Hüzünlü 6 Mayıs annelerine…

6 Mayıs 2016 0 Yorum

490-329

Duvarlar soğuktu.

Oda karanlık.

Sırtımı soğuğa yasladım  seninkiyle aynı hissi tatsın diye.

Bile bile içime çektim rutubetli odanın kokusunu…

Oğlum ne hissettiyse, onu yaşat bana Tanrım.

O hissetmesin, bana yaşat.

Yüzünden fışkıran kanlar benim olmalıydı.

Kırılan kemikler, benimkiler olmalıydı.

Üzerine sıkılan sular beni dövmeli, titremeliydim soğuktan.

Kurtlu, şaplı yemekleri ben yemeliydim ya da aç kalmalıydım.

Benim boynum kırılmalıydı o urganın içinde.

Son sözlerimi söylemeliydim cesurca.

Oğlum demeliydim;

Ne mutlu ki özgür, cesur bir evlat yetiştirdim.

Ne mutlu ki Aslan’ ın, İnan’ ın, uçsuz bucaksız Deniz’in,

Aslan yüreğiyle İnanan Gezmişlerin annesiyim ben…

Nazan ARISOY

fft31_mf4882312Mayıs ayında her yıl anne yüreğiyle kutlanmayı, sevildiğini hissetmeyi bekleyen elleri öpülesi meslektaşlarım, kutsal anneler, hepimizin  anneler günü kutlu olsun.

Ben sindiremiyorum böyle günleri. Keşke kutlanmasa bugünler. Annesizler, babasızlar, evlatlarını yitirenler ne yapar? Şükürler olsun ki benim annem de hayatta, çocuklarım da yanımda ama ya benim ile aynı durumda olmayanlar için nasıl geçer bugünler?

Sonsuz olmalarının yıl dönümünde, bu üç fidanın annelerinin her yıl anneler gününde yaşadığı, maruz kaldığı acıların yansımalarını düşündüm. Gezmiş ve dava arkadaşları sonsuzluğa gittiler ve şüphesiz kahraman oldular. Bu cesur yürekler dilden dile efsane oldular da ya anneleri?

Maalesef, haksızlık, insanlık dışı muamele ve vahşete kurban giden sayısız evladı var bu ülkenin. “Pisipisine” tanımına uygun ölümsüzlerin annelerini de düşünmeden olmazdı.

Ulu önder Atatürk’ün annesi saygı değer hanım efendi Zübeyde Hanım, üç fidanın anneleri, Mediha Hanım, Mukadder Hanım ve Zülfü Hanım gibi aklını, yüreğine harman etmiş cesur yüreklerin annesi olmak, öyle kolay bir şey olmasa gerek.

Günümüzde kimse düşündüğü için idam edilmiyor en azından. Düşünceleri önemsenmiyor sadece. Düşünenler susmayı tercih ediyor, vatan millet için kimse mücadele de vermiyor diyebiliriz. İman esaslı örtüsü ile yaratılanın ne olduğunu, hepimiz biliyoruz. Bugün bahsedeceğimiz konu ülkenin hali değil zaten.

Günümüzde düşünce özgürlüğünün uygulama da varlığı, yokluğu bir olsa da, biz geçmiş nesillere göre daha şanslıyız. En azından düşünüyor, inanıyor diye kimse idam edilmiyor. Hatta idam edilme kararı alınsa daha iyi olur dediğimiz suçları işleyenlere karşı da her hangi bir müdahale yok.

Okuduğum sayısız kaynaklardan edindiğim bilgileri tazeledim bugün. İdam kararı, karara karşılık bu koca yüreklerin cesur tutumu, infaz sırasında yaşananlar, karara ilişkin yorumlar, bir bir akıl çarkında döndü durdu.  Benim aklımda dönerken hissettiğim keder ne kadar da tarifsiz bir yara sızlaması gibiyken, bütün bu aşama detaylarını, aylarca yıllarca okuyan, anlatılanları defalarca duymak zorunda kalan, meraklı araştırmacıların sürekli konunun üzerine gitmesi sonucu, bu masum annelerin yaşadıklarını tasvir etmek zor.

Memleketimin insanları meraklıdır. Bir kaynak bulduklarında çıkarcılıklarıyla insanların acısına temas etseler de bunu kullanmak, yararlanmak isterler. İnsan hislerine değer vermeyen çıkarcı düzenin adamları, bu kadınların hislerini şüphesiz yok sayıp, bundan bit ticaret yaratmışlardır.  denizyusufhseyin_1

Her seferinde, sayısız acı içinde sorulara cevap veren, bir kez daha olayı yaşamanın önlenemeyeceği zoraki hatırlatma temaslarında yaşanan duygusal eziyetin ne demek olduğunu anlamaya çalıştım.

Bu cesur çocuklar bir kez öldüler ama anneleri kim bilir kaç kez toprağa girdiler bilemiyorum. Üstelik ölümden önceki, ölüm anındaki hallerinin de dilden dile dolaşması, nasıl bir güç ister yaralı anne yüreğinin dayanabilmesi için.

Deniz’in ölüm şeklini anlatan bir röportaj okudum. Denizi ben doğurmuşum gibi kanım dondu. Bunlar neden bu denli paylaşıldı, neden bu vahşetle övünüldü bilmem.

Neden Deniz en fazla acı çeken oldu diye anlatıldı, lider ise daha mı zor ölmeliydi ya da daha mı acı çekmesi gerekirdi.

“Uzun boyu yüzünden” diye başlayan o acımasız anlatımı yapana nasıl kızdım, tanımı yok. O urgan kendi evladının boynunda olsa bu denli iştahlı dile getirebilecek miydi?

Acımasız hayat. Yüreği yanan günümüze kadar acı çeken, acı çektirilmeye devam edilen yaralı anneler, sizi o kan revan, yara bere içinde sessizce atmaya devam eden yüreklerinizden öperim. Ölümün sonsuzluğunda kavuşan muhterem anneler, iyi ki doğurmuşsunuz, ruhunuz şad olsun.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: