“Yeni Hayat”

27 Ocak 2016 2 Yorum

5.Bölüm

    İhanet mi hainlik mi bu?

 

 “Tirana International Airport Nënë Tereza” tabelası oğlumun yeni hayatını kuracağı memlekette olduğumuzun göstergesiydi.

Havaalanının içinden çıkar çıkmaz etrafımızı bir sürü adam sardı. Para satmak isteyenler, otel broşürü dağıtanlar, araç kiralama için kart vermek isteyenler ve illegal taksi şoförleri doluydu her yer.

-Ufuk bak herkes senin transferi bekliyormuş annecim üzerimize saldırdılar valla.

-He anne he. Yürü hadi. Komik misin sen?

-Allah’ın ergeni düzgün konuş benimle. Dur bakalım. Kimmiş bu Ervin?

Ervin, Doğan’ın şirketi ile bağlantılı çalışan Tirandaki bir firmanın sahibinin güvenlik koordinatörüydü. Doğan bizi ona emanet etmişti. Tiran da yapacağımız her işte Ervin, bizimle olacaktı. Evi tutup okul işlerini hallettik. Alışveriş yapıp, eve ertesi gün taşınacağımız için bir otele yerleştik. Akşama kadar yoğun tempoda koşturduk durduk.

Günün yorgunluğu ile halsiz kalan bedenlerimizi ne zaman duşa ve yatağa yerleştirip dinlendirdik ve ne zaman uyuduk hatırlamakta zorlanıyorum. Sabah ilk iş önerildiği üzere meşhur Arnavut Böreği lezzetiyle tanışmak oldu. Otelde kahvaltı etmeyi oldum olası sevmem zaten. Oda konaklama kahvaltıları mecburiyet zihni ile hazırlanan isteksiz bir hizmet gibi hissettiriyor bana. Domatesli soğanlı, kıymalı, peynirli bir börek bir börek daha derken doymanın verdiği rehavet ile bir süre mayıştık.

img0084

Tiran da Arnavutça dan başka aktif kullanılan ikinci dil İtalyanca olması sebebi ile İngilizcemiz çok işe yaramadı. Bir iki küçük ev aleti alışverişinin ardından dinlenmek üzere Kawaija Caddesindeki Sofra Turke yi bulduk. Sahibi Gaziantepliymiş. Memleket kokan bir mekandaydık. Dekorasyonunda da içeride yemeklerin kokusunda da memleket esintileri vardı. Türk nüfusunun yanı sıra Müslüman sayısının da fazla olması nedeniyle helal yemek furyasından faydalanıp tutunmuş, işini ilerletmiş, tanınan bir restoranın sahibi olarak halinden memnun görünüyordu. En iyi tarafı, Tiran’ ın hiçbir yerinde olmayan bir içecek, çay satıyordu ve ben çaysız duramıyordum.

Sofra Turke’ nin bulunduğu cadde de kaldırımda yürüyüş boyunca nefis bir kahve kokusu beni içine çekti. Kokuyu takip edip, dükkânı buldum. Taze çekilmiş Türk kahvesini andıran kahveden üç beş paket aldım. Her gidişimde mutlaka uğrar alırım. Artık dostlarımın arasında da bu kahvenin müdavimleri oldu. Yolunuz Tiran’a düşerse Kawaija caddesindeki o mis kahve kokusunu takip edin, bu takip sizi şahane bir kahveye kavuşturacak.

img_7644-1024x764

Zogu bulvarı ve İskender Meydanını doya doya dolaşmak için son adım kalmıştı. Opera binasının oradaki İtalyanca dil kursu kaydımızı da yaptırdıktan sonra nihayet etraftaki güzellikleri fotoğraflama şansı buldum. Meydandaki Ulusal Müze binasının dış cephesini kaplayan muhteşem mozaik çalışması göz kamaştırıyordu.

undefined-6257Şehir merkezindeki İskender Bey meydanından bir kaç dakika yürüme mesafesinde bulunan Rinia Parkı Tiran’ın en gözde ve popüler mekanı olan Blok Taiwan’ ın da hemen yanıbaşında bölgeye ayrı bir huzur katmış, biz de o huzurun tadına bakmak üzere kısa bir fotoğraf gezisine çıkmıştık.

tirana16

Saat epey geç olmuştu.

-Anne hayırdır maşallah bizi hiç merak eden yok. Doğanın aramadı seni hiç.

 

“İlginç Adamlar ve Kadınları” Kitabımdaki “Yeni Hayat” adlı hikayemden küçük bir hediye.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (2)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. İsmail Çıklaatlı dedi ki:

    Nazan hanım ne güzel çalışmalar bunlar Kutluyorum sizi..Sanırım Biray bile olmadı sizi okumaya başlayalı o kadar nefis yazılarınız varki müdaviminiz oldum..MUHABBETLE..

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: