“Yağmurdan sonra Deniz”

22 Ocak 2016 0 Yorum

6105be8dabd20550721dc0866ac67ebf_1316428158

Üç haftanın ardından aldığım abuk subuk ilaçlar nedeni ile kilo da kayıp ettim. İki de bir doktora kızıyorum. Ben sizden daha iyi bakıyormuşum kendime desem de, o hiç oralı değildi.

“Değerler istediğimiz gibi, çıkabilirsiniz.” dediğinde o kirli görüntülü, zerre kadar iyilik barınmadığını düşündüğüm uyuz doktorumu öpüverdim. Nedense insanlarla böyle anlamsız bir iletişim şeklim var. Birinde ki kötülüğün pis kokusunu hissedersem, bana karşı çok iyi de olsa, bir daha o enerjinin etkisinden kurtulamıyorum. Başkasının canını yakanları hissediyorum ve yanılmıyorum da. 

images

Hissettiklerime göre önlemler almak istemediğim ne kadar çok bile bile hatalar biriktirdim. Hatalar diye düşündüren ne varsa, hepsinin sayesinde bir o kadar da çok kazanımlarım oldu. Kendimi hatalarımla yetiştirdim.

Hızlıca asistanım ve birlikte yolumda bana destek olan kim varsa işleri organize edip, kızımın denetiminde gitmek için hazır hale geldim. “Bir sürü çiçeklerim olacak bahçemde.” diye başlayan hayal cümlelerimle kendimi avutmaya başlamıştım bile. S”abahları baharın soğuğuna, gecenin ayazına, yağmurun sıcağına inat yüzmeye gideceğim mabedime, denizime de yakın olacağım artık.”  diyordum soranlara..

img-nesekarabocekeyagmurunsesinebakaskadavetediyor-729

Sıkıldıkça yıldızların ışığında şarkı söyleyip, uzun uzun  yazacaktım. Bildiklerimi pekiştireceğim yeni tatlar deneyeceğim, deliliklerimi paylaşacağım minik bir mutfağım ve keyifli sohbetlerin yapılacağı mavi beyaz bir lokantam da olacaktı. Daha ne isterdim ki?

Bütün bu hayallerimin mecburiyete bağlı olmasıydı canımı sıkan. Bana biraz olsun yüz vereni bulsam, anında astar peşine düşecektim. En yakın dostlarım bile burnundan kıl aldırmıyorlardı. İki ay sonra gitsem diyordum ama kabul eden yoktu. Önce seneye dedim, pazarlıkla iki aya kadar düştüm ama kimse yanaşmıyordu.

sagnak-yagmurun-altinda-aski-yasamak

Çaresiz gidecektim. Manevi kızım, asistanım İnci’nin tüm ağlama krizlerine rağmen benimle gönderilmemesi, beni daha çok üzüyordu. İnci’nin kıvırcıklarını parmağıma dolamayı çok özleyeceğim belliydi. Kaçıp geleceğini düşünen arkadaşlarımdan biri, kendine asistan yaptı İnciyi. “Asistanımda gözün varmış” desem de hiç oralı bile olmadı.

Türk olmayan, Türkçeyi az konuşabilen yeni bir kızım olmuştu. Benimle birlikte yeni hayatıma gelecekti. Ülkesinde hemşireymiş ama maalesef bizim ülkemiz de hiçbir şey ifade etmiyordu diploması. Benim için ise çok önemli olacaktı zamanla, ne acı.

fb_ımg_1439373400230.jpg.jpg

Massimiliano dan öğrendiğim Tarzanca diye tabir edilen İtalyanca da, bir türlü akıcı konuşamadığım, kendime gurur meselesi yapıp saçma sapan kaçtığım yarım İngilizce de hiçbir şeye yaramayacaktı. Kız ikisini de bilmiyordu. “Nasıl anlaşacağız biz bu kızla?” derken, annesi kılıklı, ukala kızım; “Sen bakışlarınla çözersin”  diyerek beni susturmuştu bile. Sara, benim yeni hayatımın yepyeni kahramanıydı.

Massimiliano demişken, kendisi bir arkadaşımın bana tavsiyesi üzerine bir zamanlar Türk erkeklerden uzak durma kararım ile hayatıma girmeye çalışan Apollo görüntülü bir İtalyan avukattır. “Sen, Türk erkekler ile yapamazsın.” demişlerdi. Benim de işime gelmiş olsa gerek,  ben de daha moderndir, dünya görüşü farklıdır, centilmendir, kibardır dediğim Massi ile kısa süreli bir ilişki yaşamıştım. Adam Milano’dan İstanbul’a yetişip boğuyordu beni.

fb_ımg_1452714618048.jpg.jpg

“Ti amo Ti amo. Neredesin? Kimler var yemekte? Kaçta evde olursun? Çocuklar evde kiminle birlikte? Kim aradı? Yemekte neden telefonun kapalı? Aşkım yemekteki arkadaşlarınla görüntülü konuşsak beni tanıştırır mısın?” falan falan… “Benimle ilgilen. Neden aramadın?” Dın dın dın dın dın en sonunda bu alarmlar beni arızaya geçirdi ve hızlıca fişi çekmiştim.

Ait olmak mı kıymetli, ait hissetmek mi yoksa sahibin varmış gibi yaşamaya mecbur edilmek mi? Dünyanın neresinde olursa olsun, bu sınırı aşan ve her şeyi birbirine karıştıran insanlar, kendine güveni olmayanlardır. Bu kendi için de gerçekten büyük tehlike. Hep bir tedirginlik hali ile ne kadar huzurlu yaşayabilir bir insan? Kuyruğuna teneke bağlanmış kedi gibi. Hem o tenekeden huzursuzdur, hem de çok eğleniyordur.

fb_ımg_1452187607977.jpg.jpg

Arkadaşımın, Massi ve bizim ülke sınırlarımız dışındaki adamların anlayışlı kültürlü olmaları ile ilgili düşüncesi  yerle bir olunca, diğer alternatifler bir bir önüme sunuldu yıllarca ama hala aşk kimdir bilmiyordum.

“Yağmurdan sonra Deniz” adlı romanımdan küçük bir hediye…

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: