Ah be çiçekçi…

13 Ocak 2016 0 Yorum

image

Ah be çiçekçi ne yaptın sen şimdi? Kucağında kocaman bir buket, ucundan sarkan minik bir zarf. Kimbilir kimin yüzünde bir tablo olacak bu çiçekler. Oysa ben biraz gri ve biraz siyah… Başka bir renk ve kokudan eser yok hayatı anlamlandıracak.

image

En konforlu yastıklardan daha da yoğun sevgi ile yıkanmış şefkat kokan bir göğüste dinlenmek, bölünmeden uykularım sabahlamak lazım şimdi. Arada bir uyku arası en kıymetli aşk ilacindan yaratılmış dudaklardan  bir kaç doz alıp yaraları iyileştirmek, kenetlenmiş parmakların bağlarıyla yeniden hayata bağlanmak, benzersiz bir kokunun karıştığı nefesi içime çekip yaşadığımı anlamak lazım.

image

Nefes almayı başarabilmek kadar kolay başladı herşey ve sonrası içten çürümüş yirmi yaş dişi ağrısı gibi yaktı canımı. Açık ameliyatta anestezi almadan dayanmak gibi sensiz yaşamaya alışmak için kendimi hırpalamak.

image

Yine küstürsen beni ve yine gönül alma buketlerinle dikilsen karşıma. Şımarık, kontrol bende ifadenle gülümsesen ve ben bile bile her seferinde teslim olsam sana. Yeter ki gelsen. Gel sen. Gelsen. Bu yazılan iki kelimenin aynı yazılışını fark edip okusan ama ayrı ayrı anlasan.  Kıyamasan. Kırsan döksen etrafındaki duvarları, bana gelmene engel olan ne varsa hepsine karşı sağır ve kör olsan ne olur?

image

Bilindik kelimeler, cümleler ile hitap etmek istemiyorum ne kendime ne de sana. Sen benim hiç bilmediğim yanımsın. O bilmediğim yerde benden senden yarattığım benzersiz dünyamsın ve ben yalnızca o dünyada mutlu yaşamayı başarabilirim. Gerisi hep yaşarmış gibi yaşama çabası. Vücut faaliyetlerine eşlik etmeye alışmış bir ruhun hikayesi olarak sürüp gidiyor.

image

Sana kendimden bakınca kendimi görmüyorum. Sende başka bir sen olmuş ben var. Bir dostun acı sözlerinde gizli öznesin. Her cümlenin sebebisin. Her acının dozajı sensiz kalan benim algımla belirleniyor.

image

Bazen yokmuşsun, hiç olmamışsın gibi  düşünmeye çalışan zihnimle, buna inanmayı reddeden “mantıklı” lakaplı zihnimin kavgasını izlemekten yoruluyorum. Kendi içimde kendimle savaşmak, hiç bir şekilde galibiyete yakın hissetmemekten ibaret herşey.  Tam da böyle bir delilik hali. ” Seni kendim için sevmeyi kabullendim” dediğimde sensiz bir sevgiyi yaşama şeklini kabullenmek mağlubiyeti altında galibiyet hayalleri kurmak çok ağır. Ağır, acı ama bu gerçek olma özelliğini kayıp ettirmiyor.

image

Kendime güvenmediğim tek hissimin sebebi, yetersiz kaldığım tek iletişim şeklimsin. Kendimle iletişimim şiddetli geçimsizlik hali. Ortada paylaşacak hiç bir varlık yok üstelik. Payımıza düşenlerin tek sahibi benim. Hepsi benim sorumluluğumda.  Biraz paylaşmayı istesem yüküm hafifleyecek ama sen hapishanende müebbet ile yargıladığın mahkumların varlıklarını   çoktan unutan zalim bir hükümdarsın.

Adalet, hak, hukuk tanımlarını oluşturan onca kelimeye inat sen beni hak ettiğini fark etmeden yaşarken, beni hak etmediklerimle yaşatıyorsun ya, ne diyelim,  çiçekçi sana geldiğinde teşekkür bile edemeyeceğin o an anlarsın…

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: