritemeyen güneşe minnettarım.

Ne zaman kımıldamaya, ucunu saldığın iplerinden gevşediğin anlarda yüzüme bakmaya başlıyorsun ya, işte o zaman varlığından haberdar olduğuma pişman oluyorum. Seninle savaşırken sana benziyorum biliyor musun? Hayatta var zannedilen bir çok kavramın laftan ibaret olduğunu biliyorum. Biri geliyor ve hayatındaki tüm kavramlarını değiştiriveriyor insanın. Gururmuş? Kinmiş? Benmiş? “Geç bunları” diyor aşk bağıra bağıra. “Hiçsen varsın” diyor. Hiç olmaktan keyif alıyorsun. İşte tam da böyle bir uyuşukluk hali.

İnsan kendine çelmeyi ne zaman takıyor öğrendim. Öyle bir yapışıyorsun ki yere, koca bir ordu gelse seni böyle etkili deviremez. Bilmem dediklerini öğreniyorsun. Dinlemem dediklerini dinliyor, yapmam dediklerini sorgusuz sualsiz yapıyorsun. Su seni nereye sürüklerse koşulsuz teslim oluyorsun sahipsiz bir küçük yaprak gibi.

tumblr_mpg9buvwvd1sxkvgio1_1280Sen benim içimde damla damla birikirken, ben senin cam duvarlarından akıp yere dökülen yağmur damlaları gibi olmuşum meğer. Ne içeri alındım, ne dışarıda tutuldum. Üzerine yağmak istedikçe kaçtın, içine dolmak istedikçe kapattın kendini. Su olamadığım yetmezmiş gibi susuz kaldım.

Onca çorak toprakları rengarenk çiçeklerle koca bir bahçeye çevirebilecekken, bir tek sana yasaklıyım sanki. Dikenlerinden ulaşılamayan nadidelik, camdan kalenin duvarlarından süzülen damlalar ile eğlenen, bulutlar sana küstü biliyor musun? Beni sana, seni bana yasakladılar artık.

Güneş ısıtıp senin içinden buhar olarak yanına aldığından beri beni, yasaklandım. Üzerine de yağmayacağım, başka bir akışa da esir olmayacağım artık. Sen bildiğin yerden akışına bırak kendini. Senin kıyılarında var olmayacağım.

Hoşçakal…

 

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: