Uyumlu muyuz acaba?

24 Ocak 2016 1 Yorum
fb_ımg_1451563663110.jpg.jpg
“Yüzünün ifadesi değişiyor farkındayım. Bir itirafla başlamak gerekirse senden bahsetmeye,  kısık sesi ile nazikçe kurduğu cümlelere eşlik eden yumuşak ve etkileyici dokunuşlarında saklı bir sır var diyebilirim. Göz bebeklerinde bütünlenme isteğimin karşılığını gördüm. Hareketsiz bedenimin içinde senin bedenine doğru koşar adımla ilerleyen hislerim var.”
img_0023
“Kalbimin atışları hızlanırken hareketlerim daha bir yavaşladı sanki. Şömine önünde keyif yapan kediyi gibiyim. Sıcaklığınla şefkat yaşamak istiyorum. Sanırım sen de öyle. Evet, evet sen de bir yavaşladın. Parmaklarımı hapseden parmakların dokunmak ile dokunmamak arası bir yerde bu kadar sıkı sıkı nasıl tutuyor ve ne akıyor ruhuma o parmak uçlarından tanımlayamıyorum. Benden senin hücrelerine uyarıda bulunan bu akış da neyin nesi? Saçlarıma, yüzüme dokunan ellerinin yavaşlığı romantikliğinden başka sevildiğimi hissettiriyor.”
12299142_955320814527973_7905376384886327282_n
“Gözlerimin içine yerleşen bakışlarına eşlik eden anlatımlarınla saatlerce gülebilmek yaşadığımı hatırlattı. Mırıldandığın şarkılar ile santimlik uzaklıkta durduğun kulaklarımdan içeri akan, sadece bir ses değil sanki. Senin benliğime giriş kapınmış ses tellerindeki titreşimler. kan akışımı değiştiriyor gözlerinle senkronize hareket eden ellerin, dudakların.”
292742_2174239390059_2442718_n
“Dudaklarının biçimi mi değişti şimdi? Bir kaç dakika önce herkesle konuşurken nasılsa öyleydi aslında. Loş ışıktan mı, yoksa bu akıştan mı algımı karıştırıyor? Sesinde uyku mahmurluğunun sebep olduğu bir hoşluk ama miskinlik gibi de değil. Hiç duyulmamış bir ezgi gibi geliyor sözlerin. Dudaklarının arasından bana koşan kelimelerinin kısık ve yavaşlığı ile taşınıyorsun zihnime. Hücrelerime işliyor, kimyamı değiştiriyorsun. Mıknatıs etkisi ile sana çekiliyorum. Tadına bakmayı çok istediğim en gösterişli şekli ile sunulmuş iştah kabartan bir yemek gibi dudakların.”

images (26)

“Etraftaki kalabalık nereye gitti de beynimin içinde kayıp oldular birden. Bağıra bağıra şarkı söylerken, neden seslerden duyabildiğimiz yalnızca ikimizin ki anlayamıyorum. Sırtımda duran elinden göğüs kafesime işleyen ne? Gözlerimi görmek istediğini söylediğinde kayıp oldular sanırım kalabalıktaki gürültüler. Göğsün sırtımda yaslanmış dans ederken, senin bedenini neden hissetmiyorum artık? Sanki sen ve ben yokuz. Yeni oluşturulmuş bir beden gibiyiz. Kollarının ihtişamlı şefkat boşluğunda sıcaklığınla dans etmek güldürüyor, keyiflendiriyor beni. Dinlediğim şarkılar bilindik ama tanımadık gibi. Bizim için yeniden düzenlenmişler adeta. Kulağıma fısıldadığın şarkı sözlerinde dudaklarını hissediyorum” 

images (12)
“Şimdi bu yuvarlak toplantı masasının etrafındaki tüm olasılık hesaplarına rağmen  yanıma oturdun sen öyle mi? Benimle aynı konuyu dinleyip anlamaya çalışıyorsun da anlayamıyorsun hani. İşte bende o boşluktayım şimdi. Elindeki kalemi masaya dokundurup, ses yapmamak için parmaklarının arasında çevirmene odaklanan gözlerimi, bir an sana çevirdiğimde olan her neyse, masanın üzerindeki dosyayı almak isterken de bir anlık parmağıma dokunan parmağından bana yansıyan da aynı his. Belli ki bana yansıyan o his önce sana çarpmış sonra sekip ulaşmış zihnime. Bakışların değişti farkındayım.”

1ask_manzara_resmi_7
“Büyük bir binanın sayılı kişi için tasarlanmış asansörün içerisinde denk gelebilmeyi başarmış insanların arasında, sıkışıklıktan koluma değen dirseğin ve soluk yolumdan içime işleyen kokundan beynimin içine taşınıp, utanmadan yerleşmeye çalışan şu şımarık hislerde neyin nesi? Asansörden inince nereye gideceğini, bana bakıp bakmayacağını merak ettiren nedir anlayamıyorum?”
images (24)
“Hiçbir fiziksel temasın mümkün olmadığı telefondaki sesinden, ilmek ilmek işlenen bu dil sanatı şaheserinin, bedenime hükmeden hormonları, ipi çözülmüş topaç gibi salan beynime, bu deliliği yaşatan ne?”

received_961498333910221.jpeg

Başkaları ile ilişkilerimizi birbirimize anlatırken, farkında olamadığımız bir şeyler hissettin mi sen de benim gibi? Bir beden olmadan, birlikte uyumadan,  yürümekle, yemekle, gülmekle, yan yana oturmakla, yolculuk etmekle, birbirimize bazen mecbur kalmakla hissedilen o sıradan duygular nereye gitti? Nedir bize duygularımızı değiştirten? Hiç düşünmemişken bu ana kadar senin ellerinin içinde ellerimi gizlemeyi, keyifle söylediğimiz şarkıların eşliğinde sarılmak, dans etmek isteği yaratan nasıl bir duygu bu?  Onca kişinin hedef göstermesine rağmen kabul etmediğimiz ama içten içe kendimizi suçlu hissettiren bu sürpriz misafir de kim? Ne kadar çok ezberlemişim seni, ne hissettiğini biliyor olmaktan utanıyorum biliyor musun? Geçenlerde saçlarımı kulağımın arkasına taşıyan parmakların yüzüme dokunduğunda değişen nefeslerimizde fark ettiğimin bir tanımı var mı?

tumblr_lhv8euaqmd1qggu39_large
Tüm örneklemeleri okurken neler hissettiğinizi bilmek zor değil. aşk dediniz. Çekim gücü, arzu dediniz belki de. Olmazsa olmaz bir şey var üstelik insanların ilişkilerinde birlikte tutabilen. işte bunun adı; “Ten uyumu.”
Örnekleri çoğaltılabilir olasılıklara bakıldığında, ten uyumu hayatın her anında hissedilebilir bir hisken, insanların görmezden gelip tüm ilişkilerinde aradığı bir özelliktir. Sadece cinsel temas ile hissedilebileceğini düşünmek ne saçma. Oysaki öncesinde bu his oluşmazsa, cinsel arzu oluşmayacaktır. Apaçık ortada. Örneklere bir bakın. Biz dönem dönem bunları hissetmez miyiz? Burada kavram karmaşası var aslında.

images (7)

Çiftlerin yakaladığı ten uyumu cinsel beraberlikten önce gelişir. Cinsel beklentilerin karşılanıp karşılanmamasıyla  azalır ya da artar oysa. Toplumumuzda çiftlerin çoğu birbirlerinden ne beklediklerini bile konuşamaz haldeler. Milyon tane haz varsa belki de on tanesini bile yaşamadan beraberliklerini başka türlü sebeplerle sürdürüyorlar. Arayışları bitmediğinden  arzularına yenik düşüp, eksikliklerini çiftinin dışında başka bedenler de yakalamaya çalışıyor, yenilerini deneyip duruyorlar.

Mesele yeni beden değil. Her beden de senin o aradığın ten uyumunun, cinsel birliktelik gerekmeden de oluşup oluşmadığını fark edebilirsin. Arzulamadığı bir insanla tek vücut olmak bazen insanın kendi tercihi olmayabilir, haklısınız. Bu sizi aldatma ve yeni arayışlar için haklı çıkartmaz sadece bunu anlamalıyız. Kimsenin hayatından çalmaya hakkımız yok. Oluşmayan hisler varmış gibi yaşanırsa o zaman sonu hüsran işte. Öyleyse mutlaka haksızlık etmeden, incitmeden yola devam etmek insanı erdemli kılar.

Çok güzel bir kadın, çok yakışıklı bir erkek, görsel anlamda tatmin edebilir elbette ama bazen his oluşturmayabilir. Bunun içinde cinsel birliktelik denemek gerekmez. His yoksa haz da olmaz. Matematiğin bilinen tanımlarından biri gibi “iki kere iki dört eder” yani.

12241393_944491215610933_621116153604917110_n
En doğru ilişki ruhların uyumlu olduğu, fiziksel etkileşimi tetikleyen hislerin kazandırılabilmesi ile yaşanandır. Ortak yanların kişi içerisinde çelişki oluşturmadan kabul edilebilir olmasıdır.Birçok etkinliği birlikte yapmaktan keyif almak bir ilişki için yeterli değil.

Maç sevmeyen bir kadını maç izlemeye zorlamak için yapılan küçük numaraları yutmuyor öyle kadınlar haberiniz olsun. Kadın istemezse yapmaz. Birlikte yemek yapmak için küçük numaraları da erkekler yemez  hiçbir zaman. Onlar da isterlerse yaparlar. O maçlar zorla da olsa izletilirken, o yemekler ite kaka sorun çıkmasın diye yapılırken birbirinize hissettirdiğiniz o deli durum var ya, işte onu yaşıyorsanız; çıkıp bahçede kaleye de geçersiniz, dolma da sararsınız.

Zihni karıştırıp kavramların arasında kayıp olmayın. Hormonal bir iki küçük entrika için en iyisi birbirinize haksızlık etmeyin. Bol uyumlu günler ile aşktan baygın düşün.

Dokunsam yanar mıyım diye korkmadan dokunun. Ya tutuşacaksınız ya da alevi buza çevireceksiniz. Başka ne olabilir ki? Cesur olun. Uyumlanmadıklarınızla ne zaman kayıp edin ne de insanlığınızı…

 

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Serdar dedi ki:

    Duygu dolu ve güzel bir yazı olmuş.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: