İçinde ne var bakar mısın?

13 Aralık 2015 1 Yorum

1dini_guzel_sozler_16

Tutuşunca bedenler, ilahi sihir eşliğinde birleşir hücreler ve her dünya ile cezalandırılanın kaderi başlar iki bacak arası derin kuyuda… Kuyudan ışığa yükseldi mi göz kapakların, açıldımı ağzın dünya nimetlerine yaşamla tanışırsın. Nefsin iş başı yapar sen onunla savaşmaya alışırsın. Ya esiri olur ya da esir eder dünya dışında alemlerinin incisi olarak yaşarsın.

Yaratıldığından sonsuza gittiğin yolunda eşlik edenlerin çok olacak şüphesiz. Kimi adını en iyi olarak andıklarından, kimi en kötü diye adlanlandırdıklarından biriktireceksin günlerini.

Elini tutan, başını okşayan, bedenini doyuran, ruhunu hareketlendiren, acıyı , tatlıyı, kederi anlatan, yüzüne en güzel görüntüyü, gülümsemeyi bahşedenlerin olacak. Kimi zaman şanslı sayacaksın kendini, kimi zaman yaratılanların en talihsizi gibi göreceksin. Oysaki her ikisi de sensin ama sen bunu anlayana kadar eskiyecek bedenin. Ruhun yorulacak.

Olmasını istediklerinle mutlu, olmasın diye dua ettiklerinden pişman, bazen heveslerinden şikayetçi bazen de vazgeçilmezliği anlamlandıracaksın. Hep isteyeceksin. İstemek en bıkmadan yapacağın davranışın olacak. Sıcakta soğuğu, soğukta ısınmayı, aşkta özgürlüğü, özgürlükte aşkı, huzurda mutluluğu, fakir kaldıklarında zenginliği, zenginlikte eksik kaldıklarını dileyeceksin hep. İstemek insanın nefsi ile ortak işletmesi, insan ise bu müessesede gönüllü köle olarak hizmetli.

107

Bu varmış gibi yaşadığımız her günün öncesinde ve sonrasında dünyayı anlamlandıran nice insanlık üzeri yaratılanlarımızın ışığından yürümek en değerli tesellimiz.

Ruhumuzu daraltan ne varsa çaresi için yaratılandan görevlendirilmişlerimiz var etrafta. Asırlar öncesinden imdadımıza yetişenlerimiz var. Yeter ki var olanların kıymeti bilinsin, anlamak isteyene anlatılacak çok sırlar var.

Yalnız geldiğimiz bu alemde bizi yalnız bırakmayanları görebilmek ile iç huzur mümkün. Kör değilken kör olmamak mesele. Yeterki kaybettiği benliğinin farkında olsun insan, bulması kolay. En iyi yaptığımız istemek fiili ile çözülebilir.

Kırgınlıkların, enkazların, can kırıkların, acıların, endişelerin, pişmanlıkların, huzursuzlukların, çaresizliklerin varsa merkez sebep kim ona bak ey dost. İçine bak yaratılmış en mükemmel hazine sandığının. Zihninin cevherlerini çıkart meydana. Doğmadan önce belleğine yerleşmiş doğrularını iste gelsin.

İstemekle edinilmeyenler için gönül koyma, pişman olma çaban için düşün. Düşün ve anla. İstediğinin sana faydası olsa gelirdi. Gelmediyse şükür et, iyi ki gelmedi. Faydasız ilaç insan bedenine ne yaparsa, faydasız aidiyet de o denli zararlı ruhunun sağlığına.

Bazen de sabırsız selamet beklemek alışkanlık oluveriyor. Sabırsız gelen kolay gelense eğer, kolay gelenin faydasına bakmak gerekmez mi? Sabırla dile gelen senindir, gelmeyen senden, senin için değildir.

546796_213606498781268_767449302_n

Kendini sorgular bulursun zaman zaman. Ben olsaydım ile başlar bazen cümlelerin. Senden bir tane var unutma. Sen kimsenin yerine ben olmazsın, o kimse de sen olamaz. Bekleme kendinden bir tane daha, yanılırsın. Senin aklınla senin ruhunla aynı formülde değil başka bir yaratılan ve her canlı kendine has unutma.

Sana en yakınını bulunca da öyle çabucak gözden çıkartma. Belli ki zor gelmiştir sana, seni bulasıya kadar epey hırpalanmış, aramış, aranmış, yorgun düşmüştür o. Tam da seninle eksiğini bütünlemişken zayi etme, sahip çık ki hayatın anlamlansın. Göze dişe gelmeyen kusur yüzünden de silme hemen. Bir müddet yaprağını döktü, uzun zamandır çiçek açmadı, meyve vermedi diye ağacı kökünden sökeni duydun mu sen?

Kendinden ve yaratandan başka hiç bir canlıdan bir şey isteme. İstersen saflığını, yalınlığını yitirirsin. Bekleme hiç bir gün ve gece. Gelen kendi mucizesi ile gelsin de mutlu olmak ne demek anlamlansın.

1375022_10151732706508311_458513893_n[1]

Burnuna kötü kokular gelecek bazen etraftan ve duymak istemediğin uğultular, duyma, görme. Seni yolundan çevirecek yine sensin unutma. Yol senindir. Yolunda karşına çıkan ise eşlik edenlerindir. Yolun etrafında dağlar, tepeler, ovalar,dereler var diye gideceğin yerden mi vazgeçeceksin?

Sırtındaki derin yaraların nedeni en yakınına yerleşenlerindir. Uzağından takip edenlerin bu denli yakınından acıtamaz seni. Mesafeyi eşitlemek en doğrusu. Mertebeleri belirlemek ile yükümlü de sensin. Kendinin önüne dizdiğin herkesin arkasında kalır hayatına gecikirsin. 

b4b8a1fd0e0f166edf0a7c81dac25ab4

Hayatta daima israftan kaçınarak yaşamayı tercih etmeli insan. En mühimidir zaman. Zamanını harcadığın sebebe dikkat etmelisin. Kim için? Ne için? Neden harcıyorsun ve bu sarfiyatta ne hissediyorsun? Sahip olduğun her bir zerre bir enerjiye ihtiyaç duyar varlığını sürdürebilmek için. Harcadığın enerji seni güçsüz bırakırken, topladığın enerji ile yenilenebiliyor musun buna dikkat et.

Ruhun kırılgan ve özel bir varlık. Senin en değerli hazinen ve emanetindir. Bu varlığını kıymetsizleştirecek hiç bir varlıkla zamanını kirletme. Seçim yapmak kaçınılmaz bir durum. Seçimlerimize göre hayatımız şekilleniyor. Hayatın ağırlığından yorgun ve güçsüz hale gelen ruhunu yeniden güçlendirmen için sana destek verenin varsa sımsıkı tut elini ve sen de güçlendir o kıymetlini.

Hayatında eşlik eden herkesin mutlaka bir sıfatı var senin gözünde. Adı dost olanları iyi gözlemle. Sen ona dost derken o sana ne diyor bir bak. Acılarınla beslenip, canını yakarken yanında oluyorsa adını değiştir hemen. Acılarınla endişelenip, seninle ruhu sarsılıyor ve elini herşeye rağmen tutmaktan vazgeçmezken yanlışını doğruya çevirebiliyorsa baş tacı olsun adı.

Dost dediğin canını yakmaz,can yanıklarını iyileştirir unutma. Şems-i Tebrizi’nin dediği gibi; “Diyorlarki dost acı söyler. Acıyı söyleyene dost denilmez ki! Seni sevmeyen acı söyler, dostun sana söyleyeceği acı dahi olsa, senin canını acıtmayacak şekilde tatlı dille söyler.”

Sahip olduklarını paylaşmaktan çekinme, çekindiklerin başına dert olacaktır bir gün. Çok da sahiplenme, önce en çok sahiplendiklerini yitirirsin. Acı en sevdiklerinden gelir her zaman. Ruhunu etkilemeyenin ne acısı olur, ne de neşesi. Öylece gelir geçer hayatından.

j52sg

“Bu bana neden oldu? Neden ben? Nasıl oldu bu?” soruları, yaratanı güldürmenden öteye gitmez inan bana. Hayatta hiç bir zerre sebepsiz değildir. Önlemlerini al, sabırınla zırhlandır, sus ve bekle. Canını yakarak gidenlerin yerine, yüzüne güldürmek için geleceklerin vardır. Sustur içindeki isyan çığlığını, ses tellerini kesiver gitsin. Kahkahaların gelişinin müjdecisidir, gözlerinden akan kederlerin nehirleri. Yıkar geçer, serinletir, ferahlatır ruhunu gözyaşları, bırak özgürce seni arındırsın. Biriktirirsen sana keder, sebep olana neşe olur.

Sonbaharla başlayan vedalaşmalarının ardından kuruyup kalan ağaç, inadına açmaz mı baharlarda çiçeklerini, yapraklarını ve ardından meyvesini. Yaratan kuruttuğuna yeniden can bahşedendir. Mucize arama hayatında yenilenmek için. Her hafta uzayan tırnaklarına, saçlarına, sakallarına, gözünün önünde saksısına mahkum çiçeğine, çocuğuna, annene, babana, aynadaki kendine bak. Yaşam sihri gözünün önünde bu denli canlıyken hayattan vazgeçmek komik olmaz mı?

Her sabah uyanıyor, her gece uykuya gidiyorken bedenin, onca saat yaşadıklarına bir bak. İyice bak ama görmek için değil, gördüklerini anlamlandırmak için bak ne olur. Etrafında olan biteni gözlemle senden başka yaşayan tüm varlıklarda olsun gözlerin ve anla. Bağlı olduğun köklerinde istediğin enerjin, gücün.

Sadece sen insan olmayı başar ve o zaman iste, inan bana  insan için yaratılanlar senindir.

uypyw

Kategori: GENEL

Yazar:

Yunanistan kökenli bir ailenin mensubu olarak 1976 da İstanbul’da doğdum. Gazeteci bir baba ve edebiyat öğretmeni bir annenin çocuğu olma münasebetiyle Anadolu’nun bir çok ilinde eğitim aldım.

Yorum (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. İlkay Kurumuş dedi ki:

    Huzur… Doygunluk… Teşekkürler sana…????

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: