Gözlerin sözleri…

28 Temmuz 2016 0 Yorum

goz-goze-gelmekNeden böyleyiz?  Neden sadece kendi ruhumuza uygun yaşamıyoruz? İplerden bağlı olduğumuz bir hayat ağacının dibinde, gidebileceğimiz kadar denilen bir yer var. Neden sınırlarımız  var? Uzun zamandır hayal ettiğimiz o emsalsiz varlığa tam ulaşacakken , iplerimizden  çekip olduğumuz  yere hapis tutan o güç ne? Boşverdiren, vazgeçirten, cesaret kıran ne?

Bir kere, sadece bir kere gerçekten şimdi doğrusu bu, işte buydu beklediğim, dediğimizde kavuşmuşken, elimizi uzatıp tutacak ve birlikte huzurun içinde yaşayabilecekken, nedir bu güç bizi yerimizden kımıldatmayan?

Biliyor musunuz? Vücudun en özgür organı göz. Gözünle özgür insan. Ne garip. Gözlerimiz, kimseye hesap vermeden, hissettirmeden, sorgulamadan özgürlüğümüzün tadını çıkartabildiğimiz bir alanın dışarı açılan pencereleri.

Bilinen hislerin tamamının tercümanı gözlerimize yakın yaşamak lazım belki de. Deydiklerine de yakın olmalı. Göz dili bilmeli herkes. Göz özgürlüğünü ruhuna tattırmalı. Gözün gördüğünü görmezden gelmek gereken durumlar nedir bilmeli. Gözüne dilini tercüman etmeli. Önce görür insan, gördüğünü zihni ile algılar, yorumlar ve sonra dile düşer anlaşılanlar. Bu uzun yolculukta görünenin geçtiği filtrelerimizin acımasız olmamasını diliyorum. Akıl süzgecinden geçenler, dile düşerken ilk gördüğümüz andaki hislerin miktarı kadar cömert olmalı kelimeler. Cömert ve özgür olmalı insan hissettiklerini yansıtırken. İsraf etmemeli. İyinin olmadığı yer kötülükse, her varlıkta iyilik aramalı, kötü olana fırsat vermemeli.

Sıkıştığım, gizlendiğim zihin hapishanelerinde, karşıma dikilip ikimizinde özgürlüğünün tadını çıkarttığını anladığımız o gün var ya, o gün özgür olamadık biz. Gözlerimizin özgürlüğünü sessizce engelledik. Hapis ettik. Susturduk. Dilini kestik duyguların. Lal ettik. Sebep? Tek sebep, olması gerektiği gibi denen cümlelerin içine hapsolmamız. Zihin esaretinde bir şekilde tanışamadık.

Hayat bizi karşı karşıya getirdi. Evren görevini yaptı. Gözler görevini yaptı ve biz gerekli cesareti gösteremedik. En az benim kadar pişmansın o günden beri o kadar eminim ki. Seni düşünüyorsam, senin beni düşünmen buna sebep oluyor biliyorum.10991274_1534019086877787_978226736558999232_n

Kendini alıp benden giderken isteksizce, geride kalan zerreciklerinle zihnimi istila ettin. İsteksizce gittin biliyorum. İnsanın en dürüst yanıdır gözler. Dürüstçe ve cesurca bağırdı gözlerin beni ne kadar da istediğini. Benim yeşillerim de benden cesurdu o gün ve benden daha özgür. O gün yaşanan tutsaklığın hissettirdiği, iki çift gözün içinde bir olmak arzusundayken, bir olmak için gözün yetersizliğine şahit olmanın acısıydı .

Ego ile savaşımızda mağlup olduk. Gözler en tehlikeli silahtır ya bazen. Dilin konuşamadığı yerlerde vurur geçer düşmanını. Vurulduk. Çarptı geçti. Yaralandık. Düşman değildik, zihin ruh arası sıkışmış masumlardık sadece. Pişmanlık sonucuna eriştiren gizli düşman zihnin yüzünden kalakaldık. Kaldık. Zamanın durduğu yerde kalakaldık işte.

Günün gecenin birbirini kovalayışı içerisinde, aldığımız nefes ve hayatın önümüze sunduklarına ayak uydurmaya devam ederken en son cam bir kapının iç ve dış kısmında bir çift göz olmayı başarıp kaldık. içeri giremedin, dışarı çıkamadım. Hepsi bu. Gözler kadar konuşmayı beceremedik yani.

Zaman aynı senaryoyu bizim için yeniden yazar mı bilmem. Evren ile aramızı iyi tutmak lazım. Kostüm, ışıklar, sahne ve oyuncular hazır. Şimdi yeniden sahnelenecek bir metin gerekiyor bize ve söz bu sefer iyi bir oyun çıkartacağız.

Seyirciden korkmak, alkış ve yuhalamalardan kaçmak da yok. Biz kendi senaryomuzu yaşarken, izleyicilerin ne düşündüğünü önemsemeden, kendimiz için iyi bir oyun çıkartacağız. Temiz ve el değmemiş keyifli anılar, söylenmemiş sözler, hissedilmemiş duygularım var. Hadi gel oynayalım…

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: