Meğer…

17 Mayıs 2016 0 Yorum

 

img_0023

Gelir mi, gelmez mi derken, orada bir yerlerde bekliyordur ruhunun ucundan tuttuğun. Tuttukça tutulursun. Azad edilmeyi beklemiş esirliğinin özgürlüğü ile tamamlanırsın. Zihnindeki yönetim gücünün esareti başlar aşkın gelişi ile. Aşktan kaçtıkça, gizliden gizliye yakalanmak için can atarsın.

Aşkın fırtınasında bir yaprak misali savrulmakta var, taçlanıp hayatı şereflendirmekte. Sonunu düşünmeden, karanlıkta yürüdükçe yaşadığını hissettiren, aydınlattığın yoldur aşk…

Bu. Budur diyorsun. Aşkın beden hali şimdi bu. Kendi kanından zihninden ruhundan yaratıyorsun aşkı. Gözlerinin beğendiği, hormonlarının heyecana kapıldığı bir bedenmiş aşk. “Aşk mısın sen?” demeye bile gerek yokmuş. Sen o karşılaştığın bedeni aşk ile şereflendiriyorsun. Bütün mesele bu. Aşk mısın diyorsan aşk da değildir zaten. Kime aşkın görkemli kaftanını giydirirsen onu istiyorsun.

Şimdi ben istedim diye adın aşk senin. Ben öyle ol istedim diye. Hepsi bu.

Sana yakışmıştı. Tam da sırtımın yaslanma mesafesine yakın, kederli şarkılara ses olup, keyifli melodilerde dans eder gibi yaparken yakışmıştı. Sonra garip garip elimi, kolumu, omuz başımı, belimi tutmak ister de tutamaz gibi yaparken, tam da yanı başımda yürürken, yanımdayken, yanında sana karışmışken, olmadığım birine dönüşmüşken, adın aşk olmuş senin.

İstiyorum seni insan. Bendeki sıfatlarınla diliyorum seni. Aşksın diye çekiyor ruhum seni senin benliğinden. Gelsin diye beklerken, içimde yaşattığım sihirmişsin meğer. “Ne zaman göreceğim mutlu uyanmama sebep olacak o rüyayı?” derken tüm gerçekliğimmişsin sen. “Birini mi bekliyorum, ne bekliyorum ben?” diye sorgularken beklenilmesi saçma olan, bendeki bir varlıkmışsın meğer.

Seninle ben de yaşamaya çalışırken, kendime getiremediğimmişsin. Kendime gelemediğim zamanlarımda saklanmışsın meğer. Bir an. Yalnızca bir an kendimden vazgeçince, dümeni boşta bırakınca çıkıverdin saklandığın yerden.

Aşk, sana haksızlık etmemin suçluluğu ile bunca zamandır gelmene izin vermediğim için kendimi cezalandırmak niyetindeyim. Adını koydum bir kere. Gelişinle, azad halinle, bana yaşatacaklarının hiç bir hesabı olmadan tadına bakmak istiyorum olacakların.

Daha once çok isteyip de yapamadığım gerçek bir kontrolsüzlük yaşayacağım. Günlerimi, aylarımı belki de sadece saatlerimi sana hediye etmek istiyorum.

Biliyor musun? Bunu hak ettin. Belki de bunu yaşamayı ben hak ettim.

Sevgilim dediğin ile sevdiğin arasında bir yerde tutmaya çabalarsan, belki biraz bir şeye benzeriz. Belki sınırın altında bir yerlerde çırpınıp, hızla bir yokuştan yuvarlanacağız alabildiğince. Belki de zirveye dokunacağız birlikte ama en azından deneyeceğiz işte.

Gerçeklikle, kurallarla, prensiplerle çerçeve oluşturmadan uçsuz bucaksızlığın tadına bakmak gerek biraz. Hepsi bu çılgınlık seviyesinde anlamlıymış meğer.

Meğer….ımg_20160306_090529.jpg.jpg

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: