Tanıyorum seni…

28 Şubat 2016 9 Yorum

12805801_1019729741402422_5824257090569240413_n

Sızı keskin ince ince işliyor, yara derin dışarı kanı sızdırmıyor. Yaranın üzerine açılan yarasın kabuğunu kaldırıp yeniden kanatan. Bütün yalnızlık şarkılarını ezberlemiştim. Benim şarkımdı hepsi. Yeni karşılaşılmış ademoğlu, yeni keşfedilmiş bir anakara üzerinde yeniden ektiğim çelimsiz tohumlarımdan yeşermeye çalışırken, kendi ellerimle dallarımı kesiyorum ürkekliğimle…

Gözümden sözüm anlaşılmasın diye kapatamasam da göz kapaklarımı, aşktan kaçırmak en kolayı. Duyacaklarımın sarhoşluk korkusu ile tıkadım kulaklarımı ve dilimin kepenklerini kapattım. Peşimde geçmiş pişmanlıkları, cebimde korkular, endişeler, karşımda iki çıkmaz sokak var. Hepsinden daha kuvvetli o canavara inat kendimle kavga halinde perişanım şimdi. Bir yerde sızacağım bu sarhoşlukla. Bir yerde yığılıp kalacak, kuvvetsiz kalınca kendimi o uçurumdan iki kolun kuvveti ile aşağıya sarkıtacağım. Ya beni sonsuza kadar bıkmadan yorulmadan tutacak o kollar ya da bir hamle ile uçuruma yuvarlayacak. Göze almak değil benimkisi, dermansız kalmak. Savaştaki mağlubiyetten belki de zafer kazanmak.

Tanıyorum ellerini, gözlerini, gülüşünü,sesini, kokunu sen benim gözlerimi her kapattığımda zihnimde yaşayan küçük prenssin. Sözlerin bu hayalin tescili. Masalın sonunu görmekten korkan, yatağına sinmiş bir masum kız çocuğu gibi sürsün istiyorum. Zihnime bir numara küçük, ruhuma çok büyük geliyorsun ya, sırf bu yüzden giyemedim aşkın elbisesini. Sanki bir yanım açıkta kalacak ya da fazlalıktan ayaklarıma dolanacak eteklerim. Düşüp frensiz yuvarlanacağım yokuştan ve son neresi olacak belli değil.

ask-sozleri(2)

Yaş almakla bu kadar dert sahibi olmamıştım bugüne kadar. Beni biraz geriye çeksek seni benden bir iki adım ileri itsek ne iyi olurdu. Anladıklarımı, inandıklarımı anlatmak zor olmayacaktı o zaman. Zorlu parkurdan geçip, sert kayalarda hırpalanıp, engin denizlere kavuşmayı hayal etmek yerine kolayca ilerleyecektik elele. İster salıncakta sallanacaktık, ister tutkudan tutuşacaktık. Biz olmanın tadını çıkartacaktık. Tadından tattırmayacaktık. Kimsenin geviş getireceği sası bir sakız olmayacaktık.

Sündürülmekten, gerilmekten, hırpalanmaktan, acıtılmaktan korktuğum doğru. Sensiz kalmaktan daha da korktuğum aşikar. Arafta yaşamanın tam da tanımını anlıyorum artık. Ne ileri, ne geri, yerimde sayıyorum besbelli. Dermansızım. Ruhsal felç oldum. Kıpırdayamıyorum.

Senin içinden dolu dizgin koşup bana gelen atlar ile benimkiler yolda karşılaşsalar da ayrı yönlere gidiyorlar görüyorum. Bilinen çekim yasasına yeni bir tanım bizimkisi. Zıt olmayan tamamlananların gücü ile sana çekiliyorum. Çekildikçe kaçıyor kaçtıkça sana geri dönüyorum. Kov beni.

Topraklarımda yeşeremezsin. Kök salamazsın. Sen dallanıp kudretlensen, inatla yeşermeye gayret etsen de, meyvelerin olmayacak. Gölgende dinlenecek bir tek benim varlığım. Varlığınla şereflenecek ruhum ve bir o kadar da canım yanacak senin meyvesizliğine. Kendimden vazgeçiyorum. Senin mutluluğuna kendi yokluğumu adıyorum. Adaklık olur bazen aşklar. Adanmışlığımla yokluğunu seçiyorum.

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (9)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. annegozuyle dedi ki:

    Harika betimlemeler, tanımlamalar, güzel bir anlatım. Gerçekten çok beğendim. Bu bir kitap olsa, soluksuz okurdum eminim yutarcasına.

  2. Mahaley dedi ki:

    Fidning this post has solved my problem

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: