Beni azad et…

4 Mayıs 2016 0 Yorum

fb_ımg_1456570585523.jpg.jpgBazen yanımda olmasını istediğim insanlara ulaşıp bir telefon konuşması ile yakınlaşırım. O kadar yakınlaşmak yeterli gelir. Doyarım.

Doyumsuzluk ne demek öğrendim bu aralar. Onca gün, gece ve koskoca yıl boyunca seni özlemeye doyamadım. Bir sabah aniden karşıma çıkan resmin, eskiden kalma gülüşün, unutmadığım sesinin varlığı, sarışın, sevişin hiç biri benim için değil artık. Parmaklarının arasından başkasının saç telleri geçiyor. Başka biri ya da birilerinin kokusunu nüfuz ediyor bedenin ve geceyi de günüde başka bedenlerle selamlıyorsun.

Kanepe de üzerinde bilgisayarın, uyuya kalıyorsun mutlaka  ve yine duvarından bir film izliyor evin sen uyurken. Üşüyorsun ama yine kabul etmiyorsun üşümeyi, serinliğe rağmen uyuyorsun. Üzerindeki bilgisayarının düşme ihtimaline karşılık, uyku arası bile kontrollüsündür sen. Bu sefer kiminle uyumaktan, uyuduğun bedenle uyumaya devam edeceğin hissinden korkuyorsun acaba?

Kimin gözünün içine bakıp, bakmıyormuş hissi yaşatıyorsun. Kimi aslında çok aramak istediğin halde aramamaya çalışıyorsun. Kimi hayatını işgal edecekmiş gibi geldiği için kendinden uzaklaştırıyorsun yine? Kaç bedeni uzaklaştırıp, kaç ruhu incitecek, sonra da hiç bir şey olmamış gibi hayatına devam edeceksin?

En garip olan, onca kırıklıklarına rağmen kimse gidemiyor senden. Neyi ne kadar yapman gerektiğini, öncesini sonrasını çok iyi biliyorsun. Aylarca yokluğunu yaşatırken, bir fotoğrafla yeniden gelip tahtına oturuyorsun. Gitmiyorsun ama gelmiyorsun da.

Yine yollarım tıkandı. Önüme açılan kapılara sırtımı döndüm. Hiç bir kapıdan geçip, haksızlık suçu işlemek istemiyorum senin gibi. Aynı yerdeyim yine. Sendeyim. Gidemiyorum. Bu esaret de senin mükemmelliğinden değil aslında. Benim aşkımın kalitesi diyelim. Sana baktıkça parlayan aşkın mücevherinin tesiri her şey. Zamanla ölçülmeyecek bir tılsımın etkisiydi bunca zamandır hissetiklerim. Nasıl bir tesir ise artık, hayatımın içine yayılıp ruhum işgal altında. İmparatorluğunu ilan ettin adeta. Doğa üstü bir gücün gelip adresini bulmasıyla yıkılacak belki de imparatorluğun.image

Yıkılsın artık. Unutulsun tüm zerreciklerin. Gözlerimde yeniden canlanmanı yaşamak istemiyorum. Bana gelişin yok, kalışın yok, beni benden alıp götürüyorsun ve geri de vermiyorsun üstelik. Senden kötüsü yok. Senden vazgeçilmezi de yok. Ağız dolu sayıp sövülesi olman dışında, varlığınla beni bana düşman edensin.

Olmasa da olur diye başladığım yeni hayatta, olmayışının tadına bakamadım henüz. Yok olduğundan beri olduğum yerde saymaktan ayak bileklerim yorgun. Yola devam edecek gücüm yok. Gördüklerime, duyduklarıma, yeni bir güce, ruha inanasım yok. Ben kendimi senden alamıyorum.

Kovsana artık beni.

Ya da gelsene yeniden… Gel gel sen boş ver onu bunu, şimdi ayrı durmaya ne gerek var?

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: