Kan kazanlarında kaynayan masumiyet…

18 Temmuz 2016 0 Yorum

11986914_1621455201467508_64354730295674764_nKara kadife bir örtünün altında kaynayan kan kazanları var. Kan kazanlarının içinde masumiyet ve inanç kurbanları kaynıyor . Vicdansızlığın kokusunu salıyorlar gökyüzüne. Soluduğumuz vahşet ve acı…

Kim masum, kim gariban, kim hilebaz, kim dost, kim düşman şimdi? Kim benim kardeşim? Bir ailenin içerisinde birbirinden farklı üç dört inanış ve gizli düşmanlık var ve kin gün geçtikçe büyüyor.

Çocuklarımız sorguluyor minicik masum akıllarıyla olanı biteni.

“Askerleri öldürürsek vatanı düşmanlardan kim korur anne diyor biri, diğeri haberlerin olduğu televizyonları kıralım diyor. Çok ağlayan, çok bağıran insanlar var anne, ben korkuyorum diyor. Bizi de döverler mi sokakta? Bu amcalar neden bu kadar kızgın anne? Neden herkes birbiri ile tartışıyor? Polis asker kardeştir diyordun anne, ben ağabeyime hiç vurmuyorum ama bunlar ne kötü kardeş anne, birbirini dövüyorlar diyor. Askerler çok mu yaramazlık yaptılar? Polisler askerlerden daha mı iyi anne? Konuşarak çözülemez mi bu büyüklerin sorunları? Anlayamıyorum.

Geceleri sabah oluyor artık anne, sabah ezanları gece ezanı oldu. Bizi niye sokağa çağırıyorlar? Evden çıkmayalım bir süre evde vakit geçirelim diyorsun anne, ben okula nasıl gideceğim peki? Parka da mı gidemeyeceğim? Yakında uzun bir yolculuğa çıkacağız, yeni yerler göreceğiz, yeni bir hayat kuracağız diyorsun anne. Biz şimdi evimizi bırakıp başka bir yerde mi yaşayacağız? Arkadaşlarım, okulum, akrabalarımız ne olacak? Teyzemler, dayımlar, anneannemler, babaannemler de bizimle gelsin ne olur. Ya onları öldürürlerse? “

Acının içerisinde şaşkınlık halindeyiz. Türlü türlü fikirlerle hayatlarımızdan uzaklaştık. Çözülmesi zor bilmecelerle uğraşıyoruz. Çocuklarımız yaşlarına bakmadan endişe halindeler. Aile büyüklerimiz alın çocuklarınızı gidin bu ülkeden der hale geldi. Olmayan demokrasinin bayramları kutlanıp, öleceği peşin peşin bilinen masumların selaları okunuyor. Neler oluyor Türkiye?

Karmaşık bir bilmecenin içerisinde boşluk doldurmaya çalışıyorlar. Ya öyle ya böyle ile başlayan cümleler, bir gün bu oldu diye bangır bangır bağıran medya mensuplarının, bir gün olanı yalanlamak için mücadelesini seyrediyoruz. Neyin doğru olduğunu bilmek, anlamak gittikçe zorlaştı. Birlik beraberlik, milli mücadele adı altında silahsız masum halkın, düşüncesi ve inancı ne olursa olsun sokağa savunmasız bir şekilde dökülmesi ne kadar doğru bilemiyorum. Ne doğru onu da anlamak zor zaten. Ülke de acı bir şekilde alışıldığını kabul ettiğimiz onca terör saldırısı yaşanmışken, hakikaten tüm masum halkın meydanları tıka basa savunmasız bir şekilde doldurması hiç bir mantığın kabullenmediği bir durum.

Bir sürü uyarılar yapılıyordu. Toplu taşıma araçlarına, alış veriş merkezlerine kalabalık meydanlara dikkat terör var denilirken, şimdi ne oldu da tüm halk meydanlarda, sokaklarda? Kime karşı güç gösterisi yapılıyor? Üstelik tüm samimiyetimle söylüyorum, hain avcılara av olmaya ne kadar da açık haldeyiz. Neyse halkın kendi iradesi. sokağa dökülmek isteyen buyursun dökülsün. Zorla evde tutamayız ama göz göre göre de tehlikeyi yok sayamayız. Bu durumda susmak insanlık ayıbı olur.

Kanaatimce artık terör örgütleri ve yanlıları bizimle uğraşmaz. Biz birbirimize karşı zaten o kadar örgüt ve benzeri oluşumlardan daha tehlikeli bir hale geldik. Yazık. Vahşetin olağan karşılandığı, acıdan beslenilen, katliamlardan zevk alan, kudurmuş köpekler gibi saldıran halkın sayısı arttı. Sebep? Farklı düşünce, farklı inanışın kabullenilmemesi.

Alevi insanların yaşadığı sokaklara sızıp, saldırıp tehdit ettikleri haberlerine inanmak istemiyorum. Masum insanların inançları ve fikirleri yüzünden katledilecek olduklarına inanmak istemiyorum. Bütün bu haksızlıkları, vahşeti gerçekleştirecek olanların yine halk olduğuna inanmak istemiyorum. Benim milletimin vatanımın bu acımasız toplumdan oluştuğuna inanamıyorum. Azınlık kelimesinin anlamı bile değişti. Bir avuç suya sabuna karışmak istemeden hayatına devam etmek isteyen, karıncayı bile incitemeyen, vatanını, milletini koşulsuzca seven, bağlı, kimseyi inanışı ve fikirleri yüzünden sınıflandırmayan, masum insan olarak kalmak diye bir kavram var. Neler oluyor Türkiye? Birbirimize katlanamıyoruz. Tüm kutsallarımız kıymetsizleştiriliyor. Bayrak, din hepsine kanlı acımasız vahşi ellerin pisliği bulaşıyor farkında mısınız?

Dostlarımızı, akarabalarımızı, kardeşlerimizi kayıp ediyoruz. Hadi herkes itiraf etsin. Farklı bir düşünceden diye bir çoğumuz sosyal medya hesaplarımızda temizlik yaptık diye mutlu olduk. Her şeyden önce biz insanız. Birlikte hayata dair paylaşımlarımız var. Aynı gökyüzü ve bayrak altında huzurla yaşamayı başarabilmiş bir çok etnik köken, inanış ve fikir sahibi insanların torunlarıyız. Bize neler oluyor Türkiye?

Mızıkçılık yapan haylaz çocuklar oyunu bozdu. Keyfimiz kaçtı. Herkes evlerine dağılamadı bile. Kalakaldık Türkiye’m. Ne ilerliyoruz, ne anlıyoruz, ne yaşıyoruz…

Güvenli dediğimiz hiç bir yer yok. Güvenceyi sağlayacaklara güven yok. sığınacak hiç bir yer yok. Savaşacak muhatap yok. Ortada düşman da yok. Biz kiminle neyin mücadelesi için savaşıyoruz? Ne oluyoruz Türkiye’m? Kaynayan kan kazanlarında masumiyeti kaynatıyor, beleşten hayat sürenlerin işkembelerini doyuruyor, sahip olduğumuz kutsallarımızı hiç ediyoruz.

Yazık…

Taziye;

Bu kanlı vahşetin içerisinde hakikaten masumiyeti ile kurban edilen kim varsa Allah’tan rahmet kederli ailelerine ve milletime baş sağlığı diliyorum. Son olsun Türkiye’m. Vicdansızların olmadığı, kan emicilerin yaşayamadığı, hainlerin nefes alamadığı bir ülke diliyorum Tanrım, bize yardım et…

 

Kategori: GENEL • Etiket: , , , , ,

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: