Yarına kadar…

10 Ocak 2016 1 Yorum

  

Güneşin özgürlüğüne kadar gecenin hükmü ile karanlıkta bir sır hayat. Işık doğar mı, güneş gelir mi bilmeden, düşünmeden geceye gömülüyor insan. Bazen ciğerlerim bitmiş oksijeniyle tutulduğunda ağlamaktan, hemen bir aynanın önüne sığınıyorum. Önce ağlamaktan ateş kırmızısı olmuş gözlerim, altındaki yorgunluk işareti mor halkalarım, kemiklerimin üzerinde titreyen bedenim, kontrolü mümkün olmayan burun ve göz sıvılarımın yüzümü ne hale getirdiğine bakıyorum. Tanınmayacak halde oluşum içimi yakıyor. Kimsenin görmediği ile yüzleşme anı yorgun ruhuma ağır geliyor.  

image

Dumanlı hiç bir varlıkla bir ilişkim olmadı bugüne kadar. En hoş sohbetlere eşlik eden bir kaç kadehten başka ya ince belliyle ya da mis kahve çekirdeği lezzeti ile geçiyor hayatım. Bütün bu yaşayış biçimime rağmen sanki zihnim hep sarhoşluğun bulanıklığında. Görüntüyü netleştirmek için çabalamaktan yoruldum. Uyku ile de aram açık epeydir. Derdi ne bilmiyorum ama beni resmen terk etti. Şiddetli geçimsizlikten uykusuzum. Her gecenin güne kavuşma saatine kadar bitap düşmeden ne yastığın, ne yorganın ne de yatağın anlamı var. Çivi üzerinde yatan, ateşte yürüyen beden nefis terbiyecileri gibi uyku halindeyim. 

image

Bedenimde bu zihnimin isyan haline alıştı artık. Ne kadar zorlasam da bana değil, ona itaat ediyor. Şimdi bir devrim yaşanıyor zihnimde. Alışılmışın dışında bilinmeyen bir yerden geldi soru ve sırf bu sebebin meşguliyeti ile yarın olmuyor. Güneş fiilen hizmet etmiyor, bana bu aralar yirmi dört saat gece.  Çok alıştım tek nefes tek beden yaşamaya. Biz olmak istediğimle, hiç olmaktan öteye ilerleyememek canımı yakıyor. 

image

Yüzünün bütün kıvrımlarını gözlerini ve gülüşünü ezberledim, üstelik bundan hiç haberi yok. Gözüm kapalı çizerim kömür kalemimle bir eskiz defterine. İçine sesini yerleştirebilirim benden esirgediği. Belki son veda sarılışını, öpüşünü ya da yeniden biz olmak istediğini ima eden cümlelerini katarım eserime. Sanat şaheşeri oluruz. 

image

Tüm görkemli varlığına inat içinde birikenlerine tutsak ruhum. Yüzünden okunuyor adamlığın ve bazen de istemsiz hatalarından pişmanlıkların. Canını yakanlar da canına can katanlarda göz bebeğine yerleşmiş senin. Kaçırdığın bakışlarının içinde gizlenmişler bir köşeye ya da söylemesin diye komut verdiğin dilinin altına sığınmışlar sonrasında seninle kavga etmesinler diye. Söyleme peki. Göz bebeklerin de benim dışımdaki boşluklarla buluşsun bana sihirli gülüşün ile kendini anlatırken. Ruhunu alma sen benden.  Sana bile çaktırmadan benim ruhumla tanışıp ömürlük bir iletişim kurmayı başaran ruhunu esir etme ne olur. Bırak mış gibi yaşayan ruhun, huzurdan beslenirken mutlu olsun benimle. 

image

Kendini huzura armağan et ki mutlu olurken yaşamak denilen dünya nimetinin tadına bakalım beraber. Anlaştık mı?

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Kenan SAYIN dedi ki:

    Hadi teslim et kendini mutluluk girdabına,
    Olsa da sonunda pişmanlık,
    Dersin bu da düşen benim payıma,..!

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: