Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız…

11 Şubat 2016 1 Yorum

fb_ımg_1454829800886.jpg.jpg

İbrahim Tatlıses şarkısı ile güne başladık demeyin. Başlıktaki gibi ajitasyon konulu bir yazı değil. Konu benden bakınca, sizden bakınca ve  yalnız yaşarken, yalnızlık nasıl bir şey onunla alakalı…

“SOLO YAŞAM” diye adlandırılan cümle tek kişilik hayatın tanımı diyebiliriz… Günümüzde en çok tercih edilen yaşam şekli oldu. Özellikle son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde oldukça popüler. Artık “1+1” hatta “1+0” stüdyo dairelerin bulunduğu yerleşim alanları var ve bu yaşam tarzını oldukça destekleyen bir imkân sunuyor bireylere.

Temizlik için destek var, yemekler dışarıdan temin edilebiliyor, kıyafetler yıkanıp ütülenip hazır bir şekilde servis ediliyor. Bu konularda zorluk çeken  erkekler de artık keyif için kendi yemeğini yapabiliyor, evinin düzenini sağlayabiliyorlar. Bu sebeple yalnız yaşam koşulları daha konforlu hale geldi. Yalnız hayatta, kimse kimsenin sorumluğunu almıyor, hesap vermiyor, kimse kimseye hizmet etmiyor, özgürlüğün tadını çıkartıyorlar.

Önceleri kültürümüze uzak olsa da bizim ülkemizde de yalnızlığı tercih etme durumu, normal görülür hale gelmeye başladı. Genellikle çalışan genç kesim tarafından, ekonomik özgürlük kazanılmaya başlandığı andan itibaren aileden ayrı yaşama hedefleri oluşturulup hayata geçiriliyor.  “Ayaklarının üzerinde durmak” dedikleri bu işte.

img_2810oct2015

Sadece ev de yalnız yaşıyor olmak değil benim bahsetmek istediğim. Yalnız yaşayan insanlar neticede sosyal çevresinden kopmadan, insani ilişkilerini de devam ettirebiliyor. Bunun dışında özgür olmak, bağımsızlaşmak adına verilen bir karar etkisiyle tamamen yalnız kalmayı tercih etmek konusunu konuşalım istedim.

Neden yalnız olmayı seçer insan, bu konu üzerinde konuşalım istedim. Güvenli geldiği için yalnız olmak isteyebiliriz. Kendimizi diğer insanların bize yaşatma ihtimali olan tüm negatif olasılıklardan korunabilmek için yalnız olmayı seçebiliriz. Özgürlük duygusunun arkasına sığınıp, yalnız kalmak istediğimiz de, gerçekte neyi gizliyoruz ona bakmak lazım.

Solo yaşam tarzını tercih eden kişiler büyük oranda evlilik, yuva kurma, çocuk sahibi olma gibi kavramlara yeterince sıcak bakmıyor. Saydığımız tüm bu kriterlere göre alınan kararın altında yatan bir takım nedenler var.

fb_ımg_1452187607977.jpg.jpg

Evlenmek ve çocuk sahibi olmak istemeyen bireyler, kendi hayatlarında yapmak istedikleri, sahip olmayı hayal ettikleri her şeyin başka sorumluluklar yüzünden erteleneceğinin ve hatta iptal edileceğinin kaygısını yaşıyorlar.

Yalnızlığı tercih edenler için aile kurmak, daha fazla maddiyat ihtiyacı ve kendilerine ayırdıkları zamandan çalmak anlamına geliyor. Bu düşünceden hareket ederek mecburiyetler ile dolacağı belli olan o hayata karşı duvarlarını örüp, planları arasından çıkartıyorlar. Böylece bireyler, hayatlarını mümkün olduğu kadar uzun süre özgür ve sorumsuz yaşayacaklarına inanıyorlar. Bunun daha huzur verici olduğunu düşünüyorlar.

fb_ımg_1446848235560.jpg.jpg

Günümüzde, teknoloji merkezli yaşam, tek başına kurulan bir hayat tarzını destekleyip, bireyin yalnızlığını gideriyor gibi görünse de,  sosyal paylaşım alanlarında, arkadaşlar ve aileler ile geçirilen saatlere oranla, iletişimin tam anlamıyla gerçekleşmediği zamanlardır. Bunlar insan doğasının temel ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamaz. Çevremizdeki insanlar ile gerçekçi bir iletişimin olmadığı bir dünya, biyolojik doğası gereği kişiyi bir süre sonra tatmin etmeyerek mutsuz kılacaktır. Eğlenceli pc oyunlarında bile kurulan muhteşem evlerde yaşatılan hayatlar içerisinde belli süre aralıkları ile motivasyon için kahramanın sosyalleşmeye ihtiyacı olduğuna dair alarm oluşuyor.

Yalnızlığı tercih etmenin en çarpıcı nedenleri ise; güvensizlik, kopuk aile ilişkileri, boşanmaların artması, kolay kurulup, kolayca yıkılan ilişkiler ve sonrasında hissedilen duyguların yaşattığı hayal kırıklıkları. Bütün bu sebepler, kişinin aile hayatı ve evliliğe dair inancını yitirmesine, benmerkezci olma ve başkasının sorumluluğunu almaktan kaçınmasına sebep oluyor. Bazen de aile olabilmek için yeterli ekonomik güce de sahip olmadığını düşünen birey, çok istese de bunu yapamayacağını düşünüp yalnızlığı tercih edebiliyor.

fb_ımg_1449516505680.jpg.jpg

Toplumda ne kadar kabul gören sıkıştığımız da kullandığımız kalıp cümleler olsa da “Bekârlık sultanlıktır. Evlilik köleliktir” gibi cümleler aslında bilinçaltına kabul ettirmeye çalıştığımız kavramlar. Genelde de bu cümleleri sık kullanmaya başlayan bireyler, kısa bir süre sonra aradığı kolaylığı bulur ve imkanları sağlayabilirse evlenebiliyor bile.

Yalnız hayatın da kendi içinde sıkıntıları var şüphesiz. Kadınlar için en zoru güvenlik kaygısı olabilir mesela. Yalnız yaşayan kişiler de gelecek kaygısı yoğun bir düzeyde yaşanıyor. Sağlık sorunları yaşama ihtimallerini göz önünde bulundurduklarında, kendi ihtiyacını göremeyecek duruma düşme kaygısıyla zaman zaman gelecekten endişeleniyorlar. “Şuracıkta ölsem, kimsenin ruhu duymaz” düşüncesi bir zaman sonra sürekli tedirgin ediyor. Bu endişeler zamanla psikolojik rahatsızlıklara da neden olabiliyor. Dışarıdan bu sorunları yaşamıyor gibi göstermeye gayret eden bireyler olsa bile ya da gerçekten hiçbir kaygısı olmadan yaşayanlar, yaş ilerledikçe fikirleri değişiklik gösteriyor.

1214008-yalniz-adam

Aslında en doğrusu sosyal hayat içerisinden kopmadan yalnızlık yaşamak ve onun getirdiği huzur tercih edilebilir bir durum. Bazen insan kendinle başbaşa kalmak istiyor. Bunu sonsuzluk haline dönüştürmek  doğru değil.

Bu dünya da her şey dozunda güzel. “SOLO YAŞAM” dışarıdan keyifli görünse de o evin içerisinde gezinen mutlu yüzler, hastalandığında seni şımartacak, üzgün olduğunda teselli edecek, mutlu olduğunda sarılıp paylaşacağı birilerine de ihtiyaç duyuyor insan.

Evlerimiz de hayatımıza ortak olan evcil hayvanlarımız da var. Sahte insanlıklardan daha kıymetli var olmaları, haklısınız. Hayvanların sevgisi tartışılmaz elbette ama bazen onlar da yeterli gelmiyor.

Soğuk duvarlar üzerinize gelmeye başlayasıya kadar bu yalnızlığınızın derinliğini fark etmeyeceksiniz bile. Hayatınızı devam ettirebilmeniz için herşey elinizin altında, haklısınız. Evinizde kitaplarınız, kıyafetleriniz, en sevdiğiniz biblonuz, en sevdiğiniz kahve fincanınız hep aynı yerde. Kimse için eşyalarınızın yerini değiştirmek zorunda değilsiniz. Başkası için evinizi toplamak zorunda da değilsiniz. Eminim neyi nereye koyduğunuzu tüm dağınıklığınıza rağmen gayet iyi biliyorsunuzdur. Belki de tam tersi kitaplıktaki kitaplarının yeri değişse fark edecek kadar düzeninize hakimsinizdir.

yalnzlk1

Bazen öyle bir şey yaşarsınız ki, o kitaplarınız, o biblonuz ve en sevdiğiniz pijamanızın nerede olduğunu biliyor olmak ve hep aynı hayatın içerisinde sıradan yaşadığınızı fark etmek sarsıcı olabilir.

Yalnız insanlar, evden çok dışarıda vakit geçirirler zaten. Nedeni çok açık değil mi? Mecburiyetten yalnız yaşayan insanlar için diyebileceğim tek bir kelimem yok. Bunu tercih eden insanlara da saygım sonsuz. Mesele, tercih ettiğiniz hayatınızın içerisinde sebebi her ne olursa olsun, sahip olduğunuz hayatınızı değiştiremeyeceğiniz inadı ile kendinizle savaşmayın. Bir gün öyle biri çıkar ki karşınıza, hayatınız anlamlanır. Yalnız kalamazsınız. Buna engel olmayın demek istiyorum. Yalnızlık vazgeçilmeziniz olmasın.

Kapılarınızı insanlara kapatmayın. Yalnızlığınızın kıymetini bilin. Kendinize değer verin. Hayatınızı ve kararlarınızı önemseyin ama bu dünyada var olan başka insanların size ihtiyacı olduğunu, sizinde bir gün onlardan bir kaçına ihtiyacınız olabileceğini görmemezlikten gelmeyin.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Kenan SAYIN dedi ki:

    Her avucunu açanı muhtaç sanma, Belki de ihtiyacın olanı sunacaktır sana…!

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: