Bekliyorum…

15 Mart 2016 5 Yorum
20160316_032816.jpg

 

Buzlarım çözülüyor. Alevin geliş alanı hakkında bir bilgim olmadan, erime halindeyim. Zor olsa da, galiba kaçtıkça sana çekiliyor ruhum. Sendeyim ve bir engel tanımıyorum.

Söylediklerimle ikna edemiyorum kendimi. Tüm yalınlığımla peşinden sürükleniyorum. Kimselere diyemediklerimle, kabullenmediklerimle, utandıklarımla, çaresizliklerimle sendeyim ve sende kalmak istiyorum.

Yıllar geçtikçe yaşlanmayacak tek varlığımla sana adıyorum kendimi.  

Neye dönüştüğümüzün, ne olduğumuzun, nerede olduğumuzun da bir önemi yok. Neler geçip gidiyorsa hayatımdan hepsini en ince ayrıntısına kadar bilen tek insan olman mı, tüm bunlardan haberin olurken kendimi sana ait hissetmemin nedeni senin sadece içimdeki yalınlıkla ilgilenmen mi bilmiyorum. .

Fiziksel olarak ait olmak değil bu. Yaratılırken biz ikiye bölünmüşüz sanki ve diğer parçam sende yaşıyor. Buna eminim. İnsana dair tüm hislerinden arınıp, zaman kavramının olmadığı bir yerde buluşuyoruz sürekli.

Hiç yabancılamadığımsın. Hiç ilk tanıdığım bir an olduğunu düşünmedim senin için. Sen bende kalansın. Bendensin. Bizim için ilk yok gibi. İlk bakış, ilk öpüş, ilk kavga. Bunların hiç biri yok. Hep vardın zaten. Buradaydın. Bendeydin.

Sen mutlu olabiliyorsan mutlu olabiliyorum.  İçimde büyüyen kıskançlık ormanıma uğramamaya çalışıyorum, yolumu değiştiriyorum. Bedeninin kime ait olduğunun bir değeri yok diye oyalıyorum kendimi.

Mutluysa mutlu olduğu yerde kalsın diyebiliyorsam, çırılçıplak ruhumla seviyorum işte seni. İçimi kemiriyor hislerim ve kemirildikçe zihnim, uzaklaşmak istiyorum. Maalesef her seferinde senden gittikçe uzaklaşmak eyleminin sadece fiilen mümkün olduğunun bilincine varıyorum.

Seni benden uzaklaştıran hiçbir nesne ve yaratılan hiçbir varlık yok biliyorum. Ruhumun eksik yanısın sen. Başkasına ait bir parça olan yalnızca bedenin, bedenlerimiz.

Kendim için iyi olmasını düşlediğim her anımın içinde sen de varsın. Sen daha iyi olursan ben daha iyiyim. Tüm yalınlığımla sendeyim.

Vazgeçilemeyecek tüm uzuvlarımdan daha vazgeçilmezsin. Bedensel hayatın sonlanmasında bile vazgeçilemeyeceksin.

Bu bize Tanrı’nın hediyesi. Bir yaratılmak. Çırılçıplak geldiğimiz bu dünyada üzerimizi örtenlere, beynimizdekileri saklamamızı öğütleyenlere inat, çırılçıplak ruhunla gel bana.

Esirgeme kendini. Öğretilenleri, ezberlerini, örnek almak istediklerini, beklentilerini,  yargılarını, kısaca dünyanın tüm çöplüklerini at da gel. Başkası bize yakışmaz. Biziz biz. Ben ve Sen olamayız.

Hadi görünen yerlerinden soyunda,  içindeki çıplaklığınla gel. Bekliyorum.

20160316_032703.jpg
Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (5)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Harikasınız,satırlarınız ardı ardına, sanki bir ipek kumaşın o zarif dalgalanmaları gibi dökülmüş kaleminizden sayfalara. Sevgiler…

  2. Irais dedi ki:

    That’s a skillful answer to a diflicuft question

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: