Bulaşıcı mutluluk virüsü…

10 Mayıs 2016 0 Yorum

indir

 

Süreli ve kalıcı ilerlemesi beklenmeyen, ufak tefek haftalık yenilikler yapmaya başlasak kendimizde. Küçük küçük denemeler de olabilir. Maksat sıradanlıktan uzaklaşmak. Sıkılmamış olabilirsiniz var olan hayatınızdan ama netice de yenilenmek, yeni bir durumu, varlığı, hissi hayatımıza katmak fikri de fena görünmüyor sanki.

İlk iş, gün içerisinde sadece kendimiz için yaptığımız faaliyetleri listelemek olmalı. Sabah uyanır uyanmaz başlayacağımız bu organizasyonda nasıl bir yol ilerleyeceğiz örneklemek gerekirse;

 

Kendim için yaptıklarım:

Dişlerimi fırçaladım  2dk

Duş aldım

Kırmızı elbisemi giydim

Omlet yaptım

Öğle yemeğinde, istediğim bir yerde, istediğim bir yemeği, istediğim bir arkadaşımla yedim

Kendime bir kitap aldım. (kendi tercih ettiğim bir kitaptı, tavsiye değildi)

İş çıkışı bir arkadaşımla buluştum sohbet ettik.

Annemi aradım (kendi istediğim için, gerektiği için değil)

Kendime yemek ısmarladım

Bir ayakkabı satın aldım

 

antalyada raftingGibi bir liste yapalım. Bir hafta boyunca sadece kendi istediğimiz için yaptığımız her şeyi listeleyelim. Bu yapılan faaliyetler 24 saatte ne kadar vaktimizi aldı bakalım. Bir gün içerisinde ne kadar kendimiz için yaşıyoruz? Her hafta kendimiz için bir farklılık ekleyelim. Yeni bir şeyler olmalı. Spor, tiyatro, sinema, kitap, konser, doğum günü partisi. Aklınıza ne gelirse. Mutlaka kendi isteğinizle yapmak istediğiniz bir şey olsun lütfen.

Kendimiz için harcadığımız zamanın limitini arttırarak yaşayınca neler olacak görmek için bana eşlik eder misiniz?

Biraz çılgınca gelebilir ama ben listeme her hafta birine söylemek istediğim, bir türlü söyleyemediğim cümleleri de eklemeyi düşünüyorum. Hadi ama gerçek olmak için biraz cesur olmaya ne dersiniz?

Geçen sabah, metrobüste ikili koltuklara yan yana oturmaktan çekinen iki adamı birleştirip, iki  kadın olarak diğer yanlarındaki koltuğa oturduk. Bu bile iyi geldi. Basit ama neden yapılmasın? Arkadaşımla ayrı oturmak istemiyordum, onlar da birbirini tanımıyordu. Söylemeseydim ayrı ayrı oturacak ya da onların bu konuda ne düşündüğünü bilemeyecektim. Çoğu insan bu kadar basit bir konuyu bile, cümle olarak kuramıyor biliyor musunuz?

Üzerine giydiği elbisenin potluk yapan yerinin farkında olmayan hiç tanımadığım birine bunu söyledim. Kusur bulmak değil mesele, kusur varsa fark ettirmek ve belki de düzeltmesine yardımcı olmak. Sonuçta kadın elbisenin astarını aşağıdan çekiştirince potluk gitti. Evet sana ne de diyebilirdi ama bu onun tercihi olurdu. Benim tercihim ise kendi istediğim için onu bu konuda fark ettirmekti. indir (1)

Üzgün görünen bir kadına ya da adama “Hayat sizden değerli değil, üzüldüğünüz konuyu bir daha düşünün. Değiştiremiyorsanız, üzülmeyi bırakıp, ileri bakın.” demek ne kadar ayıp, saçma olabilir ki? Ben söylüyorum. Bu beni o insanların gözünde ne yapıyor umursamadan kendim için listemi dolduruyorum. Evrende yalnız yaşamıyoruz. Bir kişinin mutluluğu etrafına yayılır unutmamalıyız.

Kendimiz için yaptıklarımızın bazen başkalarının da işine yaradığını görmek mesele. Köşedeki çiçekçiden kendin için satın aldığın çiçek sadece seni değil, çiçekçiyi de mutlu eder. Bulunduğun ortamda vazoya koyduğun çiçek de etrafındaki insanların güzel bir varlığa bakmasını sağlar. Güzel varlıklara “ne kadar da hoş ya da güzel” demek, bilimsel olarak açıklanmış bir gerçekliktir ki beyin hücrelerini yeniler.

Bulaşıcı mutluluk için hadi bakalım. Görev başına.

Bu konuda konuşmak isteyen varsa lütfen yorum yazsın. Sohbet edelim.

 

 

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: