Aralıktan bakınca ben…

25 Ocak 2016 0 Yorum

fb_ımg_1446848235560.jpg.jpg

Yepyeni bir hayata sürüklendiğimi hissediyorum artık. Gözlerimin tüm ışıltısıyla etrafa saçtığı enerjimin farkındayım. Umuttan öte, uygulayıp hazzına varmak istediğim planlarım, hedeflerim var. Şansın yakınlarımda gezindiğini hissediyorum. Nihayet uyanış ya da diriliş diye adlandırılan değişim sürecimde buna izin veren de benim.

Tüm varlıkların güzelliğinden nasibimi almak niyetindeyim. Yeryüzünde ve gökte bizim için yaratılan her güzelliğe doymak istiyorum. Bizim için yaratılmışlarsa, bizimmiş gibi sahiplenmek her birini kıymetlendirmek, hissetmek, yaşamak gerekiyor..

tumblr_o09xcjhNBl1t4770so1_500
Sevdiklerimin mutluluğu tatması için ne gerekiyorsa yapabileceklerimi, kendimin huzuru ve mutluluğa doyması için de gerekenleri tespit ettim. Hayalleştirmenin ötesinde gerçekleştirmeye yönelik hedefler buluyorum. Her yaptığımın yanına bir tik atmak, rengârenk fosforlu kalemler ile üzerini çizmek hoşuma gidiyor.
“Bu çok zor, bu imkânsız, bunun yanından bile geçemem, beceremem” kelimelerini hayatımdan kaldırdım. Önemsediğim bir dostumun söylediğini kabullenip ”Ama” ve “Keşke” ile başlayan cümleler de kurmuyorum artık. Kastettiği gibi savunma cümlelerim yok. Savunmuyorum. ”Öyle hissettim o duruma göre yapmam gerekeni yaptım. Böyle düşünüyorum, ben öyle istiyorum” cümleleri kullanılmaya başladı hayatımın içinde. Bu da bana kendimi iyi hissettiriyor. Tavsiye ederim iyi geliyor. Uzun bir diyet sonrası verilen kiloları kutlamak adına kendini ödüllendirmek için yediğin en lezzetli yemek gibi.
12391778_10206257627852050_3867189356200853273_n
Çekinme anlayışı  ile kaybettiğim hiç bir şey yok artık. Çekinme zamanlarım bitti. Çekinmek denilen etiketi zihnime astığımdan beri hayatımdaki en önemli insana bile kendimi anlatamadım. Anlatamadığım için kaybettim belkide. anlamaya çalışmasını beklemek saçmaydı. Yaklaşımlarımın sonucunda, karşılığında göreceğim davranış biçimi bana ait değil. Sorumlusu ben değilim, inancını kabullenince daha cesur olabiliyor insan ve inanın etrafta ne kadar da çok korkak olduğunu fark ediyor. Üstelik üzerine gidince o kıymetlendirdiğinin ederinin aslında ne olduğunu da görüyorsun.
Korkaklık hissini de yaşamak istemiyorum. Fiziksel korkulardan bahsetmiyorum. Duyguları açığa çıkartmak konusunda gereksiz bir sonuçtan korkma hali oluşuyor ya insan da işte o bana göre değil. Duygularla ilgili korkaklık yaşayana da saygı duymuyorum açıkça. Kesinlikle artık korkak adı ile kendime hitap etek istemiyorum.
en-guzel-mutluluk-resimleri-01-1024x600Duyguların yönettiği bir hayatta, hata olduğunu düşündüğünüz ne varsa, onlar sizin hayata karşı ne kadar dik durduğunuzu ve cesaretinizi gösteriyor. Neden mi? Artık kimse duygularını öylece ortaya çıkartacak kadar cesur değil. Eğer herşeye rağmen vazgeçmeden tüm cesaretinizle ifade ettiğiniz duyguların kıymeti bilinmiyorsa bu sizin ayıbınız ya da acizliğiniz değildir bana göre. Herkes acıtıldıkları yerin yaralarıyla kan revan içerisinde, gelebilecek darbelere karşı kabukla geziyor. Cesaret yüksek bir yerden atlayıp adrenalin yaşamak değil, insani değerlerinize sıkı sıkı tutunup mevcut muhalif şartlarda ayakta durabilmeyi başarmaktır.
Ortalıkta gezinen bir sürü maskeli insan var. Hepsi hayatın acı yanlarına karşı aldıkları önlemlerden korkup maskeler ile yaşamaya alışmışlar. O soğuk, o ıssız adam, güçlü kadın, tavırları hep bu incindikleri yerlerin izlerinden. Pes etmek yok. Kabukla dolaşmak yok. Atın o maskeleri, sırtınızdaki kamburlaştıran yükleri. Hayat bu yüklerle dolaşılmayacak kadar özgürce uçacağınız, mutluluk gökyüzünü içinde barındırıyor.
fb_ımg_1451656020787.jpg.jpg
“Denedik yapamadık, olmadı, yürümedi” cümleleriyle pes etmeye hazır değilim ben. Hayatımın hiçbir döneminde pes etmedim, etmem de. Yaşayamadan karar vermek saçma olan. İlişki aşamasına bile geçemeden manasız bir tavır sergileyerek, içindeki heyecandan korkup ne yaşarım kaygısıyla kendi dehlizlerine saklananları anlamıyorum.
Geçmişe takılıp, gelecek kaygısı ile yaşayamama beni mutsuz eden. Denemeden yılmak, denemekten korkmak belki de. Bu hiç bana göre değil aslında. Aklı başında hayata karşı saygın bir duruşu olan insanın cesaretsizliğini kabullenemiyorum. Koskoca makamları işgal eden bedenlerinin içindeki küçük ve korkak çocuğu büyütme vakti gelmedi mi?
fb_ımg_1439721583211.jpg.jpg
Ne istiyorum, ne hissediyorum bunun bir değeri yok mu? İnsan bu soruyu kendine sorduğunda duyduğu cevapların peşinden gidemezse, yaşamanın ne anlamı var? Hangi tabu, hangi etken seni sen olmaktan alabilir ki? Neden? Neyi, kimi, mutlu etme çabası? Mutsuzluğuna sebep olacak, hislerini yaşayamamak, ayrı kalmak, yalnız kalmak pahasına seni içindekilerden vazgeçiren bu kadar güçlü ne olabilir? Sorumluluk korkusu mu? Sorumluluktan kaçarsan sen nasıl bir insan olacaksın?
Kalbinle paralel hareket etmeyen aklın seni yönetsin elbette ama göz göre göre köreltmesine de duyguların izin vermesin olmaz mı? Hayat ne kadarlık bir zaman dilimi? Yakaladığın fırsatları yeniden önüne getirecek mi? Daha iyisinin olacağı garantisi var mı? Daha mükemmelin hayali ile göremediğin başka değerler varsa gözden kaçırdığın, bu hayata karşı haksızlık olmayacak mı?
fb_ımg_1449894732310.jpg.jpgAdını ilk defa duyduğumuz bir meyveyi denemezsek, lezzeti hakkında bir bilgi sahibi olmamız mümkün mü? “Kesin ekşidir, kesin çok tatlıdır” demek kolay. Tam kıvamında olup olmadığını denemeden bilmek zor. Belki de başkalarına göre bir şey ifade etmeyen şey bizim için tam kıvamındadır. Kim bilir? Bizim için neyin doğru olduğunu denemeden  anlayamayacağımızı bilecek yaştayken, önümüze çektiğimiz bu bariyer de neyin nesi?
Göründüğü şekli ile beğendiğin denizin içinde var olan güzellikler ya da kayalıklar olup olmadığını görmek için kıyıya yaklaşmak görüş mesafesine ulaşmak gerekir. İçeridekileri daha yakından görmek için ise ıslanmaktan kaçmamalıyız. Belki de hayatımızda görmediğimiz bir güzellik ile karşılaşacak ve sudan çıkmak istemeyeceğiz, kim bilir? Belki de etrafındaki tüm sert kayalıklara, canımızı yakabilecek tüm deniz canlılarına inat, orada öylece yerleşmeye karar vereceğiz. Arkamıza bakmadan aniden sudan çıkmak ve başka koylarda yeniden farklı denizlere dalmak isteyebiliriz. Önemli olan kararı almadan önce sığ sularda yüzmemek. Gerçeği tüm gerçekliliği ile cesaretlenip deneyimlemeliyiz.
fb_ımg_1452091071085.jpg.jpg
Ne olur şunu yapmayın. Kıyıya yaklaştığınızda, suyun sıcaklığına, içindekilere, olan bitene öylece uzaktan bakıp karar vermeyin. Ayağının ucunu bile sokmadığın bir denize, arkanı dönüp yeni bir koy aramayın. Karşına çıkma ihtimali olan tüm fırsatları öylece yok saymak, gerçek bir yetişkine göre bir davranış olmamanın dışında, dünyaya, hayata karşı da yapılan en büyük haksızlıktır.
Bugün bütün bunları anlatıyorsam bir nedeni var. Yazınca, çizince, sanat ile biraz iç içe olunca hayatın biraz daha farkında yaşamaya başlayınca, sadece kendini değil, gördüğünüz her kareyi değişik gözlemliyorsunuz. Etrafımdaki ilişkilere bakıyorum. Yüzeyden yürüyor işler. Görünen kısımlarla tüketilince zamanlar,  yeni bir görüntünün peşine düşüyor herkes.
fb_ımg_1450429547076.jpg.jpgGördü, dokundu, hissetti, denedi, olmadı demek zor değil. Neyi deneyimledi, ona bakmak lazım. Herkesle yapılabilecekler var, herkesle aynı hazzı yakalayamayacağın hisler var. Neyin peşinde bu insanlar? Zamanın içinde farkında olmadan tükettiğimiz hayatımızın geri alma tuşu yok, farkında mısınız?
Hakikaten hissettiğiniz, dilediğiniz gibi bir duyguyu yaşamadan, öylece çekip gidecek misiniz bu dünyadan? Ona buna takılıp, kendinizden mi vazgeçeceksiniz? Yoksa hayatın tadını doya doya çıkartıp öyle mi boyut değiştireceksiniz?
Sevdiklerim, geç olmadan, hadi sizde peşimden gelin…
Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: