“Zümrüt”den…

15 Şubat 2016 0 Yorum

yagli-boya-kapali-kadin-tablosu

Mezguaşe, yeni adıyla Zümrüt’ün hapis hayatı başladı. Hizmetini gören cariyeler, Abdül, Gülfer Kalfa ve hocasından başka kimseyi görmüyordu. Diğer cariyeler ile hiçbir diyaloğu yoktu. Bazen avludan gelen sesleri dinliyor anladığı kadarıyla duyduğu konuşmalara gülüyor ya da üzülüyordu.

Zümrüt olarak yaşamaya alışmıştı artık. Bir sabah, diğer kızların koşuşmalarını, gülüşmelerini duydu. Heyecanla kapıya koştu ama nafile dışarı çıkması yasaktı.

“Şehzade Murat” diyordu birileri. Duyduğu bir isimden hiçbir şey anlamamıştı bu sefer. Hizmetine verilen Şerife hatun Zümrüt’ün kaldığı odanın, dayandığı kapısını açınca bir anda sendeledi.

Şerife hatun, sevimli bir kızcağızdı. Yarenlik ediyorlardı bazen. Birbirlerine ailelerini anlatıp hasretlerini paylaşıyorlardı. İlk defa Şerife’nin bu kadar heyecanlı olduğunu gördü.

-Nedir bu halin Şerife? Çok heyecanlı görünüyorsun.

-Şehzade Murat geçecek birazdan haberi geldi. Yanına giden hatunların dışında gören bilen yok. Artık hatunlar ne anlattıysa o kadar. Çok merak ediyorum. Görmek istiyorum. Az ilerde hamamın oraya giden koridorun karşısındaki merdivenlerden çıkacakmış, gidip baksak mı?

-Delirdin mi hatun ben nereye giderim?  Odadan çıkamıyorum daha.

-Bak gel suç ortağım ol ne olur. Ben bir yer biliyorum şehzadeyi göreceğimiz. Kalfaların askerler ile konuşup geleni gideni teslim aldıkları bir yer var. Tam da şehzadenin yolu üzerinde. Kafesli bir paravan. Kimseye gözükmeden öylece sıvışıp kaçar gider, paravanın arkasından görür geri geliriz. Olur değil mi?

Zümrüt ü heyecanlandırmıştı bu fikir. O şehzadeyi görme heyecanından çok odadan sadece bir kez olsun kuş gibi uçup çıkacağı ana odaklanmıştı. Birden hiç düşünmeden;

-Tamam, anlaştık öyleyse. Ne vakit gideriz?

-Bak senin hoca hanımın gelmesine nereden baksan bir saat var, bu arada kimse de gelip yoklamaz seni. Hadi al üzerine bir şey çıkıverelim.

Sessizce odadan çıktılar. Sağa sola bakına bakına basamaklardan aşağıya inip etrafı kolaçan ettiler. Birden zıplayarak tam karşılarında duran paravanın arkasına yerleşip beklemeye başladılar.

Korkudan titriyorlardı ama bunu birbirlerine itiraf etmeden her şeyi göze almış bir şekilde heyecanla bekliyorlardı.

Zümrüt uzun zamandır yaramazlık yapmadığını fark etti ve hiç bu kadar heyecanlanmadığını düşündü.

Karşı koridordan ayak sesleri duyuldu. Bir adam “Haklısınız şehzadem, emriniz olur şehzadem” diye mırıldandığında şehzadenin çok yakında olduğunu anladılar.

Şehzade paravana yaklaştığında Şerife görür görmez heyecanına yenilip

-Hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii diye içini çekiverdi.

Sesi gayet net duyan şehzade bir an da dondu kaldı. Adamları da onunla beraber kaskatı kesildi.

-Duydunuz mu?

-Evet, duydum şehzadem paravanın arkasından geldi ses.

Şehzade Murat eli ile işaret edip yanındaki adamları durdurdu. Ses kesildi ama etkisi büyüktü. Şehzadeyi meraklandırdı. Güvenlik ihlali mi yoksa meraklı bir cariyenin sesi mi anlamak istedi.

Şehzadenin adım adım yaklaştığını gören kızlar korkudan paravana sadece arkalarını döndüler yürüyemediler.

Kaçsalar da zaten geri getirilecekler ve her şekilde ceza alacaklardı. Elele tutuşan cariyeler kaderlerine kendilerini teslim ettiler.

Şehzade Murat eliyle paravanı kenara doğru itti.

-Kimsiniz?

Kızlar tek kelime diyemediler. Tir tir titriyorlardı. Şehzade Şerife’nin kolundan tutup çevirince elele tutuşan kader arkadaşları aynı anda döndüler, dönerken sendeleyen Zümrüt tam yere düşecekken Şehzade diğer eli ile de onun kolundan tutup ayağa kaldırdı. İkisi de kafasını kaldıramadılar.

-Kimsiniz? Cevap verin

-Cariyeniz kulunuz köleniz şehzadem dedi Şerife.

-Sen kimsin hatun?

-O da cariyeniz ku

-Konuşma hatun. Sana diyorum. Sen kendi sualine cevap ver.

Zümrüt, hayatı boyunca ilk defa korkunun tanımıyla yüzleşiyordu.

-Cariyeniz kulunuz köleniz Şehzadem .

Şehzade Murat çenesinden tutup kaldırdığı yüzün en nadide parçası o zümrüt gözlerle karşılaştığında normal ritminde atmayan kalbinin sesine bizzat şahit oldu.

-İsmin ne hatun senin?

Mezguaşe, yeni adıyla Zümrüt, biraz önce gördüğü gözlerin derin bakışında kaybolmanın verdiği heyecanla şehzadeye hangi cevabı vereceğine karar verecek durumda değildi.

Elini cariyenin yüzünden çeken ama ruhunu oracıkta gözlerinde tutsaklığa teslim eden şehzade Murat, yeniden kendini toparlayıp sordu.

-Sana söylüyorum hatun, adın ne?

-Zümrüt şehzadem.

“ilginç Adamlar ve Kadınları” kitabımdaki “Zümrüt” adlı hikayemden küçük bir hediye…

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: