Aşkla yeniden…

3 Ocak 2016 0 Yorum

image

Bir kaç mevsim yağmasını beklediğin kar gibi aşk, güneşin sıcağına erişmek isterken erir gidersin. Işığa yaklaştıkça başına gelecek olanlardan habersiz önce kanatlarından alev alır, halsiz ve savunmasız kalırsın. Gücün kesilince karşı koyamaz,  ateşe doğru sonuna çekilirsin. O yolculukta ne yaşayacağını bilmeden en gönüllü halinle düşe kalka ilerler durursun.

image

En parlak sahne ışıklarının ortasında tüm heybetiyle karşında durur aşk. Kendinden şüphe ettirir seni.Yetersiz görürsün bazen kendini. Onu ise ne kadar da ulaşılmaz gösterir zihnindeki büyü. Aşk olduğunu bilirsin ama senin olur mu bilemezsin ya işte tam da böyle.

image

Gelirse kolun kanadının yerine kalbinin üzerine yenilerini takar. Bedeninle değil, ruhunun gücü ile yaşarsın hayatı. Sabahlara uyanış onun için. Onca süs püs, kokular, daha önce yazılmamış şiirler, dinlenmemis şarkılar, izlenmiş ama bir daha o hislerle izlenmesi gerektiğini düşündüğün filmler ve birlikte yazılmayı bekleyen kocaman ve ürkütücü anılar biriktirirsin.

image

Ürkütür güzel olan, adı en ile başlayan herşey. Kaybetmekten korkmak cümlesi ile tanıştırıyor seni aşk. Kendinde kayıp olurken,  bir başkasında kendini bulursun.

image

Bütün hücrelerin efendisinin sadık hizmetkarı görevinden  istifa etmiş, başka bir ten ve ruh karışımına secde etmeye başlar.

Onunla sabahlar, onunla geceler ve bu aradaki zamanda hiç yorulmazsın. Aşk kendine karşı pes etmek olsa da başkasında dirilen ruhun ile bedenine yorgunluk hissettirmeyen, kansız ve sonunda kimin kazanacağını bilmediğin bir savaştır. Mağlubiyette de galibiyette de sen kazanırsın. Aşk sonsuzluğu kazanmaktır. Yasanmazsa insan için en büyük kayıptır şüphesiz.

image

Aşk insanın başlangıcıdır. Doğumundan sonraki ilk başlangıçtır aşk. Kendinin bittiği, başkasında yaşamaya başladığı halidir. Bu yeniden doğuş için kendi içinde neleri terk etmek zorunda kalır insan? İnsanı çirkinleştiren tüm özelliklerden arınmaktır aşk. Gurur ve egonun ebediyete kadar terk edilişidir ve bu ne kadar da insanca bir davranıştır.

image

Aşk insanı insanlaştırır. Belki de hayatında kullanmadığın bir kaç insani özellikle tanıştırır seni yeniden.  Merhamet, şefkat, koşulsuz sevgi, tutku ve aşk gününe kadar kullanmadığın ne kadar özelliğin varsa hepsini harekete geçirir.

image

Bazen , daha önce yemediğin bir yemeği yersin. Tadını hiç beğenmesen de, yersin işte. O istediği için bir çok yediğine içtiğine eşlik edersin. Kedileri hiç sevmesen de kucağında bir kedi ile uyanırsın sabahları ya da sabahın köründe sırf o soğukta üşümesin diye onun köpeğini yürüyüşe çıkartırsın.

image

Denizden çıkınca kendinden önce ilk onu kurularsın. Konusundan hoşlanmasanda sırf o istedi diye bir film ya da bir müzikal izlersin. Bazen de kendini bir maçın ortasında deli gibi zıplayarak bağırırken bulursun. Sırf onun icin bir futbol takımı formasıyla dolaşırsın ortalıkta. Belki de o istemiyor diye bazı kıyafetlerini arkadaşlarına hediye eder  bazen de sırf o hoşlanıyor diye alışkanlığın olmayan ciciler alırsın kendine. Hayatındaki her an artık kendi dışında bir varlık için adanır.

image

Adanılası bir aşk bulduğunda korkmamak mesele. Köşe bucak kaçmamak. Teslim olmak, tevekkülde beklemek belki de. Sabırla sonsuzluğa ulaşmak, ateşin içinde ateş olup yanmak, buzun içinde zamanı durdurmakta aşk.

Geriye sarmadan, ileriye kaygı ile bakmadan kayıp olduysan bir ruhta ve bir tende kendini bulduysan yeniden, aşktasın. Sakın kıpırdama. Aşkta kal.

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: