“Yağmurdan sonra Deniz”

25 Ocak 2016 0 Yorum

img-nesekarabocekeyagmurunsesinebakaskadavetediyor-729

-Senden özel bir bileklik istiyorum Garo. Deri olsun. Metali az ve bana hayal ettiğim bir ten gibi dokunsun. Birine ihtiyacım olduğunda, ona dokununca bana iyi hissettirsin. Üzerinde bir asma kilitli kapı olsun. Sımsıkı kilitli ve anahtarı kayıp olsun. Yap bunu bana, çabuk yap. Teslim almaya geldiğimde sana son gelişim olacağını bile bile yap. Öyle kimse için yapmadığın özel bir şey olsun. Bana ait olsun. Sadece benim. Anladın mı?

-Yapmam.

-Yapacaksın.

-Yapmam sen kendini hayatın ardına kapatacaksın. Üzerine kilit vuracaksın. İzin vermem buna, asla alet olmam. Delirdin mi sen? Ne diyorum ben ya, zaten delisin sen.

-Yapacaksın. Hayattan kaçtığım yok ama kendimi kilitlediğim doğru. Korumak istiyorum kendimi kanmaktan, inanmaktan yorgun düşmüş perişan ruhumu koruyacağım. Kim anahtarı ile gelse yanıma, bileğime bakıp bunu hatırlayacağım. Sizin anahtar benim kilidi açmaz demek istiyorum herkese.

-Aşktan kaçıyorsun sen. Biliyor musun ne zaman Firuze şarkısını dinlesem, aklıma geliyorsun. Üzüm buğusu gözlü kadın sensin. Aşktan kaçamazsın. O anahtarı bulacak biri, bu dediğimi unutma ama sana söz yapacağım bilekliğini. Haftaya gel al. Ya da dur almaya gelme Beyoğlu’nda buluşalım. Pasaj da içer vedalaşırız. Madem gelmeyeceksin bir daha, bana söz verip tutmadığın şu yemeği yiyelim bari olur mu?

-Anlaştık. Haftaya Cuma Pera da. Pasaja gitmem ben. Eleos’ a gel.

-Tamamdır o zaman. Ben bu gazla hemen bitiririm. Bana o akşam, nereye gittiğini neden gittiğini de anlatacaksın ama bak.

İstediğim oldu. Yönümü şaşırınca en yakınıma bir uyarıcı yerleştirecektim artık. Sebep ne olursa olsun çıkartmayacağım bilekliğimi. Garoya sipariş verip, kendimi hazırlıklar için başka bir terapi merkezine attım. Deli gibi alışveriş yaptım. Eskiden kalan hiçbir şeyi gideceğim yere götürmek istemedim.

Mağazanın önünde beş kız, ellerinde konuları ve hikayeleri, yazılış nedenleri farklı kitaplarımı tutmuş, birbirlerini itiştiriyorlardı. Kitaplarımı görünce çok heyecanlandım ama yanlarına öyle hemen gidip bu tatlı heyecanımın geçmesini istemedim.

Sessizce acaba hangisi daha cesur diye düşünürken, vitrinden gördüğüm kadarıyla iki kulağının arkasında melek kanadı dövmesi olan kız, tüm kitapları kucaklayıp yanıma geldi.

-Dur bakim sen, döner misin arkanı?

-Şey Yağmur Hanım. Ben.

-Dur bir dakika dur. Dövmeni merak ettim.

-Hee melek kanadı onlar. Sevgilim istemişti bunları yaptırmamı.

-İstemişti dedin. Sevgilin değil mi artık?

-O hep sevgilim benim. Bu kanatlarda onun hediyesi ama hayatta değil. Motor kazasında öldü. Benim bir melek olduğumu ve kanatlarımı fark edecek insanların bana hayatım boyunca kötülük yapamayacaklarını, bu kanatların onları korkutacağını söylemişti. İyi ki dinlemişim onu.

-Senin aşkını seveyim ben meleğim. Gel bakim gel, sarılayım sana kocaman. Ver şu kitapları ver, koyalım şuraya.

Kitapları tezgahın üzerine koyar koymaz küçük melek sımsıkı sarıldı boynuma. İmzaları atıp konuşurken kızın melek kanadı dövmelerine kayıyordu gözlerim.

-Nerede yaptırdın bu dövmeyi?

-Bizimle bir kahve içmeyi kabul ederseniz sizinle paylaşacağım söz. Özel bir sanatçı bunları yapan. Üstelik buraya çok yakın yeri.

-Sıkı pazarlıkçısın güzel melek. Dur şu aldıklarımı ödeyeyim gidelim birlikte.

Kasanın yanında küpe standının içerisinde uğur böceği şeklinde minik küpeler gördüm. Vitrinden dışarı baktım. Kızların sayısından emin olunca her biri için birer uğur böcekli küpe alıp çıktım. İlk tanıştığım ve bir daha görme ihtimalim zayıf olan insanlara mutlaka kendimden bir hatıra bırakırdım.

Hepsi birbirinden sevimle mis gibi gençlik kokan kızlarla keyifli bir sohbet olmuştu. Dövmecinin adresi cepte, aldıklarımı arabanın arka koltuğuna yığdım. Yıllardır hayalini kurduğum dövmemi yaptırmak üzere yola çıktım.

Topuklularım en zorlu parkurda yarışan sporcu gibi beni bitkin düşürdü ama inadına yolu tamamladım. Dışarıdan bakınca bir şeye benzemeyen ama içerisi düzgün bir dükkana daldım.

Bahsedilen sanatçı Ufuk, beni kapıda karşıladı. Meğer benim civcivler arayıp haber vermişler. Çocuk şaşkındı. Ben ondan daha şaşkındım. Bir hayalim gerçekleşmek üzereydi. Bu kararı nasıl bir anda verdim ve o dükkana nasıl geldim bilmiyordum ama oradaydım. Çocuk dediğime bakmayın tabi. Sanki daha çok figür sığdırmak için kol kası ebatını genişletmişti iyice. İri kıyım Ufuk, eliyle bir kahve yaptı bana ve milyon tane figürün olduğu defterlerini getirdi.

-Ufuk benim bunlara ihtiyacım yok. Ne istediğim belli. Sağ ayak bileğime hal hal görüntüsü yaptırmak istiyorum. Zincir gibi düşün. Zincirden sarkan, üç farklı harf, bir yonca yaprağı, bir anahtar, bir de yarım kalp olacak hepsi bu.

-Daha önce hiç böyle bir talep olmadı ama ne istediği belli insanları seviyorum. Manasız bir şekilde dövme yaptırmak için geliyorlar, çoğunun ne istediği belli değil. Saatlerce bakıyoruz, o mu bu mu derken bir de üstelik vazgeçip gidiyorlar.

Gıdıklandıkça kahkahalara boğulduk, canım yandıkça ciyakladım ama en sonunda bitti. Söylediğim her figürü tam da istediğim gibi yaptı. Hayatımda bir kere bile rastlamadığım dört yapraklı yoncam da vardı artık.

-Her halde şansım neredeyse dönüp gelir artık. Bulamadım ama bir şekilde sahip oldum, yoncama kavuştum.

-Bence siz şanslısınız zaten.

-Nasıl?

-Bir kere çok güzelsiniz, sağlıklısınız, iyi bir yazarsınız, aileniz sağlıklı, sevenleriniz çok, bir sürü insanın hayatında yeriniz var. Benim bile. Yerinizde olmak isteyen de çoktur kesin.

12573100_1664271813852513_7586480523285111834_n

Ne kadar doğru bir yerden konuştu. Ufuk, o bütünü dövmeli, gereksiz kaslı vücut görüntüsü ile eşleşmeyen bir dünyanın insanı gibi olduğunu düşündürdü bana ve beni sarstı.

Gidişimin ikinci ayında Ufuk beni aradı. İkinci dövmeye karar verip vermediği mi merak etmiş. İnsanlar bir kere dövme yaptırınca mutlaka devamı gelirmiş. Ben olması gerekeni yaptığımı düşünürken, yeniden başka başka fikirler oluşacağını tahmin etmemiştim.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: