Yaşamak mı,taklit yapmak mı?

28 Ocak 2016 0 Yorum

image

Yüzümdeki ifadeler değişti. Sabahları yinemi sabah oldu ifademin yerini, yeni bir gün doğdu bakalım bu gün neler olacak tablosundaki pozum aldı. Günaydın yenigüne ve getireceklerine diye başlıyor sabahlarım. Aynada yüzümü inceliyorum. Göz bebeklerim irileşti, bakışlarım değişti. Saçlarım bile farklı geliyor. Kusursuz olmak istiyorum. İçimdeki bu güzelliğe eşlik edebilmem için kusursuz olmam gerekiyor.

image

Bazen nefes darlığı çeken hasta gibiyim. Az, sık ve kontrol dışı nefes alıyorum. Bazen de nefesimi tutuyorum farkında olmadan, öylece soluksuz kalıyorum. işte bunların hepsinin nedeni duyduğum sessizlikteki sesin. Kulaklarımda ses tellerinin titreşiminin yarattığı tılsım, tüm hücrelerime yayılıp yüz kaslarıma yerleşiyor. Yüzümdeki esnemeye mutlu gülümseme diyorlar. Dışarıdan bakıldığında ben de yaşadığının ispatı gibi bu gülüşler. Senin varlığını fark etmeyen kaldı etrafta, yokluğunda varlığını ispatlayan şımarık, fütursuz kahkahalarım var artık benim.

image

Dolu bir bardağın üzerine eklenmeye çalışan üstelik dökme eylemini gerçekleştiren sakinin unuttuğu lezzetli bir içecek gibiyim. Saki etrafa yaydığı dikkatiyle kadehi benimle taşırıyor, taştıkça etrafa yayılıyorum. Geçtiğim yerlerde izim kalıyor ve yoluma engel olunmadığı için belirsizliğe doğru akıp gidiyorum

Denizler geçip okyanusa mı ulaşırım, çölle karşılaşıp kurur buhar mı olurum bilemem. Geçtiğim yerlerde izim kalıyor ama ona eminim.

 

image

Kapımın önünde içinde bir sürü anlamı biriktiren bir hediye var. Ben kapının arkasındayım. Kapıyı açmak ve açmamak arasındaki o zaman dilimindeyim. Bir süreliğine kendimi dondurmalıyım. Bu süre hangi zamanı içine alır bilemeden bu kararı aldım. Sürenin sonunda birikimim ne olacak acaba? Kapımın üzerine zincirli ağır bir asma kilit astım şimdi. üzerine de bir etiket yapıştırdım. Etikette ” Süresiz Mühürlü” yazıyor.

Şimdi hediye gibi görünen, sonra ne ifade edecek bilinmez. Umurumda da değil aslında. Ben kendimi donduracağım. Geçmişle biten savaşın ardından, sulh içinde yola devam edeceğim. Kendimi yeniden keşfetme vakti şimdi. Ne olamam, ne olabilirim, ne oldum göreceğim.

 

image

Sağ elimle sol omuzumu tuttuğumda aslında tutmak istediğim içimdeki ben varya işte bu hareketim sanırım artık benim tikim olacak. Kontrolsüz olmak istediğim doğru ama kontrol etmem gereken kocaman bir ben var. Bizi mutlu etmek için beni tutmam gerekiyor. Gölgelerden uzak, sesleri doğru ayırabilmek, duyduklarını anlamlandırabilmek, anlam yüklemeye çalışmayan olmak marifet şimdi.

 

image

Kapının arkasında bekleyen bir hediye var. Adı üzerinde, hediye işte. Gönderene karşı saygı gerekir. Değiştirilebilir bir hediye de değil üstelik. Değiştirirsen gönderilen olmaktan çıkacak, hediyeliğini unutacak ve başka bir anlam kazanacak. Ne demiştik oysa,anlam yüklemeye çalışmamak marifet şimdi.

 

Ruh işi, yürek işi neyse ne. Bence acayip bir irade işi bu. Hem içimde yarışa girmiş türlü türlü duygu atı var. Hipodrom kurulmuş resmen. Bu hipodroma inat, yapmam gereken ise kaplumbağa hızıyla ilerleyip, temkinli davranmak.

 

image

Bu ne böyle şimdi? Hem cesurum diyorum, hem ağırdan almalı her şeyi. Aynanın karşısına geçmiş kendinle mesane sıvısı mı yarıştırıyorsun yahu?
Bu nedir dostum böyle? Ne istiyorsun?

Ayakların sıcak kumda yandığı zaman serinleteceğin denize ulaşmış nemli kumlar mı? Dümdüz yolda şanssızlıkla önüne çıkan bir taş yüzünden tökezlediğin an, elini tutup düşmeni engelleyecek başka bir el mi? Dudak kenarlarının yerini unutturacak, yalnızca kahkaha ile göz yaşı dökmene izin verecek komik, zeki bir beyin mi? Tüm detaylarına hakim ve hepsini kıymetli bulmakla kalmayıp değerine değer katan bir mücevher mi? İçinde kaybolduğunda, sevgiden, tutkudan ve şefkatten başka hiçbir insani negatif bakışı görmeyeceğin bir çift göz mü? Ne?

 

image

En son cümleyi hatırlat kendine. bu hissedilen nedir, neden çekiliyorum sana doğru diye sormaya başladığında, cevabı neydi onu düşün sakinliğinle. Herşeyin bir açıklaması olması gerekmez. Bazen sadece hisseder ve yaşarsın.

Ya bu saydığın seni keyiflendiren onca güzel varlığın  hepsine birden sahip olursan? Ne oldu? Korktun mu? Uyanırsam diye korktuğun bir rüya gibi öyle değil mi? İçinde ne olduğunu bilemediğin ihbarı alınmış tereddütle yaklaştığın uzmanlık isteyen kimliksiz bir paket gibi bu hisler öyle değil mi? Üzgünüm ama sana rağmen o paket açılacak. Buna engel olamayacaksın.

Unutma  insan yaşayacaklarını tercih eder. İstediğin ne bunu sor kendine. Yaşamak mı, yaşarmış gibi rol yapmak mı tercihin?

Farkında mısın? Sen sadece yaşamaktan korkuyorsun, ölümden değil…
Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: