Özür dilesem geçer mi?

9 Şubat 2016 1 Yorum

FB_IMG_1455009203236

Bir madalyonun iki yarısıydık seninle. Bir bütünü tamamlıyorduk. İkimizden bir başka değer yaratabilir miyiz diye düşünmeden bir olmuştuk. Madalyon benim en sevdiğim yerine dokunurdu hergün. Kaldırıp altından kalbini öperdim, sonra benim için bakan gözlerini, sen kokan saçlarından parmaklarımın arasında ihtişamlı bir buket yapar koklardım seni her sabah ve aşka açılan gösterişli kapın dudaklarından öperdim tutkunu içmek için.

Gördüğüm en muhteşem çiçektin solmadan, köklerinden kopup gitmeden önce. Dünyanın en güzel kokularından oluşmuş paha biçilmez bir parfümdün. Bedenime değil zihnime işledim kokunu. Yaşadıkça hayat bana hep sen kokacak.

tumblr_n58cbkX2N81trczyoo1_500

Bir mum alevi, camdan içeri sızan hain rüzgar ve sensiz duvarlardaki gölgenin izleri ile bu gece kalakaldım. En beğendiğim bestemdin sen, dilden dile dolaşan. Biraz gitar, azıcıkta piyanom katlandı yine bana. Sanırım rengarenk şişelerden bir okuma köşesi yapabilirim artık kendime. Köşenin tam ortasına senden kalan uyku yastığını yerleştirmek yeter bana. Birlikte alıp okuyamadığımız kitaplar, dinleyemediğimiz plaklar, izleyemediğimiz filmler de yanımda gelir belki. Defalarca ne kadar da senin için önemli olduğunu söylediğin ve bir türlü yapamadığın albümü de oluşturmaya başladım. Ne kadar çok gülmüşüz, küsmüşüz, barışmışız, içmişiz ve ne kadar da çok aşıkmışız meğer…

Bir sürü çiçekli fotoğrafın var ve hiç biri benden sana hediye gelmiş değil. Özür dilerim. Nasıl da görmemezlikten gelmişim çiçek düşkünlüğünü. Bilekliklerin, küpelerine takıldı gözüme. Yalnızca bir tane bilekliğini hiç çıkartmamış etrafındakileri kıyafetlerine uydurmuşsun. Bilekliği tanıdım. Ortaköy hatırasıydı. Küsmüştün bana o gün seni aramadım diye. Tamda minik ağzını açıp bağıracakken bana, arkamda sakladığım bilekliği uzatmıştım, hemen sarılmıştın. Mis gibi kokunu çekmiştim içime, yaşadığımı anlamıştım.

images

Her zaman giyememen için sakladığım deri mini eteğinin üzerinde olduğu fotoğraflara baktım. Çok yakışıyordu ama ne yapayım? Kıskanıyordum. Özgürlüğüne engel olduğum için özür dilerim.

Burun kıvırıp hadi pizza söyleyelim dediğim parmaklarının hediyesi çöpe dökülen yemeklerin için de onları hazırlamak için hayatından çaldığım zaman içinde özür dilerim. O sarışın cadı arkadaşını eleştirip seni üzdüğüm, kırdığım için de özür dilerim. O kız da beni sevmiyordu ama ne yapayım? Her gittiğimiz yerde uyuz uyuz süzüyordu beni. Fotoğraflarında onunla da çok mutlu görünüyorsun. Kıskanıyordum sanırım. Seni paylaşmak istemediğim için de özür dilerim.

Barok konserinde uyuduğum içinde özür dilerim. Seni her seferinde benim seçtiğim filmleri izlemeye götürdüğüm için de özür dilerim. Ne kadar da bencilmişim ve sen ne kadar da anlayışlıymışsın. Senin saygından ezildim. Bunun için de affet ne olur.

fb_ımg_1452544944011.jpg.jpg

Bir kaç ay önce maç çıkışı yenilgi stresimden seni dinlemediğim, hatta konuşmaman için uyardığım her cümlene hasretim şimdi. Yine gel. Saçma sapan, içi boş ya da dolu hep konuş hiç sıkılmayacağım söz. Fasulyeleri suya koyup haşlamadan pişir, hiç farketmez. Lapa gibi pilavınla birlikte yemek için sana söz veriyorum. Yumurta banyosu yapmış tatlılarını da yerim. Hiç yemediğimi bildiğin halde en güzel pişirdiğin kerevize de burun kıvırmak yok.

fb_ımg_1452545621432.jpg.jpg

O sarışın cadıyla arada bir yalnız kalmana, benim hakkımda dedikodular yapmana da karışmam artık. Hatta arada sırada gelsin bizimle kalsın. Belkide o Barok konserlerine onunla gitmek istemeni eleştirmeseydim, konserde uyuya kalınca seni incitmezdim de. Bundan sonra hangi filmi istersen onu izleriz. Yazdığın her hikayeyi burun ucu ile değil gözümün bebeği ile takip edip okuyacağım söz.

Deri eteğini de giyebilirsin konsere giderken. Sana yeni yeni küpeler, bileklikler ve bir ev dolusu çiçekler alacağım. Gün içerisinde defalarca arar konuşurum da. Sen bana bir şey anlatırken televizyonu da hemen kapatırım söz. Majezik günlerinde de anlayışlı davranıp, sana masaj yapacağım.

Çık hadi o toprağın altından kadın. Ben bu anlamsız dünyada, toprak üzerinde sensiz yaşayamıyorum.

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. ceylanblt dedi ki:

    Dünyanın en güzel kokusu sevgilinin teninden içine çektiğin kokudur. Dünyanın en güzel yeri sevdiğin adamın seni saran sıcak kollarıdır. Ve dünyanın en güzel manzarası sana ışıl ışıl bakan bir çift gözdür.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: