Et pazarında nadide bir çiçek…

28 Mart 2016 0 Yorum

ımg_20160321_122012.jpg.jpgİpten bilekleri hasar görmesin diye, kumaştan yapılan bağlar ile elleri ayakları bağlı kızlar, ağızlarındaki ıslanmış kumaş parçası, kafalarına örtülmüş kocaman bir örtünün altında, meçhule doğru yolculuktaydılar.

Hiç görmeden ve daha öncede hiç görmedikleri koca denizin karşı kıyısına yanaştılar.

Üzerlerindeki örtü açılmadan kucaklanıp toprağın üzerine yere bırakıldılar. Kızların birbirleri ile de bağlı olması iyiden iyiye kımıldayamamalarına neden oluyordu. Örtünün altında gördükleri bıçaktan irkilip iki yana ayrıldılar.

Kızları birbirine bağlayan kumaş parçasını yırtıp atan asker, Mezguaşeyi olduğu yerden tutup kaldırdı. Diğer asker de Nisayı çekeleye çekeleye haremin arka kapısına getirdiler.

Ailelerinin ve kendi gönüllerinin rızası ile hareme getirilen kızlardan başka bir halleri vardı. Hiç biri ile temas ettirilmeden içeri alındılar. İkisi de farklı odalara kapatıldılar.

İçeri getirilesiye kadar askerlerin konuşmasından saraya getirildiklerini anladılar.

Mezguaşe yaşadığı olayların etkisiyle yerdeki acem halısının tavus kuşu desenine gözünü dikmiş öylece kalakaldı.

Nisa ise direnmekten yorgun düşen bedenini, sürüne sürüne ulaştığı sedire yaslayıp, gözyaşları içinde korkudan titriyordu.

Üzeri oymalı ağır tahta kapı, kendi kadar ağır gıcırtılı sesi ile aralandı. Mezguaşe ayaklarını karnına doğru toplayıp geri geri sürünmeye başladı. Kızlar Ağası Abdül, yanında Gülfer Kalfa ve iki cariye ile odaya girdi.

-Çözün şu tazenin elini ayağını. Ağızındaki kalsın. Dikin ayağa da bir bakalım.10991274_1534019086877787_978226736558999232_n


Cariyeler ellerini çözerken içlerinden biri Mezguaşe’ nin gözlerine baktı.

-Zümrüt bunlar ağam zümrüt âlim Allah. Maşallah hatun. Korkma sırtın yere gelmez.

-Dilruba zevzeklik yapma haydi dikin şunu ayağa.

Mezguaşe öylece sessiz sedasız kıpırdamadan cariyelerin onu ayağa kaldırmasını bekledi.

Abdül, Mezguaşe’ nin saçlarındaki otları temizleyip karış karış boyunu ölçtü. Saçlarını belinden omuzlarına doğru toplayıp önüne uzattı ve sırtına baktı.

Ellerinin üzerine, parmaklarına, avuçlarına tırnaklarına, yüzünün her bir noktasına baktı. Dişlerine bakmak için ağzını da kendi elleri ile açtı.

İki eli ile belini ölçtü. Ayaklarına bileklerine baktı. Hadım olduğundan bugüne kadar hiçbir hatunu bu kadar beğenmediğini düşündü.

-Adın ne bakayım senin.

-Mezguaşe

“İlginç Adamlar ve Kadınları” kitabımdaki “Zümrüt” isimli hikayemden alıntıdır.

 

Kategori: KİTAP

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: