Kabul et…

25 Temmuz 2016 0 Yorum
10401176_1138521892833152_3504441453189792635_nBelki merak ediyorsundur da yine kendine itiraf edememişsindir. Hiç yorma kendini ben söyleyeyim. İyiyim işte. İçi boşalmış bir balon gibiyim bazen. Yaprakları koparılmış vazodaki çiçek güzelliğindeyim. Güzelim ama yapraksız ne kadar güzelse işte. Buzsuz rakı, mezesiz çilingir sofrası, kumsuz, taşsız, mavisi kaçmış bir deniz, susuz gösterişli bir süs havuzu, penceresiz bir malikane, ocaksız bir fırın gibi de denilebilir aslında.
Varım ama tam da var değilim yani. Yarımım. Gelsen de tamamlansak demek bile haksızlık geliyor artık. Gelsen gelirdin zaten. Belki de benim gibi gidemedin ama kaldığını kabullenmek  zoruna gidiyor. Seni iyi bilirim. İplerini kesmek üzerine ihtisas yapmışsındır. Öyle sabit bir yerde durmanı beklemiyorum zaten. Oltana gelen balıklardan nasiplenirsin, balık beslemezsin sen. Sokakta önüne çıkan kediyi, köpeği seversin ama onlardan biriyle yaşamak yorar seni, istemezsin.

Kızarsın, kıskanırsın, seversin, özlersin, istersin ama kendin bile kabul etmezsin bunları hissediyor olduğunu. He bir de kimse bütün bu saydıklarımı sana karşı hissetsin istemezsin. Seversin ama sevgili olmazsın. Öyle tamamen kimse senden gitsin de istemezsin. Ara ara hatırlatır, yarayı kanattığını bile önemsemezsin. Kimseyle düşman olmadan, ayrı düşmeden, ayrılırsın sen. Kimse hayatından ayrı düşünmez seni. Kimin hayatına bir süreliğine eşlik etmek için uğrasan, yerleşir, bir daha gitmezsin de. Sen gidersin de gönderilemezsin işte. Dokunan yanar. Yaşayan ölür de, yeniden doğar seninle.
Küçükken avucumdan bırakmadığım topaçın ipinin ucundaki top gibiyim şimdi. Kendimi fırlattıkça uzaklara yine senin avucuna düşüyorum. Avucundan fırlatılıp kendi avucuma dönüyor, kendimi kendime hapsediyorum. Biri şu ipi kesebilse de kurtulsam. Sen varsın ve seni hala gönderemedim diye kapılarım kapalı gelenlerime. Duvarlarımın etrafında çelik zırhlar var. Biraz pencereden bakacak olsam, sırtımdan anılarım çekiştiriyor. Yere çöküyorum. Işıklarım kapanıyor. Karanlıkta bir ses bekliyorum.
Yerini alamasınlar diye herkes için  bahanelerim var. Birinin burnu uzun, birinin boyu kısa, biri fazla iyi, diğeri fazla kötü. Oldukları gibi değil, kendimce bahanelerimle etiketlediklerim var. Bir tek sen iyisin de, senin olmadığın her yer, her varlık kötü sanki. Tutsaklık bu biliyorum. Kendimi sonsuza kadar seninle başbaşa bırakmak  isteğinden bütün bunlar belki de. Senin bende olmadığını bile bile seninle başbaşa kalmak arzusu.10421216_1501294620150234_1561037525228248874_n
Yeniden avuçlarının içinde kaybolsa ellerim. Yeniden dudak kenarlarım hareketlense keyiften. Yeniden senden gelecek tılsımlara esir olsam. Dokunduğun bulutlardan yağmurlar yağdırıyorsun, fırtına yaratıyorsun emsalsiz rüzgarlarından. Hortum gibi içine çekip, dolaşım tamamlandığında adeta tükürüyorsun sana kendini hissettirebilen  ifrazatını.
Hissetmeyi daha masum varlıklar için kullanıyorsun. Sana karşı suç işleyememeli, sana kendini önemsetmemeli hiç bir varlık. Önlemlerin, koruma kalkanların, kuralların, hedeflerin ile kendini sakladığın bir piramidin içinde acımasız bir firavun gibi görünsen de senin sakladıklarını görüyorum ben. Dedim ya senin olmadığın her an kötü. Sen kötü değilsin. Dost anılmak, sevgili olarak anılmaktan daha mı hoş geliyor kulağına bilmiyorum ama sevilen olmanın tadını çıkartırken sevmemeyi başarabilmek oldukça zor ve yorucu olsa gerek.
Yorulmadın mı? Kendini yok saymaktan, kendinle savaşmaktan, hormon tüketip, düşman kazanmaktan, kırılmamak için kırmaktan, her seferinde bir bahane yaratmaktan, eksik olduğunu bile bile tammış taklidi yapmaktan yorulmadın mı? Bu kadar zırh, koruma kalkanı ağırlığını taşımaktan, hayatı karmaşıklaştırmaktan, duyguları alınmış gibi rol kesmekten, sürekli sahne de başka birini yaşamaktan yorulmadın mı?
Yaşıyor musun? Savaşıyor musun yoksa kendinle? Müebbet savaş biçilmiş sanki üzerine. Gizlen bakalım. Elbet üzerine limitsiz bir ışık tutup, seni saklandığın yerden bulup çıkartacak, peşinden hayata sürükleyecek, cesetlikten kurtaracak çıkacak. Yaşamaya başlayacaksın bir gün.
Seni, bulmak için yola çıkanlardanım. Işığımla peşindeyim. Işık gözlerini yakınca, aklını karıştırıp saklandığın yerden çıkmana sebep olasıya kadar peşindeyim adam. Eksik kalanlarımın tamamlayıcısı, ben senin kim olduğunu biliyorum. Şimdi düşün biraz. Tamamlayacak olan ben miyim, eksik bıraktığımı başkası mı tamamlamalı  diye sor kendine. Eksik olduğunu kabullen. Tamamlanmayı dile ki  tamamlayasın… Unutmadan konum bildireyim. Aynaya bakarsan anlarsın. Tek cümlelik adam, ben hala sendeyim. Kabul et.
Kategori: GENEL • Etiket: , ,

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: