Bir bakıp çıkanlara…

7 Haziran 2016 0 Yorum

fb_ımg_1455050819023.jpg.jpgSeninle andığım benden bıktım. Sana göre olmaktan, bana göre olmamanı göre göre, kör taklidi yapmaktan bıktım. Çok çalıştığın sınav sorularının cevaplarını hatırlamayıp sınıfta kalmak gibi seninle yaşamak. Bir anda adını unutmak kadar kendi içinde kayboluş bu. İnançsız kalış adeta. Yalnızlığın sonsuzluğu gibi sensizlik. Kime gidip yakaracağını, yalvaracağını, kimden dileyeceğini bilmeden gerçek ile yalan arası arafın içine esaret.

Meçhule giden yolculukta bindiğim tekne su aldı artık. Batıp yitmek niyetindeyim. Bir sonraki kara parçasına kadar yüzmek, sudan çıktığımda başka biri olarak yaşamak istiyorum.

Üzülmemek için üzmeyi ne zamandan beri alışkanlık haline getirdin bilmiyorum. Şimdi beni üzülüyor musun, özlüyor musun, düşünüyor musun  anlamak zor. Ben bendekine hakimim. Seni, benim hayatımda tutunman, bana eşlik etmen için zorlayamam. Sana yalvaramam. Yalnızca kendi dilimle ben de yasatmaya basladım seni. Sırf sen korkma diye olmadığım birine dönüştüm ama sana benzeyemem. Sen gibi yaşayamam.

Beni değersizleştirmene izin  verdim. Beni yok saymana, önemsememene izin verdim. Senden mucize istemedim. Sudan henüz ölüme çıkarılmış, ağlara yüzgeci takılmış bir balığın çırpınmasıydı benimki. Seni hissettim. Seni bu maskelerin, saçma kalıpların çelik zırhlarının içine ne attı bilemem ama nasıl bir güçse, aynı güç beni de aynı kafese kapattı. Sen bir devrimdin.  Devrimi yapan da bendim. Ve bu topraklarda devrim yapanı çok yaşatmazlar. İnfaz edildim.

Sonun başlangıcı sokağının başındayım. En az senin kadar kabuklar yerleştirdim ruhumun etrafına. Artık kimse bakıp geçmesin, ben bir bakıp çıkayım diye yeni yeni programlar yükledim zihnime. Yine zihnin esaretinden kurtulamadım sayende. Ne kadar yoğun duygumla seni benimsediysem o kadar da kızgınım kendime.

Günlerdir yalnızca sustum ve sessizliği dinledim. Konuşmadım. yazdım, özledim hatta yaşamadım gibi. Seni benimle zaman harcamaya mecbur etmişim gibi yaratmaya çalıştığın o his var ya, hayatının sonuna kadar karman olacak biliyor musun? İnsanlar sana senin gibi davranacaklar. Bana da benim gibi. Ben sana benzememeye çalışırken, üzerime giydirdiğin koruma kalkanı yüzünden ben de artık sana davranacakları gibi davranacağım başkalarına.fb_ımg_1455510223336.jpg.jpg

Ben doğruyu sevmeyen, yalanla uyuşan insanlar gibi olmayı seçtim seninleyken. Yalınlığımı kayıp etmek üzereyken beni kıymetsizleştirdiğin için teşekkür ederim. Bu da bana ders oldu. Ne demişler biri gelir ve hikaye baslar. Geldin ve baktın. Baktıktan sonra çıkıp giderken, ben olduğum yerde donmayı öğrendim.

Koşulsuz sevmek, sebepsiz sevmek her şeyin gerçekliğidir. Gerceğimdin. Yaşadığımı hatırlattığın için teşekkür edeyim derken, yeni bir yaşama sebep olduğunu fark ettim. Aşk, sevgili, duygu olmadan yaşamayı öğrenmeye çabalayacağım sayende. Bu gece son ağlamam yeşillikler yüzünden yaptığın çalışmalarına bakarken.

İşçiliğinin bir bedeli kalmamış mücevher eskisi gibi oldum. Bendeki görkemli şatonun tam da merkezine yerleştirdiğim  tahtını, sahip olduğun değerini görsen, sanırım az da olsa döner bakardın.   Bakıp çıkardın ama bakardın en azından.

Peki gizli öznem. Medcezirim. Peki adı son kez benim ağzımdan aşk diye anılacak son insan modeli. Peki. Sen mutsuz olmayı, mutlu olmaya tercih ettiğin için hayatının belkide en beklentisiz sevgisine kör ve sağır olmak istedin. Kör sağır da yaşanır da bilirim de, adına yaşamak derler sadece.

Seni özledim. Özlemeye de devam edeceğim biliyorum. Üzülecekler listesine adımı yazmasaydın hayatımın sonuna kadar adının bir önemi olmadan huzur olarak yanında olabilirdim.

Ben sevdiklerimi beni sevsinler diye sevmem. Öylece severim işte. Haykırarak şarkı söyleyen saklanmış yüreğin sahibi, seni sevdim. Bir kasa elmanın içinde bir kurt görünce, kasayla birlikte elmalar yakılmaz ama ben sayende tüm elma bahçelerini çürüttüm.

Ben sana bağlanmak için ne yaptım dediğinde bu bağı koparmayı başardın sen. Bu bağlanmak değildi. Bağlanmak için bir olmak yan yana durmak gerekir bilmez misin sen? Hissetmekti bu. “Sonunda nasıl olsa” ile içerik oluşturduğun zihin cümlelerinle hislerini de esir ettin sen.

Aklımda olmadan ama bildiğin bir gerçek gibi, güneş doğması gibi gelir aşk. Planlayamazsın. Başkalaştırır insanı. Kontrolü kayıp edilmiş bir balıkçı teknesi gibi savrula savrula dinlenecek bir liman ararken, bir yandan da karaya oturmamak için çabalarsın. Ben de yaşamaya başladığımdan beri başkalaştım sadece.

Ders alma sürecimmiş. Zaten en az senin kadar kendimi kapattığımda rastlamıştım sana. Şimdi sadece kapanmış olmanın ne kadar da haklı bir karar olduğunu fark ettim.

fb_ımg_1454866847921.jpg.jpgSözün bittiği yer gibi görünse de,  şimdi nasıl olsa artık yer altına yerleşmiş gururumun kırıntılarıyla sana sesleniyorum; Aşk var istersen, tutku var dilersen, keyif var yaşarsan, huzur var alıcısıysan.

Herkes için bir insan, bir tanımla hayatında yaşar ama bu tanımı yine insanın kendisi beliler. Karşındaki senin yerine kendine ne etiket koyarsa koysun, manasızdır. Sen belirlersin. Benim için senin tanımın aşktı. Sen ne dersen de. Ben yaşadığımı bilir ona göre tanımlandırabilirim ve sen bunu kabul etmek zorunda da değilsin. Herkes hissettiğini yaşar.

Kafeste aslan gibi yaşamaktansa, fare gibi özgür olmayı tercih ederim.  Kendine bir sor. Bir An sadece. Ben onun için ne hissettim? O  bana ne yaptı da ben ona yokmuş gibi davranmak istedim? Neden hayatımın tam da burasında içi boş bir cevizle karın doyurmak hayalindeyim?

Canım kırıldı… Canın sağ olsun…

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: