Yara derinleşiyor…

29 Haziran 2016 0 Yorum

11986914_1621455201467508_64354730295674764_nYara kabuk bağlamadan kanattılar yine…

Ülkemin her yerinde tuzaklar kuruyor yollarımıza yabaniler anne. Ava çıkmış, aç zihinleriyle ellerindeki uzaktan kumandalı oyuncaklarına basıp basıp hile yapıyorlar bize. Nifak salıyorlar içimize, bizi bize kırdırıyorlar. Kanımızı içiyorlar, etlerimizi savuruyorlar. Bizi parçalayanlara göz yumuyorlar anne. Patlamanın acı gürültüsünü duymuyor, vahşete sağır olmuşlar anne.

Kral çıplak geziyor, kimse edepsizliğini görmüyor anne. Onca şehidin ve masum halkın bulunan parçalarını gömdükleri toprağın altında da huzur vermiyorlar. Koruyun, sahip çıkın dedikleri topraklarımızda, bizi ite uğursuza feda ediyorlar anne. Kardeş, evlat, dost kanıyla besleniyorlar. Besmelesiz oturdukları sofralarda bir türlü doymuyorlar anne. Bir yerlerde unutulmuş, yardım eli uzatılmamış, yaşam hakkı tanınmamış, sahip çıkılmamış kardeşlerimizi, başka güçlerin avuç içlerine esir ettiler, terörist yaptılar da, kendi kardeşlerini öldürtüyorlar anne. Toplu katliamlarla oluşan ölümlerle kusur kapatıyorlar anne.

Oyun bozanlarla, hilebazlarla çevrildi her yanımız. Evimin prensi,prensesi, göz bebeği, en kıymetlisiyken, vatan için koca bir hiçmişiz anne. Soframızdaki bir tabak aşa şükrettik, kaderimize razı, imkanlarımıza uygun yaşayıp, kimseyi hor görmedik, kimseye hırslanmadık. Fakirlikten utanmadık ama askerlikte de sınıflandırıldık be annem. Olsaydı kocaman paralarımız, canımızın garantisini satın alabilirdik belki. Bedeli neyse öder, çabucak kurtulurdum mecburiyetimden. Çoktan almıştım Zeynep’i mesela, belki de bir çocuğum olacaktı.  Ayakkabı kutularında para istifleyemeyecektim ama alın terimle bakacaktım aileme. Canımızı yakanları memnun eden törenimizdeki onca kalabalığı düğünümde görecekti babam. Cenazeme şahit olmayacaktı belki de. 

Bitmez annem bitmez. Bitirmezler. İstemezler bitmesini. Vatanın her yerinden duyulan acı haberlerle beslenenler var anne. Makamında kliması yüzüne vururken, esneye esneye işkembe büyüten, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla kendi yakınlarını koruyup kollamanın insanlık olduğunu sanan, insanım diye ortada gezinen şeytan siluetleri oldukça, bizim gibi masumlara hak da yok hayatta anne…

Ben ne yaptım o amcalara anne. Ben senin elinden tutup masumca yürüyordum sadece. Hani tatile gidecektik ben şimdi neredeyim, burası neresi bilmiyorum. Beni neden parçalara ayırdılar anlamadım. 

O kadar yıldır mücadele edip, zorlu bir yarışın içinden başarıyla çıkıp, nihayet mezun olmuştum. Benim hayatım okumak ve meslek sahibi olmaktan mı ibaretmiş. Bir koruyamadınız beni anne. 

Balayına nereye gidiyorsunuz diyenlere, bilseydik rezervasyon yaptırmazdık zaten cennete gidiyormuşuz derdik. Umutlarımız, hayallerimiz, planlarımız ne kadar da saçmaymış. Bu ülkede bir saat sonrasını planlamadan yaşamak lazımmış, biz hatalıyız anne.”10991274_1534019086877787_978226736558999232_n

Bitirilmeyen terörün arkasından bilanço yine ağır. Bu okuduğunuz gibi cümleleri son kez söyleyebilmeyi isteyen sayısız masumun kanına girdiler yine. Kanına girmek ile kalmayıp canını aldılar. Yine kelimesi ile başlayan patlama mı oldu sorusunu sorarken de iyi ki orada değildik derken de utanıyoruz artık.

Savaş olsa herkes öleceğini bilir. Sırtından vurulmak gibi değildir. Ölmek için ölümüne saldırırsın hani. Hainlik beklemezsin, bilirsin düşmanını. Bu öyle mi ? Düşman kim bilmiyoruz. Nereden gelir, ne yapar bilinmez. İçimizden mi, içimize itilen mi, zorlanan mı, yoksa gerçekten kalleş mi, düşman mı? Kim bunlar kim?

İnanç için katliam yapanlar hangi inancın mensubu? Ben hiç bir kutsal kitapta rastlamadım farklı düşünceden bir insanın katliama kurban edilmesi kanununa. Bu İslam inanışı da değil anne. Hiç bir dinin inanışına mensup değil bu vicdansızlar. Kılavuzları Kur’an ise, bak ne diyor Kur’an,

 

“Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur.”(Maide;32 Kur’an-ı Kerim)

Semavi dinlerin kutsal kitaplarında da  intihar etmenin, cinayet işlemenin yasaklandığı alenen açıklanmışken, bu yeryüzündeki küçük kıyametlerin faillerinin hangi inanç, hangi din mensubu olduğu hakkında bilgisi olan var mı? Hem kendini, hem etrafındaki masum insanlığı yok etmek hangi inancın gereği? İnancı bırak, hangi insanlık tanımının içinde var bu yaşatılanlara sebep olan katliam.

FB_IMG_1440017422706Kendi inanışına, fikrine, çıkarına uymadığı için zihni ile savaşacak kadar yüreksiz olan hainlerin yöntemi, masum insanları korkutmak, katletmek. Dünyada gerçek bir kıyamet yaşanıyor. Tanrı dan beklenen kıyamet, kulları diye adlandırılan dünya üzerinde mükafatlandırılmış insanlar tarafından inşa ediliyor. Sebepsiz, doğa olaylarına gerek kalmadan insanların ürettiği silahlar, kinler, nefretler ile gerçekleşiyor farkında mısınız?

Öyle alamet falan da beklemeye gerek yok artık. İşte dünyanın her yerinde kıyamet yaşanıyor. Aynı aileden hem terörist, hem vatanın koruyucusu asker çıkıyor. Dağda kardeşi ile burun buruna gelip alenen cinayet işliyorlar. Sırf inanışını, fikrini beğenmedi diye sayısız insan katlediliyor.

İnsan hayatını uzatmak, sağlığına kavuşturmak için uğraşan onca bilim adamı varken, savunma sanayi tanımı altında bir ülke boyu insanı yok edebilecek güçte silahların keşfi içinde bilim adamları var elbette. Bilim bile nefrete, kine, cahilliğe, vahşete hizmet ediyor.Cebini insanların kanından, sağlığından doyurup utanmadan yastığına huzurla başını koyan kimyasal tacirleri, sağlıksız, insanın genetiğini bozan gıda üreticileri de var çok şükür. Hayvanlar da bitkilerde nasipleniyor bu kıyametin şeytanlarından işte.

İnsanın, insandan daha güçlü bir düşmanı mı var?  Kıyamet alameti diye anlatılıp inandırılmak istenen tüm düşünceleri çürütecek bir gerçeklik yaşıyoruz. Olağan üstü koca başlı yaratıklar, öbür alemlerden gelen insanlığa korku salacak habercilere falan da gerek yok yahu. Her gün biraz haber seyret, bak nasıl korkuyorsun yerinden yurdundan, yaşadığın yerden, göreceksin. Ne uğraşacak Tanrı özel korku canlıları üretip üzerimize salmak için? En önemli canavarı yaratmış işte. Dünyadaki tüm varlıklardan daha acımasız ve ürkütücü olan tek varlık, insan.

Kadınlar babasına, abisine akrabasına, kocasına güvenemiyor. Eskiden kadınlar korkardı tacize uğramaktan şimdi kızlı erkekli, irili ufaklı taciz mağduru olma olasılığımız yüksek ve neredeyse taciz edene madalya takılacak bir ülkede yaşıyoruz. Avukat, savcı hakim adalete hizmet etmiyor, imamlar, öğretmenler tacizci, doktorlar yemini unutmuş, türlü türlü dalavere, kan, kin, nefret, menfaat çukuru oldu ülke. Terör, toplu katliamlar, savaşlar, sahtecilik, şeytanın aklına gelmez diyeceğimiz olaylar içerisinde “dünyanın neresi güvenli artık bilmiyorum” dediğimiz bir çağda yaşıyoruz.

Kalabalıklara karışmaktan, toplu taşıma araçlarına binmekten, çocuklarımızın parkta sokakta özgürce oynamasından bile korkar olduk. Güvenli diye bir yer yok. Yaşanası bir yer olmadı ki dünya hiç. Biz unutmak lütfu ile ödüllendirildiğimiz için hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliyoruz. Birkaç zaman derin üzüntü keder hissediyoruz ve sonra her şey üflediğinde havaya karışıp yok olan sabun köpüğü gibi kaderine mahkum kalıyor.

Ne yapalım? Sonsuz bir keder içerisinde dünyadan uzaklaşıp, kabuğumuza mı çekilelim? Bu dünyada yaşanan her neyse değiştirebilecek bir şey mi? Belki de hepimiz bütün bu savaşlara, teröre, katliamlara son vermek için birlik olup ordular kurmalıyız. Eee peki bu kurulan ordular düşman denilen diğer insan ile karşılaşınca karanfil mi verecek “Savaşlar bitsin.” mesajı olsun diye. Elindeki silahlarıyla tek tek yok mu edecek düşman denileni? Ne farkı kalır o zaman diğerinden?

Ne yapacak şimdi analar babalar. Bedelini ödeyip evladının eceliyle ölebilme hakkını mı satın alacaklar? Başka ülkelere kaçırtıp hasret mi çekecekler, yoksa tamamen topraklarından mı vazgeçecekler? Evlerinde mi eğitim verecek aileler çocuklarına? Belden aşağılarına taciz edilmesinler diye çelik zırhlı kıyafetler mi giydirecekler? Bu kadar teknoloji, keşifler, icatlar, gelişmelerden faydalanmadan ıssız yerlere mi kaçacağız çoluk çocuk?

İnsan olarak kendimizi bilinçlendirmek, geliştirmek ve iyi yaşamaya çalışmaktan başka insani bir hareket gelmiyor aklıma. Üstelik hayat benim için nerede, ne zaman sonuçlanır bilemediğim için parçalanmadan, acı çekmeden, sevdiklerimi, vatanımı milletimi hain katliamlara acımasız olaylara kurban edilmiş olarak görmeden ölebilmek için dua ediyorum. İnsan olarak yapabileceğim en temiz eylem bu.

Tanrı ruhunu satmışlardan, kalleşlerden, sahtekârlardan, leş yiyicilerden, kardeşkanı içen ve bununla dalga geçenlerden gelecek nesillerimizi korusun. Acımasızca ve amaçsızca katledilmeyi hiçbir yaratılan hak etmiyor. Tanrı’ nın yaratırken en büyük özeni gösterdiği insanlara da bu yaşayış şekli hiç yakışmıyor.  Kendi kıyametini yaratan insan, bize söylüyorum. Bundan sonra Tanrı layığımızı versin diyorum.

 Tarifsiz keder içerisinde dünyanın her bir yerinde yaşanan vahşeti lanetliyor, Tanrı’ nın bu dünyayı artık yenilemesini diliyorum.

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: