Anne ben ne olmalıyım?

11 Şubat 2016 0 Yorum

okul-ogrenci

Bu soru karşımıza çıkmaz diye düşünmeyin. Kendimi bildim bileli çocuklara büyüyünce ne olacağı sorulur. Her çocukta hayalindekine göre bir meslek dalı seçer. Pilot, doktor, öğretmen, mühendis en çok tercih edilen meslek grupları.

Çocukların çoğu da daha önce hayalini kurduğu meslekleri edinmezler. Olsun ama bizim milletimiz meraklı yetişmiş illa bir çocukla karşılaşınca sorulabilecek birkaç sorudan biridir “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusu. Keşke herkes hedeflediği yerde olabilecek imkânlara sahip olabilseydi.

Günümüzde hayat şartları, imkânsızlıklar, yanlış yönlendirmeler ve ne istediğini bilmezliklerle çocuklarımızın hedefleri kısıtlanmış durumda. Kendini en yakın gördüğü meslek dalına ulaşması için bitişe ulaşmak neredeyse imkânsıza yakın olan bir yolculuk yapıyorlar.

 

Çocuklarımızın eğitim aldıkları okullarının getirdiği zorunluluklar dışında yapması gereken çok şey var. Derslerden başka sosyal aktivitelere yetişmekten tutun da sınıf içi, sınıflar arası, okul içi, ilçe okulları arası, il okulları arası, ülke okulları arası bir sürü rekabet ortamının içinde sıkışıp kalmış durumdalar. Anne baba olarak bu rekabetin içerisinden de başarıyla çıkmasını beklediğimiz için doğal olarak bir de bizimle baş etmeleri gerekiyor.

Ülkede bozuk giden birçok durum gibi eğitim sistem yöneticileri de kobayların üzerinde deneylerine devam ediyorlar. Ben eski kredili sistem öğrenciliğinden, erken mezun olanlarındanım. Uygulama başlatıldığında ilk denek bizdik. Kredili sisteme göre eğitilmeye başladığımızda, bize liste şeklinde sunulan dersleri alırken, zorunlu ve seçmeli dersler adı altında seçme hakkı verdiler.

fft18_mf6396030

Dilediğimiz dersi seçebildiğimizi sanıyorsanız yanıldınız. Fen dersleri, Sözel dersler, Sayısal dersler vardı elbette ancak tam bir özgürlük sayılmazdı. Zorunlu dersler neredeyse tüm gruplarda aynıydı. Mezun olmak için tüm dönemleri başarıyla geçmiş olmak değil, zorunlu olan kredi miktarını alıp bu krediyi kazanmış olma mecburiyeti vardı. Yani başarıyla mezun olmak için dönemlerden değil, derslerden tek tek başarılı olmak gerekirdi. Her ders birbirinden bağımsız olduğundan, başarısız olunan bir ders tüm dönemin tekrarını değil, sadece o dersin tekrarını gerektirmekteydi. Böylece öğrencinin eğitim takvimi aksamazdı. Hatta bu sisteme göre öğrenci belli derslere ve programa bağlı kalmaz, özgürce derslerini alabilir, seçmeli laboratuvar bölüm dışı dersleri de alıp eğitimine çeşitlilik katabilirdi.

843021205

Biz de öyle yaptık. Bu sisteme tam alıştık hoooop yine değiştiriverdiler. İlginç geçti lise yıllarım. Tek karım erken lise mezunu olmak olsa da üniversiteye eşit şartlarda başladık. Hatırladıkça gülümsüyorum. Eskiden liselerde kullanılan kredili sistem, şu anda üniversite ve yüksekokullarda aktif olarak kullanılıyor.

Eğitim sistemi yerinde durmuyor tabi. Her an bir değişiklik bir düzenleme. Yeni bir rekabet platformu düzenleniyor. Geçtiğimiz günlerde yeniden Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretimdeki kuzularımızı liseye yani ortaöğretimi geçişleri için TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sisteminde okullara yerleştirirken yaşanan sorunları çözümlemek adına bir dizi önlem içeren taslak bir kılavuz hazırladı. Yeni yeni düzenlemeler için denekler hep hazırda bekliyor zaten. Olsun bizim milletimiz de milletin evlatları da her zaman hazırlar.

indir

Dünyaya örnek olacak en iyi eğitim sistemi Finlandiya da uygulanıyor aslında. Finlandiya eğitim sisteminde sınav stresi yok, mukayese yok, dershaneler, özel hocalar yok. Eğitim saatleri çok kısa programlanmış. Ortalama günde dört saat olmasına rağmen bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı. Öyle bizimkiler gibi okul sonrası etüd dertleri de yok çocukların.

Okullarda okutulacak kitaplara öğretmenler kendileri karar veriyor. Zorunlu temel eğitim boyunca, değerlendirme adına herhangi bir ulusal sınav ve ya yıl sonu sınavı yok. Öğrenciler, öğretmenin hazırladığı sorularla değerlendiriliyor. Bu yüzden öğretimin odağında öğrencileri testlere hazırlamaktan ziyade tamamen öğrenme var.

Geçenlerde uluslararası okulları ve eğitim sistemini anlatan bir yazı okumuştum. Oradan edindiğim bilgilere göre, dünyanın en iyi ve başarılı eğitim sistemine sahip, Finlandiya’daki okulların ev ortamı gibi rahat dekore edildiğini, yaparak öğrenme modeline göre düzenlenmiş sınıflarda eğitildiklerini öğrendim. Çocuklar sınıf içinde dolaşarak, arkadaşlarından, öğretmen ve ders malzemelerinden bilgiler toplayabiliyor,ara sıra da kanepeler üzerinde dinlenebiliyorlarmış.

Bizdekinin tam tersine, öğrenciler rahat ortamda öğrenmenin keyfini yaşıyorlarken öğretmenlerine isimleriyle hitap ediyor ve öğle yemeklerini birlikte yiyorlarmış. Okul kantininde reklamların etkisinde kalınmadan beslenme alışkanlıklarına dikkat edilerek, sadece süt, su ve meyve bulunuyormuş.

En önemlisi de, her çocuğa kendi öğrenme yöntemine göre ödev veriliyormuş. NLP teknikleri öğretmenler tarafından derslerde uygulanıyormuş. Bazı dersleri farklı yaş grubundaki öğrenciler bir arada işliyor,böylece uyumu öğreniyorlarmış.

indir (1)

Okuldaki bitkilerin bakımı, kütüphanedeki işler, atık kâğıtların toplanması, bahçe ve akvaryum işleri,  mutfak yardımı gibi gündelik işleri öğrenciler sırayla yapıyorlarmış. Böylece yeterlilikleri geliştiği gibi okullarını da benimsiyorlar. Çocuklar okullarını ikinci evleri gibi görüyor, öğretmenlerini de anne ve babaları gibi seviyorlarmış.

Finlandiya’ da öğretmen olmak da öyle çok kolay değilmiş. Liseden mezun olup öğretmen olmaya karar veren bir öğrenci üç aşamalı kabul testinde başarılı olmak zorundaymış. Birinci aşamada, kitap sınavıyla, bilgiyi araştırma, sentez yapabilme, eleştirel açıdan bilgiyi yorumlama, analiz etme yeteneği test ediliyor. İkinci aşamada, mülakat aşamasında, kişilik ve karakter yapısı bakımından öğretmenlik mesleğine uygun olup olmadığı analiz ediliyor. Son aşamada ise adaylardan örnek bir ders anlatması ve ya grup tartışmasını yönetmesi istenerek sosyal yönü, konuşma, sunum ve yönetim yetenekleri ölçülüyormuş. Bu aşamaların sonunda öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyormuş. Ben de dahil olmak üzere tıpkı bizim ülkemizdeki gibi seçilirmiş öğretmenler değil mi?

179236366-thinkstock-okul-ogrenci-somestr-tatil

Öğretmenlik lisans programı boyunca, öğrencilerin her yıl birer ay uygulama okullarında ders anlatarak staj yapma zorunlulukları var. Stajları hem üniversitedeki öğretmenleri, hem de öğrenciler tarafından değerlendirmeye tabi tutuluyormuş. Staj değerlendirmesi mezuniyet yeterliliğinde çok önemliymiş. Türkiye’de öğretmenlik stajı sadece son yıl yapılabilir, o da ne yazık ki KPSS sınavının hazırlıkları nedeniyle hedeflere ulaşamaz.

Finlandiya’da öğretmen olabilmek için sadece lisans öğrenimi de yeterli değil. Öğretmen adayının seçeceği konuya göre tezli yüksek lisans derecesine sahip olması da zorunlu. Böylelikle Finli öğretmenlerin araştırma tabanlı bir eğitimle, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmaları sağlanıyormuş.

Finlandiya’da motivasyonu yüksek öğrenciler en yüksek maaşı almayacaklarını bildikleri halde, gene de öğretmenlik mesleğinin saygınlığı ve kutsallığı nedeniyle tercih ediyorlar. Finli öğretmenler meslek hayatları boyunca katıldıkları kursları, kendilerini geliştirmek için fırsat olarak görüyorlar.

Ben de Türkiye’de özellikle bireysel eğitimlere, kendi olanaklarıyla katılan sevgili öğretmenlerimizi gördükçe çok mutlu oluyorum. Kendini devamlı geliştiren öğretmenlerin, anne babaların, bireylerin çoğalması dileğiyle.

Birgün bu rüya eğitim sitemine dahil olabilir miyiz acaba?

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: