Yakışıksız kaftanlar…

7 Mart 2016 2 Yorum

942880916

İstemiyorum. Pis kokuyor insanlar. Bulanık hallerinden midem bulanıyor. İçinden gelen o ağır yaratık kokuları yüzlerinden hissedilmese de sesinden, sözünden, bakışından sızıntı yapıyor.

Temiz olana doğru çekilir tüm kirlilikler. Kirletilecek, talan edilecek yeni bir bahçe gibi çeker temizler kıymetsizleri. Sırf iyilerin varlığını kötülerin ispatladığı dünyanın pisliğinden bıktım. Bu kirlilik beni tiksindiriyor.

Hep aynı cümleler ile aynı başlangıçlar yaşanıyor. Kimliklerin de bir önemi yok kötüler kartvizit kullanmıyor. Katiller, hainler, hırsızlar, dolandırıcılar, ahlaksızlık adı altında anılanların bile bir kimliği var. Adıyla sanıyla biliniyorlar. Ya hayat hırsızları?

Temizliğimi çalmak isteyen insanlardan yoruldum. Tercihlerimin yanılmak ile sonuçlanmasından sıkıldım. Tercihim olmadan hayatın bağladığı sahteliklerden tiksindim. Olduğu gibi kabullenmek ile geçti onca zaman.

Canımdan can, kanımdan kan, ruhuma eş, sırtıma dost dediklerimin hayatlarında figüran olduğum görevimden istifa ediyorum.

Ne için yaşar insan? İnsanlığına yakışır olmak için bana göre… Bir şekilde yaratılıp biçilmiş kaftanlarımızla yaşıyorsak bu dünyada kılıfımıza da yakışmak gerekmez mi?

163770_ofb02

Ne istiyor insan? Ben en çok huzur istiyorum mesela. Huzurun getirdiklerinden kıymetlenmek, kıymetlendirmek istiyorum. Kimsenin sahip olduklarıyla derdim olmadığı gibi, olamadıklarını sahiplendirme çabasında geçti hayat. Bahçemdeki çiçeklerimin eksiklerini tamamlamak, olmazlarını oldurmak için tırnaklarımla oluklar açıp topraklarına su getirdim sağlıkla yetişip kök salsınlar diye. Köklerini yerleştirip yeşerdiklerinde gururlandım. Güneşi kulağından tutup  tepelerine diktim. Yağmurdan, tipiden korudum. Rüzgarda sardım gövdemle her birini.

İlk fırtınamda en önce bahçemdeki çiçekler terk etti beni. Sonra komşu bahçenin köpekleri saldırdı oradan buradan. En son leş yiyiciler üşüştü tepeme. Sonra kan emiciler. İçimden çıkartıp korumaya aldığım ruhumdan başka, lime lime hayallerim, yıkık dökük umutlarım enkazın altında kalan parçalarımla dikildim yeniden hayatın karşısına. Mucizeyse mucize. Kudretse kudret. Yenilmedim. Gazi oldum ama ölmedim. Takdir edilmedim. Duaların içinde adım geçmedi ama duanın ta kendisi olmayı bildim.

Bütün bunlar acıtırken her seferinde yeniden kanayan yaralarımı, insan siluetindekilerin içini görmeyi öğrendim.

yalnizblogbu

Ne kadar çok yoruyor insanlar kendilerini. Gereksiz bir enerji harcaması. Türlü türlü entrikalar, hırs, kıskançlık, hainlik ne ararsan var. Bu kadar güç kaybı olacağına soyunsalar ya. Üzerlerine yapışmış bu kirli elbiselerini çıkartıp arınsalar da dünya yaşanılacak bir yer olsa. Kim bilir ne kadar zaman alıyor bu acımasız planlar.

Kavram karmaşasında vıcık vıcık ilişkiler. Kim kimdir belli değil. Doyumsuzlukla açın halinden anlamayan bir sürü aç var. Bu dünyanın en acımasızı, en haini, en nankörü, en saygısızı insan denilen varlık, sana sesleniyorum. Aynaya bak sen nesin?

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (2)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. mmuratgungor dedi ki:

    Komedyenler, hokkabazlar,
    Palyaçolar, türlü türlü maskaralıklar
    Hepsi dünya panayırında,
    Kendini paralar,
    Yaranmak için birilerine,
    Kendi benliklerinden bihaber,
    Gelirler, kalırlar bir süre,
    Sonra hiç var olmamış gibi,
    Sonra hiç yaşamamış gibi,
    Göçer giderler sessizce,
    Geldikleri yere..

  2. İsmail dedi ki:

    Dua ediyorum;
    Yaşarken şu fani dünyada boyalı hacıhanımdan manitam olsun;
    Yaş yetmişe ermiş,isterse yüz olsun
    Keban barajında birlikte piknik yapalım,
    Yeni üretilmiş enerjiden elektrik alalım
    Kafeye birlikte gidelim,Kahve ateşinde yanalım.
    Bunlar şimdilik imkansızsa Ölümsüzlük iksiri ilham et,
    Boyalı manitasız;Ölmek istemiyorum.ALLAH’IM.
    (Gülme.!).MUHABBETLE.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: